AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Kapananlar ve açılanlar anlatıyor

"Kamusal Alanda Türban", "Mahalle Baskısı" Tartışmaları Sürüp Giderken Konunun Asıl Muhatapları Konuştu

Kapananlar ve açılanlar anlatıyor
BURCU ARMAN / 


Türban her gün yeni bir tartışmayla gündeme geliyor: AKP iktidarında türbanlı sayısı arttı mı azaldı mı? Baskı "açılın" diye mi yoksa "kapanın" diye mi yapılıyor?.. Gelin görün ki konunun siyasi bir çekişmeden çıkıp bir kadının özel alanına girdiğini düşünürsek kafada şu soru beliriyor: Ya 'onlar' ne düşünüyor? Çünkü "açılsın" ya da "kapansın", onların tüm genellemeler içinde kendi özgün hikâyeleri var. İşte bu haberde hem türbanlı hem açık yaşamı test etmiş, hayatlarının bir döneminde bir durumdan diğerine geçmeye karar vermiş kadınlar karar süreçlerini anlatıyor…

"Üzerimde bir sembol taşıyordum ve bunun benimle ilgili düşündürdüklerini hayatımda istemiyordum. İsteğimin ne olduğunun da farkındaydım artık. Ancak yapmak kolay değildi" N.B. türbanını çıkarma sürecini böyle anlatıyor. O da milyonlarca 'kapanan' ya da 'açılan' kadından biri. Siyasetten bahsetmiyor, yalnızca kendi dünyasını anlatıyor
Her an her yerde ve her başlıkta karşımıza çıkan türban tartışmaları sırasında es geçilen bir şey var: Başını açanın da, saçlarını bir türbanla kapayanın da kadın olduğu ve bir şekilde özel hayatını yaşadığı. Neden bunu söylüyoruz? Çünkü biz onları dinledik. Ama haberimizi hazırlarken, konuşmak istese de "çevre" baskını düşünmeden adını verecek, kimliğini gizlemeden rahatça hikâyesini anlatacak kadın bulmak hiç kolay olmadıÇünkü kapananların bir kısmı "türban"ın gerçekten uzatılmış ve büyütülmüş bir mesele olduğunu söyleyerek konuşmak istemediklerini, diğer bir kısmı ise kendilerini deklare etmek istemediğini ifade etti. Açılanlarsa yeni çevrelerinden bu durumu sakladıklarını ve geçmişleriyle anılmak istemediklerini belirtti.

"Neden örtünüyorsun'a cevabım yok"
N.B. gizli kalmak isteyenlerden. 30 yaşında. On yıl önce karar vermiş başörtüsünü çıkartmaya. Ama açılma süreci tahmin ettiği kadar kolay olmamış. "Ne istediğimi ne istemediğimi biliyordum ama içimde hep bir erteleme duygusu yaşıyordum" diyen N.B.'yi açılacağı ilk günü düşünmek bile korkutuyormuş. Kapalıyken çevresinden çok fazla tepki almadığını anlatan N.B. "Ama 'Neden başını örtüyorsun' sorusuna verilecek cevabım yoktu. Zira saçı örtmenin kimseyi etik sahibi bir dindar yaptığını düşünmüyorum" diyor. Açıldıktan sonra ilk hissettiği şeyse artık önünde kariyer için bir engel kalmadığı olmuş! Yine de şu anki çevresinden geçmişini gizliyor. "Bu tartışmalar içinde gündelik yaşamda yorum yapabilme hakkımı elimde daha sıkı tutmak için, bana yapıştırılacak bir geçmişle yaşamak istemediğimden ve en çok da gerçek bir demokrasi anlayışı olmadığı için bunun gizli kalmasını tercih ediyorum" diye ekliyor. N.B. üniversitedeki türban yasağının devamından yana olduğunu ama türbanlı öğrencilerin psikolojisini düşündüğünde bundan vazgeçtiğini anlatıyor; yani bir şekilde ikilemde kaldığını

"Hâlâ aynı insan olduğumu anlatamadım"
Hayatın çift şıklı, zor seçmeli durumlarında kalan bir tek N.B. değil tabii. Nil Ozan kendi tanımıyla 'ilk yüzleşmesini' öğrencisinin annesi sayesinde yaşamış. Tüm açık sözlülüğüyle o zamana kadar dinle olan ilgisini şöyle anlatıyor Ozan: "İnanır mısınız ben o zamana kadar bir Fatiha, bir de Sübhaneke'yi bilirdim." Öğrencisinin annesiyle birlikte Nur cemaatinin bir sohbetine katılan Ozan'ın hayatı o günden sonra bambaşka bir yola girecektir. Eşinin şaşkın bakışları arasında artık kapanmak istediğini söyleyecek, bütün açık arkadaş çevresini ve de aralarında tek bir kapalı olmayan ailesine de nedenlerini anlatamaya çalışacaktır. "En çok hâlâ aynı ben olduğumu onlara anlatmakta zorlandım" diyor Ozan. Türban taktıktan sonra dışarıdaki hayatının zorlaştığını anlatıyor. "Yakın çevremin tepkilerini yaşadım. Sonra bir mağazaya gittiğimde size göre kıyafetimiz yok diye beni geri çevirdiler." Ozan beş yıl boyunca türbanla yaşar, Aczimendi tarikatlarına girip tövbe alır. Fakat beş yılın sonunda onu kötü bir sürpriz beklemektedir. Kocasının kendisini aldattığını öğrenir; üstelik açık bir kadınla!.. Biraz eşine olan tepkisi, biraz dul bir kadın olduktan sonra para kazanma ve düzgün bir iş bulma gailesiyle açılmaya karar verir. Ama anlattığına göre açılması kapanmasından daha zor olur. "Herkes bana bakıyormuş gibi geliyordu. Gittiğim tarikatlar da tepki gösterdi ama kapandığım zamankinden daha az tepki aldım. Çünkü onlar bu Allah'la senin aranda dediler." Şimdi hâlâ namazını aksatmadığını söyleyen Ozan'a geçim sıkıntısı olmasa yeniden kapanır mıydınız, diye sorulunca hiç düşünmeden: "Kesinlikle" diyor.

"Baskıyla kapandım baskıyla açılmam!"
Dergimizin yazarlarından Ayşe Çavdar'ın yaptığı bir araştırma aslında tam da Nil Ozan'ın yaşadıklarına benzer olayları biraraya getiriyor. "Bulaşıcı Moderniteler: Başörtüsü yasağı ve başörtülü kadınların özel alanlarında daralma" başlıklı araştırmada gerçek isimleri gizli birçok kadınla konuşmuş Çavdar. Bunlardan biri 40 yaşındaki Ayfer. Kocasının ailesinin baskısıyla kapanan Ayfer aslında eşinin kapanmasını hiç istemediğini ve başı açık bir kadınla aldatıldığını öğrenir öğrenmez de kocası tarafından evden kovulduğunu söylüyor. Boşandıktan sonra bulaşıkçılık yapan Ayfer "Hem eğitimsiz hem de başörtülüyüm, bu yüzden iş bulamıyorum. Ama başımı açmayı da düşünmüyorum. Şimdi olsa kapanmazdım. Ama başkalarının baskısı yüzünden açılırsam gene aynı şeyi yapmış olurum. Üstelik bana ne yararı olacak başımı açmanın?" Aynı araştırmadaki Arzu kod isimli kadınsa kocasının onu başı açık bir kadınla aldattığını öğrenince çılgına döner. Üstelik "metres"in tacizleri de Ayfer'in dayanamayacağı bir hal almıştır. En sonunda başını açar, güzelce giyinir makyajını yapar ve gidip metresi bıçaklar

"Örtüyü ilk çıkardığımda başım üşüdü"
Aslında bütün bunları bizimle paylaşan Ayşe Çavdar'ın da anlatacak bir hikâyesi var ve ilk defa bizimle paylaşıyor. Hafız-ı Şirazi'yi çok sevdiği için onu Farsça okumak istemiş Çavdar. "Farsça öğrenmek nasip olmadı ama İranlılar'la tanıştım ve birçok şey öğrendim. Sonra da örtünmeye karar verdim." Daha sonra onlarla bağlantısı kesilmiş ama örtü kalmış. "Çünkü örtünün geniş bir anlamı vardı artık benim için" diyen Çavdar ekliyor: "İran Devrimi'nin beni heyecanlandıran bir yanı vardı." Örtü de bunun bir ifade biçimi olmuş onun için. Velhasıl 10 yıl önce "resmen" çıkarmış baş örtüsünü. Anlattığına göre kapandıktan iki yıl sonra destekleyenlerin ve köstekleyenlerin örtüye yükledikleri anlamdan rahatsız olmaya başlamış. Öncelikle giyim tarzında biraz oynamalarla kendini alıştırmaya çalışmış. Sonra da tamamen çıkartmış. İlk ne hissettiniz diye soruyoruz: "Kafam üşüdü" diyor gülümseyerek. Sonra da insanların saç rengiyle ilgili yaptıkları iltifatları yadırgadığını
H.A. kapanmasını isteyen çevrelerden maddi yardım aldığını söylüyor. Üç senedir kapalı. Temizlik işçisi olan H.A. "Eskiden bayramda düğünde saçımı başımı yaptırırdım, şimdi yaptıramıyorum. Bazen istiyorum ama kimseye söylemiyorum" diye anlatıyor yaşadıklarını. "Ben zaten kapanmadan önce de duamı eden ve Allah'la arama kimseyi sokmayan biriydim" diye devam ediyor.
Başak Yaman da eşinin ve ailesinin isteğiyle kapananlardanHatta eşinden çok kendi ailesinden baskı gördüğünü anlatan Yaman'ın evliliği ancak üç dört ay sürmüş ve ayrılır ayrılmaz çıkarmış başörtüsünü. İlk hissettiği şeyin huzur olduğunu söyleyen Yaman boşandığında hamileymiş ve şimdilerde oğlunu tek başına büyüten bir anne. O zamanlarda yaşadıklarını kötü bir hatıra olarak anlatan Yaman bu travma yüzünden artık ibadet ederken bile başını kapamadığını söylüyor.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 120. sayısında bulabilirsiniz!


1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2014 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital