| |
|
 |
27 Mayıs 1960 Darbesi Ve 1961 Anayasası Üzerinden Neredeyse 50 Yıl Geçti Ama Mirası Hâlâ Tartışmalı! Bu Tarih, 1981'e Kadar "anayasa Ve Hürriyet" Bayramı Olarak Kutlandı
'En Demokratik Anayasa Mı' Yoksa 'Darbelerin Babayasası Mı?'
Üçüncü baş, askeri bürokrasi! Prof. Tanör'e göre anayasada, devlet, toplum ve birey ilişkilerinde asıl duyarlılık ve endişe, ikincilerin korunması alanındaydı. Sonuçta 1961 Anayasası "devlet"i kutsal sayan 1982 Anayasası'na göre, insan ve bireyi yüce bir değer sayıyordu. Bu anayasanın bir diğer özgürleştirici özelliği de TRT ve üniversiteler gibi kamu kuruluşlarını devlet hiyerarşisinden kurtararak özerkleştirmesiydi. 27 Mayıs kimine göre "askeri müdahale", kimine göre "devrim", kimine göre "ihtilal", kimine göre de "darbeydi". Ama hangi sözcükle tanımlanırsa tanımlansın halkın değil, askerlerin girişimiyle sivil iktidara son verilerek hazırlanan anayasa ne denli özgürlükçü olabilirdi? Bu sorulara cevap ararken, 1961 Anayasası'nı hazırlayan Komisyon'un başındaki Prof. Sıddık Sami Onar'ın 30 Mayıs günü, 27 Mayıs'ta ordunun yönetime el koyuşunu, askeri bir darbe olarak değil, bozulmuş bir siyasal iktidarın yerine meşru bir iktidarın getirilme yolu olarak tanımladığını hatırlamakta fayda var. Bu şekilde yola çıkan Komisyon, daha sonra sık sık tartışılan ve Türkiye siyasi hayatına damgasını vuran kurumların oluşturulmasına da ön ayak oldu. Öncelikle gelecekteki pek çok hükümet için rahatsızlık yaratan Anayasa Mahkemesi'nin kurulmasıyla yasaların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi ve keyfi uygulamaların önlenmesi hedeflenmişti. Bir diğer konu ise, Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) konumunun anayasallaşmasıydı. 27 Mayıs müdahalesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi'nin üyelerini Senato'ya ömür boyu üye yapan düzenleme; askeri yargı ve Askeri Yargıtay'ın anayasal düzeye yükseltilip anayasa kurumu haline getirilmesi sonucunda askeri bürokrasi yürütme aygıtı içinde ayrıcalıklı bir yere gelmişti. Prof. Tanör'ün ifadesiyle "parlamenter rejimde iki başlı olan yürütme, bu anayasayla sanki üç başlı hale gelmişti ve üçüncü baş askeri bürokrasiydi!"
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 150. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|
 |
|