AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

HAK-PAR Genel Başkanı, Bucak Aşiretinin Aykırı İsmi Sertaç Bucak'tan Kürt Sorunu Ve ABD Ankara Büyükelçisi Wilson'ın Kürt Siyasetçilerle Yaptığı Kahvaltının İçeriğine Dair İlginç Açıklamalar

"Batıdaki Kürtler, doğuda ev bakmaya başladı!"
MURAT YALNIZ 


ABD Ankara Büyükelçisi Wilson'ın Kürt siyasetçilerle yaptığı toplantının davetlilerinden Sertaç Bucak, DTP'nin çözüm istiyorsa "PKK ile masaya oturulsun" diyemeyeceğini, DTP'de giderek güçlendiğini iddia ettiği "silahsız çözüm" yanlılarının da katılımıyla yeni bir Kürt hareket doğabileceğini söylüyor. Bucak'ın, korucu aşiretlere dair sözleri de hayli dikkat çekici: "Devletin yanında yer almaları ebedi değil. Konjonktür değişirse, saflar da değişebilir."

ABD Büyükelçisi Wilson'ın DTP dışındaki Kürt siyasetçi ve milletvekilleriyle yaptığı kahvaltıda tam olarak ne konuşuldu?
Ağırlıklı olarak Türkiye'deki Kürt sorunu ve şiddetin çözümü engellediğiKADEP Başkanı Şerafettin Elçi ve ben, şiddetin çözümü engellediğini, bir sınır ötesi operasyona da karşı olduğumuzu, AKP'nin bölgede çok oy almasında Kürt sorunundaki daha itidalli tavrının ve Nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı krizi sırasında sınır ötesi operasyona direnmesinin büyük payı olduğunu, bunun AKP'ye sorumluluk yüklediğini anlattık. Daha çok demokratikleşme istedik. Wilson, hiç yorum yapmadı; sadece dinleyip not aldı. Sonrasında başka bir temasımız da olmadı.
- Wilson, Kürt siyasetçileri buluşturarak biraz ileri gitmiş olmadı mı?
Türkiye'de bir sorun var ve dost bir ülkenin elçisi, sorunun muhatapları ile görüşüyor. Böylesi görüşmeleri Türkiye de, misal Batı Trakya Türkleri ile yapıyor. Bu, içişlerine müdahale olarak değerlendirilmemeli. Keşke Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ya da Sayın Meclis Başkanı, Wilson'ınkine benzer bir toplantı yapsa ve bizleri buluştursaydı.
- DTP çağrılmamıştı. ABD, Kürt sorununda DTP'yi artık taraf görmüyor mu?
Siyasi bir tavır söz konusuydu. Şiddete karşı net tavrı olanlar oradaydı. Ayrıca biz sorunların çözümünde, tekelci bir anlayışa sahip değiliz. Ama DTP'nin böyle bir yaklaşımı var. Kendileri dışında Kürt camiası içindeki herkesi yok sayan, demokratik olmayan bu yönlerini iyi görmek lazım. Türkiye'de demokrasi talebinde bulunuyorlar ama kendi bölgelerinde demokrat değiller. Kürt sorununda sadece kendilerini ya da Öcalan'ı muhatap gösteriyorlar. Üstelik şiddeti reddetmediği sürece çözüme en az katkı sağlayabilecek kesim DTP. İrade ve özgüven eksikliğinden kaynaklanan sorunlar yaşıyorlar. Çoğu konuda net değiller ve 'Onunla konuşun, bununla konuşun' diye birilerine havale ediyorlar. TBMM'de temsil edilen bir parti, başka muhataplar gösteremez! Çözümü gerçekten istiyorsa, PKK ile masaya oturun talebini dillendiremez. Belki Özal döneminde, bir masaya oturma olabilirdi ama bulunduğumuz koşullarda devletin, çatışma içinde olduğu bir unsurla masaya oturması olası değil. Bunda diretmek çözümü ertelemek demek. Eğer niyet gerçekten çözümse yapılacak belli: PKK tek taraflı ateşkes ilan eder, uluslararası kurullara başvurur, silahları bırakacağını söyleyip gözetim talep eder. Belki çok ileride, ortam yumuşadıktan sonra siyasetin içinde yer alabilirler ama zaten onların görüşlerini paylaşanlar şu anda siyasetin içinde. Kaldı ki ABD, konsolosları aracılığıyla DTP ile de görüşüyor. Bu da doğal çünkü DTP Kürtler'in legal zeminde ve parlamentoda temsil edilen en büyük partisi. Tabii Kürt kökenli olarakYoksa, oy oranına göre bölgenin en güçlü partisi artık AKP.
- AB-Türkiye Karma Parlamenterler Komisyonu Eş Başkanı Lagendijk'in "Kürtler'in asıl temsilcisi AKP'dir" sözleri doğru mu o zaman?
Kürtler'in partisi başka, Kürtler'den en çok oyu almak başkaAKP'nin Kürtler'in de partisi olabilmesi için çözüm önerilerini tartışması lazım. Siyasal programında buna dönük bir şey yok.

"PKK olmasaydı, bugün Kürtler daha ileri noktada olacaktı"
- Siz PKK Kürt sorununun çözümünü zorlaştırıyor diyorsunuz, PKK da "Biz dağa çıkmasak, Kürt siyasetçiler bugün muhatap alınmazdı" iddiasında
Kürt sorunu PKK ile ortaya çıkmış, devlet de geri adım atmış değil. Aksine, şiddet olmasa, bugün Kürtler demokratik haklar açısından çok daha ileri bir noktada olacaktı. PKK bağımsız bir devlet istemediğini söylüyor, demokratik özerklik diyor. Bu istemler için dağda silahlı adam bulundurmanın, şiddetin mantığı yok. Çatışmanın olduğu yerde sorunları sağduyulu tartışamazsınız. Türkiye'de çözüm istemeyen güçlerin de böylesi bir çatışma ortamına ihtiyacı var.
- Wilson, "yerel özerklik" isteyen DTP'yi terörle arasına mesafe koymadığı için çağırmıyor ama öte yandan sizin gibi "federasyon" yanlısı isimleri muhatap alıyor. Bu Türkiye'nin, üniter yapısı için daha fazla endişelenmesi gereken bir tablo değil mi?
Bizim görüşlerimiz net. Kürt sorununun çözümünde birinci aşama Türkiye'nin demokratikleşmesi ve AB sürecinin başarıyla noktalanması. Federasyon talebimiz demokratik bir zeminde tartışılabilir. Federasyonu bölücülük olarak görmek de yanlış. Türkiye'nin sınırları değişiyor mu? Değişmiyor. Kürtler yönetimde söz sahibi olmak istiyor ama ülkenin sınırlarını sorgulamıyoruz.
- Farz edelim ki bir federatif yapı oluştu ve zamanla Türkiye'den ayrılma talepleri yükselmeye başladı. Kamuoyu Sertaç Bucak'ı ayrılıkçı seslerin karşısında görecek mi?
Evet. Programımızda federasyon ötesinde bir talep yok. AB üyesi bir Türkiye'de ayrılık talepleri zaten tarihe gömülür.

spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital