![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Bayındırlık Ve İskân Bakanlığı, Tübitak Yer Deniz Bilimleri Enstitüsü Ve Deprem Riski Taşıyan Bölgelerdeki 12 Üniversitesinden Fay Hatlarındaki Son Durum İşte deprem riski yükselen bölge ve iller
"Elazığ Ve Denizli Civarı Ciddi Alarm Veriyor!" - Ya Çanakkale? Biga ilçesinden Yenice ilçesine, güneybatı istikametinde giden ve denize giren faylar var. Büyük deprem üretme riski var ama kırılacak fayın uzunluğuna bağlı. Maden Tetkik Arama'nın (MTA) diri fay haritasında Biga, Yenice ve Gönen kesimlerinde farklı faylar görünüyor. Yani birbirlerinden bağımsız gibiler. Ama MTA'daki dostlarımız bu fayları haritaya işlerken doğal olarak ellerindeki bilgi ve bulgulara dayanarak yapıyorlar. Bu faylar için arazide bir bulgu ve gözlemleri yoksa o arayı boş bırakıyorlar. Ama sismoloji bazlı deneyimlerden biliyoruz ki, yüzeyde bunun morfolojik işaretini vermeseler de, aslında parçalı görünen bu fayların birçoğu ilişkili. Haliyle, üreteceği deprem de büyük olacaktır. - Birçok bölge deprem riski altında. Türkiye'yi kuşatan fay hatlarında son durum ne? Hangi noktalar hareketli, nereler aciliyet arz ediyor? TÜRDEP kapsamında son iki yıldır belirgin bir şekilde ortaya çıkan en hareketli alanlardan biri Elazığ Sivrice bölgesi ve civarıZaten Şubat 2007'de de o bölgede 5.5, 5.9 gibi peş peşe depremler oldu. Ama bunların o bölgede meydana gelebilecek en büyük depremler olmadığını düşünüyoruz. Çünkü Elazığ civarı ciddi sinyaller veriyor ve daha büyük bir deprem gelebilir. Muhtemeldir ki yedinin üzerinde olacak ve Elazığ, Malatya, Diyarbakır ve Adıyaman'ın kuzey kesimlerini ciddi biçimde etkileyecek. İkinci kritik nokta, Kahramanmaraş Türkoğlu... Buradaki de, yedi büyüklüğünde deprem potansiyeline sahip büyük ve uzun faylar. Yine Çukurova baseninin Kozan civarının kuzey kesimlerindeki faylarında hareket gözlemliyoruz. Denizli civarında muazzam aktivite var. Manisa'nın batısında, İzmir Urla civarında da hareket var. Erzurum Aşkale, Bingöl Karlıova ve Solhan civarındaki faylar zaten sürekli hareketli. İç kesimlerdeyse fazla bir hareket yok. Bir tek, iki yıl sonra kendini tekrarlayan Balâ depremi var ki o da orta büyüklükte. TÜRDEP öncesi, şimdi bahsettiğimiz bu hareketliliğin çoğunu göremiyorduk. TÜRDEP sayesinde bir anlamda fay hatlarına ve depremlere büyüteçle bakıyoruz. Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi ve Kandilli Rasathanesi sürekli rasat yapıyor ama üçten küçük birçok depremi yakalama şansları yok. Çünkü istasyonları birbirine çok uzak ve hassasiyetleri yaklaşık üç büyüklüğüne kadar. Ama TÜRDEP bir araştırma projesi olduğu için 1-2 büyüklüğündeki depremleri bile izleyebiliyoruz. Haliyle onlar üç-beş depremi yakalarken, bizim istasyonlar yüzlerce depremi görebiliyor. Şöyle bir yararı da var sürekli ve yoğun gözlem çalışmalarının: 2005'te meslekten olmayan bazı akademisyenler Niksar civarında deprem beklediklerini söylemişlerdi ama öngörüleri gerçekleşmedi. Şimdi orada da gözlem istasyonlarımız var ve orası Elazığ, Kahramanmaraş gibi büyük bir hareketlilik göstermiyor. Yani yakın bir zamanda büyük deprem geleceğini işaret eden veri yok. O zamanlar da o söylentileri eleştiren yerbilimciler oldu ama ellerinde bu spekülasyonu bilimsel anlamda değerlendirebilmek için sürekli gözlem verisi olmadığı için net bir duruş sergileyemediler ve halk sokaklara döküldü. "Marmara Son İki Aydır Hayli Hareketli!" - İstanbul civarında uzun zamandır küçük deprem gerçekleşmediği ve bu suskunluğun hayra alâmet olmadığı söyleniyor. Endişelenmeli miyiz? Bu suskunluk değerlendirmesine katılmıyoruz. Neye, hangi ölçeğe göre suskunluk? Marmara son iki aydır hayli hareketli. Az önce dediğim gibi, Afet İşleri ya da Kandilli kataloglarında Marmara'daki hareketliliğe dair hakikaten bir şey göremiyorsunuz ama TÜRDEP kapsamında görebiliyorsunuz. Evet; 2000-2001 yıllarıyla kıyaslanıyorsa acayip bir suskunluk var. Ama zaten 1999 İzmit Depremi'nden sonra Marmara'da bir sismik hareketlilik başlamıştı ve Marmara büyük depremin ardından 2002'ye kadar süren deprem etkinliği ile sallanıyordu. Bu depremlerin 2007'ye doğru giderek azalması normal. Böyle kıyas olmaz! Kıyas nasıl olur: 1999 depreminden önceki dönemle 2006'yı, 2007'yi kıyaslayabilirsiniz. Bu kıyası elimizdeki verileri değerlendirerek biz yapabiliyoruz ve 1999 depreminden önce de Marmara'nın (İzmit kesimi dışında) bugünlerdeki gibi çok da hareketli olmadığını görüyoruz. Kıyaslamayı doğru referansla yapmak lazım. Şimdi Balâ civarında çok deprem oluyor. Çünkü 20 Aralık'ta 5.6 büyüklüğünde deprem oldu ve bunlar onun artçıları. Enerjinin boşalması lazım. İki, üç ay sonra günde bir tane deprem ya kaydedersiniz ya etmezsiniz o bölgede. - "Marmara'da oluyor" dediğiniz o depremler kaç şiddetinde? İnsanların hissedemediği üçün altında da var, üçün üstünde deSon iki ayın depremlerine baktığımızda, Marmara'nın tümünde depremler meydana geliyor diyebiliriz. Ereğli, Tekirdağ açıklarında, Silivri'nin batısında, Şarköy-Gaziköy bölgesinde, Kapıdağ Yarımadası ile Marmara Adası arasında, Çanakkale Körfezi girişine yakın yerlerde, Bandırma Gönen civarında, Gemlik Körfezi içinde, Çınarcık Çukurluğu'nda... - Ama beş büyüklüğünde bir deprem üretmemesi de, gerilimi boşaltamaması adına endişe edilecek bir durum değil mi? Üretiyor. Ekim 2006'da Bandırma Kuş Gölü'nde 5.2 ve dört gün sonra da Gemlik açıklarında 5 büyüklüğünde deprem oldu. Zaten, 5'ten büyük depremi yılda kaç kez beklersiniz ki bir bölgede! - Bunlar rahatlatıyor mu Marmara'daki birikimi? Hayır, çok zayıf depremler. Büyük deprem riskini hiçbir şekilde azaltmıyorlar. Ama şunu da ekleyelim: Sarayburnu'ndan Büyükçekmece Gölü'nün batısına kadar uzanan alandaki fayın üzerinde bir hareketlilik yok. Yani olması gerekirken, bir deprem eksikliği var. Ama bu uzun yıllardır böyle ve zaten tartışma da burada. Bir kesim, "Burası akışkan, haliyle akan bir malzeme kırılamayacağından deprem üretmez" diyor; diğer kesim "Hayır, stres biriktirmeye devam ediyor ama fayda kilitlenmeden dolayı küçük deprem olmuyor ve bu da büyük deprem işareti." Daha detaylı veriler topladıkça bunun doğru yanıtı verilecektir. "İstanbul İçin, İyimser Senaryo Daha Gerçekçi!" - Merkez üssüne göre, depremin İstanbul'a etkisi değişebilir mi? Sanmıyorum. Sonuçta 30-35 saniye içinde uzunca bir hat kırılacak. - En iyimser ve en kötümser senaryo ne? Marmara'yı etkileyecek fay 170 km., tek parça halinde kırılırsa deprem büyük olur. En kötüsü bu. 7.5 büyüklüğünde, 45-50 saniye sürecek deprem üretebilir. Yani, gerçekten büyük bir felaketten bahsediyoruz! İstanbul, Tekirdağ, Bursa ve Çanakkale'yi etkiler. En iyimser senaryo ise Marmara'daki fayların üç parça olması ve ayrı kırılması. Bu durumda her müstakil deprem yaklaşık 6.5, belki en fazla 7 büyüklüğünde olacak, daha kısa sürecek ve daha küçük bir alanı etkileyecek. Şunu da ekleyelim: Marmara'da büyük deprem ihtimalini İstanbul ile sınırlayamayız. İstanbul'da olacak deprem Balıkesir, Bursa, Çanakkale ve Tekirdağ'ın deprem tehlikesini ortadan kaldırmıyor. Oralarda olacak depremler de, İzmit Depremi'nin Avcılar civarını etkilediği oranda etkiler İstanbul'u. - Sizce hangi senaryo daha gerçekçi? Kesin bir şey söylemek için veriler kanaatimce yetersiz. Ama eldekiler ışığında kişisel görüşüm -belki de temennim demek daha doğru olacak-, böylesi geometriye sahip, yani 170 km. boyunca birkaç noktada bükülerek uzanan Marmara fayı tek parça değildir. Fay düz çizgi şeklinde gidiyor olsaydı, tek parça deme ihtimalim artardı. Ama Çınarcık'tan kuzeybatıya doğru çıkıyor, sonra bükülerek batıya düz ilerliyor, daha sonra Tekirdağ açıklarında güneybatıya doğru bir daha bükülüyor. Bu geometrik yapısı ile, parçalı fay gibi duruyor. Bu anlamda iyimser senaryoya daha yakınım ve böyleyse büyük İstanbul depremi diye bir şeyi hiç yaşamayacağımız anlamına gelir! Eğer bükümlü fay geometrisine rağmen, parçalı görünen fay tek parça kırılabiliyorsa, bunu da ancak İstanbul depreminde öğrenebileceğiz! - Marmara 6 civarı bir deprem yaşarsa, kesin "Evet, burası tek parça değil ve bağımsız kırılacak" diyebilecek miyiz? Evet, bir nokta kırılırsa artık müsterih olabiliriz. Bu üç parçadan kırılmaya en yakın aday, Çınarcık açıklarındaki fay. Bir deprem başlayacaksa oradan başlama ihtimali yüksek. Çünkü 1999 İzmit Depremi'nin oraya yüklediği ek bir stres var.
|
|||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|