AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Bir mobbing davası daha!

28 Şubat'ın İlginç İsimlerinden Nurcan Akçay Şimdi De Mobbing Davası Nedeniyle Mahkemelik!

Bir mobbing davası daha!
SEMİN GÜMÜŞEL 


Nurcan Akçay 2002'den beri çalıştığı Sabiha Gökçen Havaalanı'nda amirleri ve bazı çalışanlar tarafından kendisine karşı "yıldırmaya yönelik davranış, ayrımcılık, taciz, psikolojik ve duygusal baskı" iddiasıyla mahkemeye başvurarak "mobbing" davası açtı. Bir hafta sonra da işinden oldu. Akçay'ın ilginç hikâyesinde 28 Şubat'ın perde arkasında kalmış çarpıcı iddialar da var…

"Mobbing" İngilizce bir kelime, Türkçe karşılığı tam olarak bulunamamakla birlikte iş yaşamında "psikolojik yıldırma ve taciz, duygusal baskı, zorlama, psikolojik şiddet olaylarına maruz kalma" olarak tanımlanıyor. Nurcan Akçay, Türkiye'deki üçüncü mobbing davasını açan kadın.
2002'den beri Sabiha Gökçen Havaalanı'nda çalışan, bir süre sosyal tesislerde müdürlük de yapan Akçay, kendisini 'mobbing' davası açmaya iten nedenleri, özetle, şu iddialarla anlatıyor: "Yeni gelen bir genel müdür yardımcısı önce beni yönetim kadrosundan çıkarttırdı. Sosyal tesislerde asla sorumluluğum olmayan bir açık gösterilerek 'tesisi zarar ettirdiğim iddiasıyla' memur kadrosuna alındım ve maaşımdan bir yıl kesinti yapıldı. Eğitim ve tecrübemden düşük görevlerde memur olarak görevlendirdi. Bu arada her türlü baskı ve tacizi yapmaktan geri kalmadı. Çok sık, çeşitli konularda savunmalar istendi. Hem de çok ahlâksız nedenlerden dolayıYönetici olarak çalışan bir başka şahsı da bu tür konuşmalarından dolayı Pendik Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet ettim. Bu kişi yönetim kurulu kararıyla görevden alındı"

28 Şubat'ın gizli, ama önemli isimlerinden!
Akçay'ın iddiaları böyle sürüp gidiyor. Peki davasını ilginç kılan ne? Neden adı sık sık bu tür ilginç olaylarda karşımıza çıkıyor? Bu sorunun cevabı belki de Nurcan Akçay'ın çok da sıradan olmayan mazisinde gizli. Akçay'ın geçmişi Türkiye'nin yakın tarihinin en önemli olaylarından 28 Şubat 1997'yle ilginç bir biçimde örtüşüyor. 1963 doğumlu Akçay, babasını dört yaşındayken kaybetti. Çocukluğunun bir kısmı yetiştirme yurdunda geçse de eğitimini tamamladı ve meslek edindi; üst düzey yönetici sekreterliği yaptı. Akçay'ın 1991'de kulak burun boğaz uzmanı ve Başbakanlık'ta Balkanlar'dan sorumlu müşavirlik görevinde de bulunmuş kıdemli Albay Prof. Mustafa Kahramanyol ile evlenmesi belki de hayatını değiştiren olay oldu.
1997'de Prof. Mustafa Kahramanyol'un eşinden boşanma kararı alması ikisinin de hayatlarını altüst etti. Aynı günlerde Nurcan Akçay Gülhane Askeri Tıp Akademisi istihbaratından gelen bir telefonla Ankara'ya çağrıldı. Kendisine kimi subayların eşlerinin başlarının kapalı olup olmadığı, evlerine gelip gidenler, eşinin irticayla ilişkisi soruldu. Önce "Sanmıyorum" dedi ama Ankara'ya geliş gidişler çoğaldı ve yavaş yavaş eşinin vatan haini ve ajan olduğuna, bu işleri menfaat için yaptığına inanmaya başladı. "Nasıl inanmam ki, bunları söyleyenler devletin yetkilileriydi, Mustafa Bey'in işleri hakkında da bilgim yoktu." 3 Ağustos 1997'de Prof. Kahramanyol, eşi Nurcan Akçay'ın onun irticacı olduğunu ifşa eden mektupları nedeniyle Yüksek Askeri Şura kararıyla ordudan ihraç edildi.
Nurcan Akçay bir süre sonra, üst düzey askerler araya girince Kartal'daki Mehmetçik Vakfı İstanbul Şubesi'nde çalışmaya başladı. Sürmekte olan boşanma davasında Prof.Dr.Kahramanyol mahkemeye delil olarak eşinin Genelkurmay'a yazdığı ve karşılığında rüşvet olarak bu işi aldığını iddia ettiği mektubu sundu. Bu soru, Mehmetçik Vakfı'na iletildiğinde, Nurcan Akçay işsiz kaldı.
Bu arada bu mektup yazılma sürecinin tanığı ve aile dostları da olan emekli bir paşa, bir süre sonra intihar etmeden önce orijinal mektupla birlikte diğer tüm evrakları Akçay'a göndermişti. Akçay da, kendi ifadesine göre bunları imha etti. Ancak yaklaşık iki yıl sonra Kahramanyol bu kez AİHM'ye başvurunca, orijinalinin yerini tutacak yeni bir mektup yazması istendi Akçay'dan. Önce itiraz etse de, yine kendi ifadesine göre hem Türkiye çok yüklü bir tazminat ödemesin diye, hem de işine geri dönme ve çocuklarının sicilini temizleme ümidiyle ikinci mektubu yazdı. Kahramanyol bu mektup yüzünden AİHM'deki davayı kaybetti. Artık yıl 2000'di, Nurcan Akçay bu kez TEM otoyolundaki Mehmetçik Vakfı'nın Opet tesislerinde satın alma müdürü olarak çalışıyordu. Orada tanık olduğu yolsuzlukları Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun eşi Olcay Hanım'a bildirince, bir gece yarısı evinin önünde bir şarjör mermi boşaltıldı. Olayın ardından Akçay'ın yeni iş adresi yöneticilerinin hemen tümü eski asker olan Sabiha Gökçen Havaalanı'ydı. İlk günlerde her şey yolunda gitse de, bu kısa sürdü.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 97. sayısında bulabilirsiniz!


 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital