AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Yüzde 0,1 Coğrafyası

Karaçoban Yatılı Bölge İlköğretim Okulu Öğrencisi Kaya İşçimen'in (12) Kuşkulu Ölümünü Araştırdık

Yüzde 0,1 Coğrafyası
İrfan Aktan 


23 Ocak sabahı yatağında ölü bulunan 7. sınıf öğrencisi Kaya İşçimen'in ailesi, okul müdürü ve öğretmenleriyle görüşen Yeni Aktüel ilginç verilere ulaştı. Baba İşçimen oğlunun yemeklerden zehirlenmiş olabileceğinden kuşkulanıyor: "Ölmeden üç gün önce arkadaşlarına sürekli 'keşke param olsaydı da dışarıda yemek yiyebilseydim' demiş." Velilerin verdiği bilgiye göreyse çocuklar okulların açılmasından iki ay sonra zayıflamaya ve mutsuz görünmeye başlamış; hatta bazıları hastalanıp okulu bırakmış. Bir öğrenciyse "Okulda dayak var tabii. Özellikle müdür ve müdür yardımcısı bazen tokat atıyor, bazen de sopayla dövüyor" diyor.

Erzurum'un Karaçoban İlçesi'nin pek çok köyüne 23 Ocak'tan beri ölüm soğukluğu hâkimO sabah, kahvaltıya gelmeyince arkadaşları tarafından uyandırılmak istenen 12 yaşındaki Kaya İşçimen'nin vücudu da buz gibiydi. Ağzı ve gözleri açık, kollarını bağırmak istercesine başına doğru uzatmıştı. Onu bu halde gören çocuklar gözyaşları içinde, ürkek bakışlarla öğretmenlerine haber verdiler. "Öğretmenim, Kaya hiç uyanmıyor!" Onları yatakhaneden uzaklaştıran nöbetçi öğretmen, ambulans beklemeden öğrencisini tek uzman hekimi olan devlet hastanesine kaldırdıAma hemşire hemen anlamıştı
Sonra babası Adnan Menderes İşçimen'e haber verildi: "Oğlun hastalandı!" Isı -40. Kar, tipi! Köyden kalkıp gitmenin zor olacağını söyleyen babaya bir araç tahsis edildi. Sıcak ilgiye mana veremeyen baba Menderes İşçimen hakikati bilmeyen tek kişiydi. Oysa kara haber bir metreyi aşan kara rağmen tez ulaşmıştı diğer köylülere

"Gelin, hakikati anlatayım"
Erzurum'un Muş sınırındaki Karaçoban'da bu yıl faaliyete geçen ve 480 civarında kayıtlı öğrencisi bulunan İMKB Yatılı Bölge İlköğretim Okulu'nun 7. sınıf öğrencisi Kaya'nın "esrarengiz" ölümünün izini sürmek üzere yola koyulmadan önce telefonla görüştüğümüz müdür yardımcısı, bilgi kırıntılarını paylaşmakta çok cimri davranıyor. Neyse ki Bozyar Köyü muhtarı Cemil Yetkil'in yardımıyla ulaştığımız, Seyrantepe mezrasında yaşayan İşçimen acısını paylaşmak istiyor: "Gelin, bütün hakikati anlatayım. Sakın okul müdürü ve kaymakamla görüşmeyin. Onlar gerçeği anlatmıyor."
Karaçoban'a gitmek için hazırlıklarımız tamam. Ama gece yarısına doğru arayan Menderes İşçimen sadece iki kelime söylüyor: "Kardeş, gelme!" Oğlunu kaybetmesi yetmemiş, başının derde girmesinden korkacak kadar etrafı da sarılmış belli ki. Belki onu yakından tanıyan muhtar Yetkil'in yardımı olur. Ama "Gelseniz de beni bu işe bulaştırmayın" diyor. Kaymakamın telefonuysa sürekli uykuda. Okulla irtibata geçmek imkânsız.
Yerel medya olayda haber değeri görmüyor. Büyük medya içinse küçük yerin büyük olayı, küçük kalıyorBu yüksek duvarın arkasında bir çocuğun ölüsü duruyor.
Ertesi gün Erzurum'dayız. Karlı ve ıssız yollarda geçen dört saatlik yorucu ve tehlikeli bir yolculuktan sonra muhtarın bulunduğu mezraya, Tungal'a varıyoruz. Yatsı namazı çoktan kılınmış, ahali köy evinde bizi bekliyor. Tungallılar misafirperver, hoşsohbet. Beş yıl önce gelen gazetecilerin yazdığı haber sayesinde köy yoluna kum dökülmüş. Yazarsak belki asfalt da yapılırmış! 20, 30 hanelik Bozyar'a bağlı Tungal, Akkavak, Seyrantepe ve Nezirkumu mezraları en yoksul yerlerden. GSM şirketlerinin reklamlarda ilan ettiği "Türkiye'nin yüzde 99,9'u kapsama alanında" iddiası burayı kapsamıyor. Yüzde 0,1 coğrafyası galiba burası. Diğer mezraların sabit telefonu bile yok, Tungal'daysa sadece muhtarda var.
Kapsama alanı dışındaki hayatlar, karlı gecelerde siyaset konuşmakla, bazen şarkı, türkü söylemekle, atalarının geldiği Şırnak'taki Şervan aşiretinin kabiliyetlerini yâd etmekle, satranç oynamakla geçiyor. Mezra, trafo olmadığı için Akkavak'tan çekilen hatla aydınlatılıyor ama elektrik kesintisi çok sık! Köy yolları bu yıl sadece bir hafta kapanmış. Ama bu, su sıkıntısı çeken köylüleri daha da tedirgin etmiş. Muhtarın 77 yaşındaki babası Hayrettin dede, sararmış parmaklarıyla sardığı sigarasından ikram ederken intizar ediyor: "Dünyayı mahvettiler. Eskiden üç, dört metre kar yağardı. Şimdi bir metre bile zor yağıyor!" Yağmurdan çok korkuyorlar. Toprak damı işaret eden Kerem, "yağmurun yüzde 60'ı içeri giriyor, kalanı dışarıda. Azıcık paramız olsa, sacdan çatı yapardık ama"

Okula gitseler ne olacak!
Kerem İstanbul'da çalışmış bir müddet. Eskiden iyiymiş inşaat işi. Hiç değilse inşaatta gecelenebiliyormuş. Sonra yasaklanmış inşaatta uyumak. "Kazandığım para ne ki, bir de kira mı ödeyeyim" demiş ve köyün yolunu tutmuş. Muhtarın yeğeni Ahmet ise "Herkes konuştu, sıra bende" diye giriyor söze: "Ankara'dan, İstanbul'dan yazıp duruyorsunuz 'haydi kızlar okula' diye. 'Haydi' demesi kolay! O çocuk niçin öldü, bilmiyorum. Belki eceli geldi, Azrail emanetini alıp gitti, bilemeyiz. Ama o olaydan sonra bu köydeki tek bir çocuk yatılı okula gitmedi. Tatil bitti, çocuklar evde. Korkuyorlar. Diyelim ki yarın kalkıp çocuklarımıza 'haydi okula' dedik, gittiler. Ne olacak? Ortaokulu bitiren, gelip evinde oturuyor. Bizim köyde tarih boyunca kaç lise mezunu var, biliyor musun? Üç! Muhtarın bir oğlu Hınıs'ta, Kur'an kursuna gidiyor. Tek sebebi yurdun bedava olması. Yoksa nasıl gönderecek? Liseyi okumamız imkânsız."
Hayrettin dedenin üst üste yaktığı sigaraların dumanının ağır ağır inip kalktığı ufak odadaki hararet artıyor. Dışarıda kar arada bir tipiye dönüşüyor. Ha bire tezek atılıyor sac sobaya. Tungal mezrasından yatılı okula bu yıl 32 çocuk kaydolmuş. Evvelden servisle Karaköprü Kasabası'na giden çocuklar, yatılı okul açılınca Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından buraya naklettirilmiş. Bazı aileler çocuklarını yatılı göndermemekte direnince, "okula göndermediğiniz her gün için 10 YTL ödersiniz" ihtarıyla karşılaşmışlar. Yolların hafta sonu kapanması, çocuklar ve aileler için kâbusa dönmüş. Kaya'nın ölüm haberi üzerine, sömestir tatilini bahane edip göndermemeye başlamışlar çocuklarını. Köylülerin ortak talebi, eskisi gibi çocukların servisle sabah götürülüp akşam getirilmesi. Sonradan ilçede tanıştığımız "politik" bir veli ise bu konuda şunları söylüyor: "Devletin niyetini anlıyorum. Çocukları ailelerinden koparıp asimile etmek istiyorlar. Devlet sadece okutmak istiyorsa, servisle getirip götürmek daha ucuz!"

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3   4   5  
6  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital