AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3 Yazarlar
 
   
 
Saklı 5000 silah ruhsatı!
Türkiye 220 Bin Özel Güvenlikçiyle Avrupa'da Birinci Sırada, 117 Bin Kişi De Eğitim Aldı Ama Açıkta

Saklı 5000 silah ruhsatı!
Perihan Özcan 


Ergenekon Operasyonu sonrası emekli Emniyetçiler ve ordu mensupları ile eski bürokratların ortaklıkları, dikkatleri özel güvenlik sektörüne çekti. Ancak konuşulanlar söylentinin ötesine geçmedi. Peki sektörün büyüklüğü ne? Kaç özel güvenlik elemanı var? Kaçı silahlı; kaçı işsiz? Hangi ilde kaç özel güvenlik okulu kaç kişiye eğitim verdi? Yabancı şirketlerin yerli güvenlik şirketlerini satın almasını nasıl yorumlamalı? Yeni Aktüel özel güvenlik sektörünü mercek altına aldı…

Yeni Aktüel'in 135. sayısında Taraf Gazetesi köşe yazarları Önder Aytaç ve Emre Uslu ile yaptığımız bir röportaj yer almıştı. Uslu, özel güvenlik konusuna da dikkat çekmişti: "Bu iktidar özel güvenlik yasasını çıkardı. Çok güzel bir uygulama. Çünkü dünyada artık insanlar kendi güvenliklerini kendileri sağlamak istiyorlar. Ama Türkiye'de bu iş bu kadar basit değil. Örneğin Veli Küçük'ün bir güvenlik şirketi var. Sauna'nın arkasında bir güvenlik şirketi vardı. Güvenlik yasasıyla birlikte aslında ruhsatlı silahlar verildi. Bunu bilmeden yaptı iktidar. Acele etti."

"Umut tacirliğine son verilmeli"
Sektöre yakından bakınca daha da önem kazanıyor bu sözler. Çünkü gerek rakamlar, gerek yürürlükteki uygulamalar, gerek sektöre dair yapılan birtakım yorumlar bazı konuların üstünde düşünülmesi ve tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu konuları birkaç başlık altında toplamak mümkün: Özel güvenlik eğitimi veren kurumlar ile özel güvenlik şirketlerinin faaliyet biçimleri, özel güvenlik elemanı istihdamı, ateşli silah tahsisi ve bir de son dönemde yabancı güvenlik şirketlerinin yerli güvenlik şirketlerini satın almaya başlaması...
İstatistikler 5 milyar YTL'lik sektörün ihtiyacın üstünde eleman yetiştirdiğini ortaya koyuyor. Emniyet'in verilerine göre Türkiye'de toplam 937 güvenlik şirketi, 537 güvenlik okulu faaliyet gösteriyor. Özel Güvenlik Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 26.6.2004 tarihinden bu yana kapanan veya kapatılan özel güvenlik şirketi ve eğitim kurumu sayısı 33.
2007 sonuna kadar Türkiye genelinde özel güvenlik kimliği alan 218 bin 660 kişininse sadece 100 bin 984'ü istihdam edildi. Yani 117 bin 676 kişi açıkta. Nitekim Avrupa Özel Güvenlik Hizmetleri Federasyonu'nun (CoESS) 29 üyesi arasında da en çok özel güvenlik görevlisi bulunan ülke Türkiye.
Bu noktada akla ilk gelen "neden ihtiyacın üstünde güvenlik elemanı yetiştirildiği" sorusu. Konuyu geçen yıl Meclis gündemine taşıyan AKP Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün verdiği önergede şu ifadeleri kullanmıştı: "Özel güvenlik okulları umut tacirliği yapmaktadır. Lise mezunu olup da işsiz kalan binlerce genç, sanki özel güvenlik sertifikası aldığı zaman iş garantisi varmışçasına şirketlere kurs için müracaat etmektedir. Bu işsiz gençler sertifika alabilmek için milyonlarca lira para harcamakta yine de işsiz kalmaktalar. (Bu umut tacirlerine sınırlama getirilmelidir." Akgün'ün milletvekili olduğu Karaman'da 763 gençten 673'ü güvenlik elemanı olarak çalışmaya hak kazanmıştı. Ancak 230 bin nüfuslu ilde bu sayıda gencin istihdam edilmesi mümkün değildi. Dahası tek güvenlik şirketinin bulunduğu ilde iki güvenlik okulu hizmet veriyordu.
Kadir Çalış yönetiminde hazırlanan Özel Güvenlik Dergisi'nin Nisan 2007 sayısında yer alan tabloya bakıldığında daha şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkıyor. Hiç güvenlik şirketi olmayan Amasya ve Şırnak'ta iki; Ağrı, Bilecik, Iğdır ve Nevşehir'de birer güvenlik okulu olduğu göze çarpıyor. Büyük şehirlerde 300-500 YTL arasındaki kurs ücretlerinin, okul sayısının sınırlı sayıda olduğu illerde 1000 YTL'yi aştığı göz önüne alınınca bu durumun nedenini anlamak kolaylaşıyor. Nitekim bazı illerde okullar yeterince elemana eğitim verdiğine kanaat getirdikten sonra, Kar-Tek Güvenlik'ten Meltem Altundal'ın deyişiyle "o illerdeki rant bitince" kapanıp başka yerde açılabiliyor. Bazı okullar hukuken hakları olmadığı halde "iş garantisi" de veriyor. 1 Nisan 2007 tarihinde Zaman Gazetesi'ne ilan veren Ankara merkezli güvenlik okulu Ak Güvenlik gibi
Güvenlik okullarıyla ilgili başka sıkıntılar yaşandığı da konuşuluyor sektör içinde. Bunlardan biri, 120 saatlik eğitime çoğu yerde kursiyerlerin sadece kâğıt üstünde katıldığı. Bu, fiilen eğitim almayan kursiyerlerin girdikleri sınavdan geçer puan alarak güvenlik elemanı olabildiği anlamına geliyor. Eleştirilerden bir diğeri ise sınav sistemiyle ilgili. Asayiş Daire Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yıl başında duyurduğu tarihlerde yaptığı sınavlar için hazırladığı soruların birbirini tekrar ettiği belirtiliyor. Sınavlara gereken ciddiyetin gösterilmediği de bir başka iddia. İddianın dayanak noktası, kursiyerlere eğitim veren Emniyet görevlilerinin aynı zamanda bu sınavlarda gözetmenlik de yapması. Milli Eğitim Bakanlığı'nca yapılacak merkezi bir sınavın daha adil olacağı görüşü hâkim. Güvenlik okullarının müfredatına yönelik eleştiriler ise daha çok tavsiye edilen kitap listesiyle ilgili. Asayiş Planlama ve Koordinasyon Dairesi'nde (APK) görev yapan üç kişinin kitabının bu listede yer alması dile getirilen rahatsızlıklardan biri örneğin. Bir başka iddia da, güvenlik okullarında hukuken haftada sekiz saat eğitim verme hakkı olan Emniyet görevlilerinin bu süreyi aştığı yönünde. APK Dairesi Başkanı Mustafa Gülcü'nün iddialara yanıtı şöyle: "Tavsiye edilen kitapları APK çalışanları yazmadı. Tavsiye listesi İçişleri Bakanlığı'nın çıkardığı yönetmeliğe uygun. Bir Emniyet görevlisinin mesaisini aksatması mümkün değil. Başında amiri var. Bu sekiz saat ölçüsü izne bağlı. Mesaisini aksatmamak üzere ders verebilir ancak. Bu, Milli Eğitim'in özel okullarda eğitim veren öğretmenler için koyduğu bir koşulun bu alana uyarlamasıydı."
Bütün bunlar istihdam aşamasına kadar olan süreçte ilgili. Bir de istihdam sonrası var... 8 Şubat 2008 günü İstanbul Ticaret Odası (İTO) ile Türkiye Özel Güvenlik Dernekleri Federasyonu'nun (TÖGF) ortaklaşa düzenlediği "Özel Güvenliğin Ülke Güvenliğindeki Yeri" konulu seminerde dile getirilen sorunlardan biri, sigortasız eleman çalıştırılması oldu. Ancak gündemi meşgul eden, Emre Uslu'nun hem Yeni Aktüel'e söylediği hem de Taraf Gazetesi'nde güvenlik ve politika üzerine kaleme aldığı makalelerden birinde dikkati çektiği "ruhsatlı silah" konusuydu. Güvenlik okulunda silahlı eğitim alan ve sınavda başarılı olan elemanlara Valilik izniyle silah veriliyor. Ama yasalara göre güvenlik elemanlarının sadece görev sırasında ve görev yaptıkları alanda ateşli silah kullanma hakları var. Emniyet'in verilerine göre geçen yıl özel güvenlik görevlileri için Valiliklerin tahsis ettiği 2 bin 960 uzun namlulu silahın 2 bin 597'si; tahsis edilen 37 bin 418 kısa namlulu silahın ise 32 bin 666'sı kullanımda. Silah tahsis edilmesi, ruhsat verilmek üzere işlemlerin başlatılması demek. Yani Türkiye genelinde güvenlik şirketlerinin 363 adet uzun, 4 bin 752 adet kısa namlulu silah ruhsatı daha alma hakkı saklı. Ruhsatlar şirket adına alınıyor. Şirket çalışan elemanların üstüne silahları zimmetliyor. İşten ayrılan personelin silahı şirkete teslim etmesi gerekiyor. Şirketin kapanması halinde yapılması gereken, ruhsatın iptal edilmesi.. Konuyla ilgili denetim ve takibat Silah Ruhsat Şubeleri tarafından yapılıyor.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 137. sayısında bulabilirsiniz!


1   2   3   4   5  
6   7   8  
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2010 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital