| |
|
 |
Siyaset Bilimciler Darbecilik, Milliyetçilik Ve Çetecilik Konularını Tartışıyor
"Darbecilik Bizim Ata Sporumuzdur!"
Gündeme bomba gibi düşen "AKP'yi bitirme planı" ile ortam iyice gerildi. Darbecilik, Türk siyasi tarihinde çok eskilere dayanıyor. Çetecilik ve milliyetçilik ise nispeten yeni. Bunları, Osmanlı'nın dağılma döneminde Balkanlar'daki azınlıklardan ve Türk asıllı Rus aydınlardan öğrenen Türklerin milliyetçiliği, yüzyıl sonra bile sorunlu. Yeni Aktüel, bu üç konuda uzman görüşlerini aldı.
"Osmanlı'da Türk milliyetçiliğinin gelişmesinin en trajik yanı, tepkisel bir milliyetçilik oluşudur, felaket yıllarında gelişmesidir. Bu nedenle paranoyaktır. Kendisini her an saldırı altında hisseder. Pek çok davranış kalıbı travmatiktir." Bu sözler siyaset bilimci Doç. Dr. Sedat Laçiner'e ait. Milliyetçilik, çetecilik, darbecilikBu üç kavram Türkiye'nin gündeminden düşmüyor. Darbecilik, Türklerin tarihinde hayli eskilere dayanıyor. Milliyetçilik ve çetecilik ise 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başında Osmanlı siyasi hayatına giriyor. Prof. Dr. Baskın Oran, Osmanlı yönetimine karşı Hıristiyan tebaanın yürüttüğü çeteciliğin mazisini 19. yüzyılın başına kadar götürüyor. Oran, çeteciliğin Osmanlı Balkanları'nda, 1800'lerin başında ortaya çıktığını, Sırpların, Yunanlıların, Makedonların, Bulgarların çetecilik yöntemlerini uyguladığını anlatıyor: "Sırp isyanı 1804'te oldu. Yunanistan 1821'de Osmanlı'dan ayrıldı. Bulgaristan 1878'de özerklik kazandı, 1908'de bağımsız oldu. Bunun yanı sıra Osmanlı Ermenileri, daha doğrusu Hınçak örgütü, Bulgar çete modelini Balkanlar'dan öğrendi." Doç. Dr. Sedat Laçiner de Bulgarların çetecilik yöntemiyle hedefine ulaştığını vurguluyor: "Tüm Balkanlar'da Bulgaristan'ın bağımsızlık süreci belki en dikkat çekici olanıdır. Çünkü Bulgarlar o dönemde Bulgaristan'da çoğunluğu oluşturmuyorlardı. Ayrıca Bulgar çetecilerin Osmanlı ile tek başlarına baş etmeleri de pek mümkün değildi. Buna rağmen Bulgarlar bağımsız olmuştur. Avrupa güçleri bunu, onlara bahşetmiştir." Oran, devamla, "Türkler (İttihatçılar), Kürtler ve Ermeniler çeteciliği Balkanlar'dan öğrendiler. Osmanlı, 1912'de Kürtlerden oluşan Hamidiye Alayları'nı, 'hafif süvari alayları' adı altında Balkan savaşında kullandı. Kürtler de Balkanlılardan öğrendiler çeteciliği" diyor. Laçiner de şunları ekliyor: "Balkanlar'da modern silah ve patlayıcılarla yapılan direnişlerde çok özel taktikler geliştirilmiştir. Makedon ve Bulgar terörü bu açıdan modern direnişlerin ve modern anlamda terörün de ilk örnekleri sayılabilir. Dikkat edilecek olursa bu bölgeler İttihatçıların en yoğun olduğu bölgelerdir. İttihatçılar bir yandan Makedon çetecilerle savaşmışlardır, bir yandan da çeteci yöntemleri onlardan öğrenmişlerdir." Son dönemdeki çetecilik Çetecilik bugün adli veya adi ve siyasi biçimiyle iki tür olarak tezahür ediyor. Organize suç örgütü veya mafya örgütlenmesi birinciye, sivil-asker resmi yetkililerinin, kendi çıkarları için devlet gücünü kanunsuz olarak kullanmaları ise ikinciye örnek teşkil ediyor. İkincinin en ünlü örneği 1996'da bir trafik kazasıyla devlet-siyaset-mafya bağının ortaya çıktığı Susurluk çetesiydi. Yüksekova, Atabeyler, Sauna gibi başka çetelerden sonra, Cumhuriyet tarihinin en önemli davası olarak nitelenen ve içinde çete örgütlenmesi, mafya bağlantıları, darbe planlarının yer aldığı iddia edilen Ergenekon yapılanması geldi.
|
 |
|