AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Mahmut Efendi'nin Şeyhliği Şüpheli

İsmail Ağa Cemaatinin Tohumlarını Atan Şeyh Ali haydar Efendi Ölmeden Önce Yerine Kimseyi İşaret Etmemişti

Mahmut Efendi'nin Şeyhliği Şüpheli

İlginç kıyafetleri ve camisinde işlenen cinayetle gündeme gelen İsmail Ağa cemaatinin tohumları, yüz yılı aşkın süre önce İsmet Efendi Dergâhı'nın son şeyhi Ali Haydar Efendi tarafından atılmıştı. Chronicle Dergisi'nin son sayısında yer alan bir habere göre, sağlığında yerine kimseyi işaret etmeyen Ali Haydar Efendi tarafından 1954'te İsmail Ağa Camisi imamlığına getirilen Mahmut Efendi'nin 1960'ta şeyhlik makamına nasıl oturabildiği ise bir muamma!

Üç ayda bir yayımlanan biyografi dergisi Chronicle, son günlerde gündemi sık sık meşgul eden İsmail Ağa cemaati ve şeyh Mahmut Ustaosmanoğlu'nu kapağına taşıdı. Özetleyerek alıntıladığımız yazının başlangıç noktasıysa Fatih Çarşamba'daki İsmet Efendi DergâhıDergâhın özelliği, neredeyse yüz yıllık tarihe sahip İsmail Ağa cemaatinin tohumlarının burada, son şeyhi Ali Haydar Efendi tarafından atılması. Bugün çok tartışılan İsmail Ağa'nın şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu'nu ilk keşfeden ve İsmail Ağa Camisi'ne imam yapan da Ali Haydar Efendi.
Karanlıkta kalan ise bundan sonrası: Yani Mahmut Ustaosmanoğlu'nun, 1954'te, İsmail Ağa Camisi imamlığından 1960'ta en tepeye, şeyhliğe kadar nasıl yükseldiği! Çünkü Ali Haydar Efendi'nin 1960'ta vefatından sonra geride bıraktığı bir "hilafet belgesi" olmadığı gibi, sağlığında kendisinden sonrası için işaret ettiği kimse de yoktu! Dergâha yakın isimler ise aradaki "kayıp" süreç hakkında bugün de konuşmuyor! İşte, İsmet Efendi Dergâhı'ndan İsmail Ağa cemaatine uzanan öykü

İsmail Ağa cemaatinin çekirdeği
Çarşamba'dan Haliç'e inerken dikkat çeken ilk yapı, halkın Kırmızı Kilise dediği Fener Rum Lisesi. Hemen yanında, üzerinden dallar sarkan yüksek duvarlarla çevrili bahçesiyle çok mütevazı başka bir bina daha var. Ama iki kanatlı kapısından girdiğinizde, başka bir dünyanın sınırlarına geçmiş gibi oluyorsunuz. Geniş bir bahçe, yeşillikler arasına gizlenmiş ahşap binalar, eğimli arazide yapıldığı için merdivenle inilen küçük ve mütevazı bir cami ve cami önünde üstüvane biçimli birkaç mezar taşı
Burası kayıtlara İsmet Efendi Dergâhı diye geçen bina. Dergahın son şeyhi "Ahıskalı" Ali Haydar Efendi ise, vefatının üzerinden neredeyse yarım yüzyıl geçmesine rağmen hâlâ tartışmaların odağında. Çünkü Ali Haydar Efendi, İsmail Ağa cemaati olarak bilinen "ekstrem" grubun lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun da şeyhi ve cemaatin çekirdeğini atan kişi
150 yıl önce, henüz imparatorluk sınırları içindeki Yanya'nın "Mahkeme-i Şeriyyesi"nde genç bir kâtip görev yapmaktaydı. Çevresinde Mustafa İsmet Efendi diye tanınan genç, birkaç yıl sonra sözü dinlenir önemli bir isim oldu ve İstanbul'da az önce sözünü ettiğimiz dergâhı kurdu. Mahkeme katibi Mustafa İsmet, ani bir kararla girdiği tasavvuf yolunda hızla ilerledi, kısa sürede şeyhlik makamına oturdu.
Dünyevi işlerden çekilen Mustafa İsmet, her şeyi bırakıp Yanya'dan Mekke'ye gitti. Amacı ünlü Nakşibendi şeyhi Mevlana Halid-i Bağdadi'nin halifelerinden Abdullah-ı Mekki'ye bağlanmaktı. Mekke'de muradına ermiş, dervişliğe kabul edilmişti. Artık kemale ulaşmış ve şeyhinden hilafet almıştı. Abdullah-ı Mekki'nin vefatının ardından "irşad" vazifesiyle, imparatorluğun bir başka köşesine, Edirne'ye gitti. Bir müddet sonra da yolu Dersaadet'e yani İstanbul'a düştü.
Bu arada evlenmiş ve kayınpederinin Kocamustafapaşa'da aldığı evde "insanları aydınlatma" vazifesini sürdürüyordu! Ama şöhreti kısa sürede yayılan Mustafa İsmet Efendi'ye artık evi dar geliyordu. Bunun için yer aramaya başlayan İsmet Efendi'nin karşısına, Fatih-Çarşamba'daki Nurettin Paşa Konağı çıktı. Konağın bir talibi daha vardı; Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi. Ancak yanında bulunan Rum okulunu genişletmek için konağa talip olan Kilise amacına ulaşamadı. Kilisenin verdiği yüksek fiyata rağmen, konak sahibi "Malımı kiliseye vereceğime, bedavaya tekkeye veririm. Kıyamete kadar Cenab-ı Hakk'ın ismi zikredilir" diyerek konağı çok düşük bir fiyata Mustafa İsmet Efendi'ye sattı.
İsmet Efendi binayı aldıktan hemen sonra, 1874'te hazırladığı vakıf senediyle burayı vakfetti. Vakıf senedinin hazırlanmasından kısa bir süre sonra vefat eden İsmet Efendi, tekkenin mezarlığına defnedildi. Artık Nurettin Paşa Konağı unutulmuş, yerini İsmet Efendi Dergâhı almıştı.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 73. sayısında bulabilirsiniz!


spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
6  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital