AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

28 Şubat'ın Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu'ndan 27 Nisan Muhtırası'yla İlgili Müthiş İddia!

"ABD fiili darbe istedi, Büyükanıt muhtıraya indirgedi"
ECEVİT KILIÇ / 


Emniyet İstihbarat Dairesi'nin eski başkanı Bülent Orakoğlu, bugün yayımlanan "Ankara'da Gölge Oyunları" adlı kitabıyla kuşkusuz tartışma yaratacak! Çünkü Türkiye'deki son siyasi cinayetlerin ve darbelerin arka planını anlatıyor… Ancak Orakoğlu, kitapta yer almayan çok önemli bir iddiayı da bu röportajda Yeni Aktüel'e açıklıyor: "ABD, fiili bir darbe istiyordu ama Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt Türkiye'yi büyük bir badireden kurtararak darbeyi muhtıraya indirgedi."

Türkiye'de dış güç destekli siyasi cinayetler ne zaman başladı?
Türkiye NATO'ya girdikten sonra çok sayıda uluslararası anlaşmaya imza attı. Devlette birtakım yeni birimler oluşturuldu. Bu tarihten sonra Türkiye üç fiili darbe geçirdi; bir postmodern darbe, bir de muhtıra yaşadı. 12 Eylül öncesinde ciddi kutuplaşmalar vardı; beş bin kişi hayatını kaybetti, solcu veya sağcı oldukları için öldürüldüler. Bu çok ciddi bir beyin kaybı oldu. Yargılamalar sonucunda terörün arkasında dış güçlerin olduğu açığa çıktı. O dönemde cinayetleri işleyenler bulunamıyordu. Darbelerin temelinde Türkiye'nin kendi içine kapatılmak istenmesi var. Kendi bölgesinde inisiyatif koysun istenmiyor. 27 Mayıs Türkiye'ye biçilmiş rotanın dışına çıkması nedeniyle gerçekleşti.
- CIA Türkiye'ye 27 Mayıs'ta iktidardan indirilen Menderes Hükümeti döneminde girdi. Bahsettiğiniz sözleşmeler Menderes tarafından imzalandı.
Emperyalist devletler için önemli olan çıkarlarına hizmettir. Devletlerin ilişkileri devamlı iyi gidecek, diye bir durum söz konusu değil. Onların menfaatlerine ve yeni tehditlere karşı aldığınız tavırlara göre düşman da olabilirsiniz.

28 Şubat'ı G-8 yaptı
- 28 Şubat neden postmodern kaldı?
Fiili bir darbe olamazdı çünkü Milli Güvenlik Kurulu anayasa üstü birtakım yetkilerle donatılmıştı. 1982 Anayasası askeri bir anayasadır. Çeşitli şekillerde tamamına yakını değiştirilmiştir ama yine de sivil bir anayasa özlemi var. Nedeni de, öyle bir hazırlanmış ki özü ve ruhu yok edilemiyor. Bu halka güvenmemektir. Bunun için yetkileri MGK'ya verdiler. 28 Şubat Darbesi'nin temel nedeni ise o dönemde Necmettin Erbakan'ın D-8 ülkelerine alternatif olarak İslam ülkelerinden G-8'i oluşturmasıdır. Bu ciddi rahatsızlık yarattı.
- 28 Şubat'ın arkasında G-8 mi var?
Evet. Fakir ülkeler olmasına karşın rahatsızlık yarattı. D-8'e imza atanlar dört ülkede ihtilalle yönetimden uzaklaştırıldı. İki ülkede, imza atanlara suikast düzenlendi. İkisi ekonomik darbelerle uzaklaştırıldı ve bir sene içinde hepsi iktidardan aşağı edildi. 1960 İhtilali sonrasında darbe teşebbüsleriyle -Talat Aydemir, Samet Kuşçu vakalarıyla- Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görevi alması için ortam yaratılmaya çalışıldı. Hepsi de dış güç destekli. 28 Şubat olduğunda dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin "Bundan önceki üç darbeyi CIA hazırladı. Bir tek 28 Şubat millidir" dedi. Bu Amerika'nın rolünü net ortaya koyuyor. Ama 28 Şubat'ı da Amerika yaptırdı. Bununla bağlantılı olarak derin devlet yoktur. Dışarıdan kaşınan çeteler var. Bunlar dış güçlerin taşeronlarıdır. Devletin içinde devletin yetkilerini kullanan ama dış güçlerin amaçlarına hizmet ettiklerini bilmeyen çeteler var.

"Dink cinayeti taşeron işi"
- Danıştay saldırısı, Hrant Dink cinayeti bu taşeronların işi mi?
Hepsi bunların işi. Bütün siyasi cinayetler bu çerçevenin içerisindedir. 12 Eylül öncesinde işlenen cinayetlerin büyük bölümü faili meçhul kaldı. 1990'lı ve 2000'li yılların cinayetlerinin konsepti farklı çünkü tetikçiler yakalanabiliyor. Tetikçiler yakalandığında da çok önemli izler bırakıyor. Bu izler takip edildiğinde, düz mantıkla okunduğunda çok ciddi yanlışlara gidilebilir. Danıştay saldırısında tetikçi yakalanma ihtimalini çok ciddi göze almış. Tetikçilerin bir ideolojisi çıkıyor ve bunlar genellikle aşırı milliyetçilik ve aşırı dincilik oluyor. Buna bakıldığında "aşırı milliyetçilik ve aşırı dincilik tehlikeli" diye düşünürsünüz. Toplum bu şekilde kamplara bölünmeye çalışılıyor. Sağ - sol çatışmasının yerini etnik ve dinsel ayrışmaların alınmasına çalışılıyor. Laik- anti laik kutuplaşması çok ciddi bir şekilde ortaya kondu. Varılmak istenen sonuçlardan biri de Türkiye'nin imajının bozulması ve dış politikalarının yönlendirilmesidir. Hrant Dink cinayetinde ise eylem sonrası için birtakım psikolojik hareketler planlandı. Eylemden çok eylemin arkası Türkiye'ye zarar verdi. Mesela cenaze sırasında "Hepimiz Hrant Dink'iz" sloganın atılmasıDink cinayeti dış politikada Türkiye'yi çok zor durumda bıraktı. Ermeni soykırımı iddiaları vardı, Türkiye'nin buna karşı bir mücadelesi söz konusuydu. Cinayet bu konuda Türkiye'nin hem imajını hem elini zayıflattı. Danıştay saldırısının arkasını ise çok iyi okumamız lazım. Türkiye tarihinde ilk kez en üst yargı organına saldırı düzenlenmiştir. Baktığı davalar dikkate alınarak akla hemen "Acaba Danıştay'a bir gözdağı mı verilmek istendi" geliyor. Ben öyle düşünüyorum. Yargıyı korkutma amacı taşımaktadır. Danıştay saldırısında bir taşla birkaç vurulmak istendi. Saldırıda öldürülen hakim Mustafa Yücel Özbilgin sosyal demokrat bir kişiydi. Tetikçi ise kendisini aşırı milliyetçi ve dinci olarak ortaya koyuyor. Bu karşıtlık tamamen bir çatışmayı hazırlama ortamıdır. Tetikçi Alparslan Arslan ajan provokatördür. Mahkemede konuşurken ezan okunduğu için sustu. Namaz kılmak istedi.
- Tetikçi gerçekten böyle olamaz mı?

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2   3  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital