![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Dağdaki Gençlere Af Konuşmanın Ön Koşulunu Açıkladı: "önce Silahları Bırakmanız Lazım" "K.Irak'ta İleride Konsolosluk Açılmaması İçin Sebep Yok"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Başbakan Erdoğan'ın New York Times Gazetesi'ne açıkladığı 'Güneydoğu Paketi'nin ayrıntılarını Yeni Aktüel'e anlattı. AKP hakkında kapatma davası açılmasından önce görüştüğümüz ve üniversitelerde Kürdoloji kürsünün kurulmasına, özel televizyonlarda Kürtçe yayın yapılmasına da sıcak bakan Fırat'a göre bugünkü koşullarda genel af söz konusu değil. Başbakan Erdoğan, New York Times'a Kuzey Irak yönetimiyle bozuk olan ilişkilerin düzeltileceğini söyledi. Bu nasıl olacak? Türkiye K. Irak'ta bir diplomatik temsilcilik açacak mı, yoksa Basra'da açılacağı söylenen konsolosluk mu bu işi yapacak? Talabani'nin önerisi doğrultusunda Barzani ile ilişki kurulacak mı? Her şeyin ötesinde orada yaşayan insanlar bizim kardeşlerimiz. Tarihten gelen müştereklerimiz var. Aslında K. Irak'la kötü bir ilişkimiz yok. Fakat hiçbir ülke kendi topraklarında, diğer bir dost veya komşu ülkenin topraklarına, insanlarına karşı terör faaliyetlerine müsaade etmemelidir. Bizim merkezi Irak yönetiminden, bölgesel yönetimden talebimiz bu. Ancak buna karşılık bulamamak ilişkileri gerginleştiriyor. Ayrıca siyaset alanında medya üzerinden haberleşmek çok doğru değil. Çünkü bugün verdiğiniz bir beyanat, üç ay sonra yayına konup sözleriniz cımbızlanabiliyor. Ülkeler arasındaki bu tarz ilişkilerde mesajlar doğrudan birinci ağızdan ve çok dikkatli bir şekilde iletilmeli. Gücendiğimiz bazı noktalar vardı ama umarız bundan sonraki süreçte ilişkilerimiz daha iyi bir düzeye oturur. Sayın Talabani'nin Türkiye ziyareti, iki ülke ilişkilerinin gelişmesi bakımından son derece müspet olmuştur. Basra'da açılması düşünülen konsolosluk gibi, yoğun ticari ilişkilerimizin olduğu K. Irak'ta da ileride bir konsolosluk açılmaması için bir sebep olduğunu düşünmüyorum. - Güneydoğu Paketi'ne Türk kamuoyunun desteğini nasıl sağlayacaksınız? Kamuoyunun destek verip vermediği ancak seçimlerde anlaşılır. 22 Temmuz seçimi yapılalı çok fazla zaman olmadı, bölge halkının desteğini orada çok açık bir şekilde gördük. Kürt kökenli vatandaşlarımızın problemlerinin şiddet yoluyla değil, AKP'nin ortaya koyduğu demokratik, özgürlükçü yaklaşımla çözülebileceği inancının bir tezahürü olarak bu desteği alıyoruz. Kürt kökenli vatandaşlarımız eşit özgürlüklere sahip öz vatandaşlarımızdır; şimdiye kadar bir azınlık psikolojisi içine girmediler, bir azınlık talebinde hiç bulunmadılar. Başbakan, Diyarbakır'da açıkça "Devletimizin bu bölgede yaptığı bir hata varsa, o hatadan dolayı özür dilerim" dedi. O bölgede yapılmamış, yapılması gereken yatırımları hızla hayata geçireceğimizi beyan etti. Sağlık, eğitim, altyapı sorunlarının öncelikle ele alınması ve temel bireysel özgürlüklerinin arttırılması konusunda da önemli adımlar atıldı bile. Yeni bir paket veya yeni bir açılımdan kasıt bu! Tabii sorunun bir yanı sosyal ve ekonomiktir. Çok yaygın bir işsizlik var, bölgedeki topraklar bir an önce suya kavuşturulmalı. Bunun için 20 milyar dolarlık bir proje hazırlandı. Ayrıca yıl sonu itibariyle o bölgeye has özel bir yatırım teşvik yasasının hayata geçirilmesi söz konusu. Bölge insanımızın konuştuğu dilde radyo ve televizyon yayınlarının çok daha etkin ve yaygın bir biçimde kullanılması da programda "Anadil önündeki engeller de kaldırılmalı" - Başbakan'ın TRT'deki bir kanalın Kürtçe yayına ayrılacağı yönündeki açıklamasına yönelik olarak "TRT'nin tekelinde Kürt dilini devletin resmi görüşünün propagandası haline getiren bir yayına başlamak, yasağın kalktığı anlamına gelmez. İsteyen Kürtçe yayın yapan kanal kurmalı, isteyen Kürtçe yayın yapabilmeli" şeklinde eleştiriler var. Temennilere saygı duyulmalı! Ancak siyaset imkânlar sanatıdır. Halen 40 bin insanın öldüğü bir çatışmanın içerisindeyiz. Bunları yok farz ederek, bir anda her şeyi değiştirebilmek siyasilerin kabiliyetlerinin dışındadır. Şartlar doğru değerlendirilmezse, huzur yerine huzursuzluk, düzen yerine düzensizlik yaratırsınız. 1982'lerdeki "Kürtçe diye bir dil yoktur" düşüncesinden gelinen nokta önemlidir. Kaldı ki şu anda da bazı televizyonların bu konuda (Kürtçe) yayınları var. Yeterli değil ama bunun etap etap hayata geçirilmesinde faydalar var. Bugün bir devlet televizyonu çok kısıtlı da olsa yayın yapıyor. Bu yayın süresi uzar, devamlı olursa, yarın kısıtlı şekilde yayın yapan özel televizyon ve radyolara bu izin niye verilmesin? - Bir başka yakınma konusu da ana dilde eğitim. Bugünkü Anayasa'ya göre bunu yapabilmek mümkün değil. Resmi dil Türkçe'dir ve Türkçe olarak kalacaktır. Bu, Anayasa'nın değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddesidir. Ama bir insanın kendi anadilini öğrenmesi önündeki engeller de kaldırılmalı. Mesela şimdilik ders olabilir, özel kurslarda geliştirilebilir. - Üniversitelerde Kürdoloji kürsüsü kurulabilir mi? Olabilir. Bugün bir İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsü varsa, Kürdoloji enstitüsü de kurulabilmeli. Bu, üniversitelerin alacağı karara bağlıdır. Onlar da özerk bir yapıya sahip, Yüksek Öğretim Kurumu'na (YÖK) bağlılar ama YÖK de özerk. - Türkiye'de Kürt sorununun çözümü için en uygun devlet modelinin federatif sistem olduğu şeklindeki görüşler hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye üniter devlet yapısına sahip ve bunu değiştirmek gibi bir talep de yoktur. Bunları düşünen olabilir, fakat şu an bunu teklif etmek bile mümkün değildir. Federatif sistemler de sihirli bir çözüm değildir. Bence federatif bir yapı Türkiye'de çözüm olmaz.
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|