![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Büyük Tartışma Yaratan Alevi İftarı Sonrası Akp'nin Açılımını Akademisyenler Ve Aleviler Değerlendirdi "Aleviler'in Alevi Sorununa Müdahale"
AKP'nin Alevi açılımıyla ilgili tartışmalar, olumlu bulanlar ve olumsuz bulanlar olarak iki merkezde odaklansa da iki cephede farklı görüşler var. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayhan Yalçınkaya'ya göreyse Türkiye'de Alevi sorunu iki başlıkta tanımlanabilir: Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin Alevi sorunu ve Aleviler'in Alevi sorunu. "AKP'ninki ikincisine müdahale..." AKP 'nin Alevi konusundaki açılımı, Abdal Musa Vakfı ve AKP milletvekili Reha Çamuroğlu'nun Aleviler için kutsal matem ayı olan Muharrem ayında düzenlediği "iftar" yemeğiyle büyük tartışmalara sebep oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı'yla aynı bakanlığa bağlı olacak 'Aleviler Genel Müdürlüğü' kurulması gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Antalya'nın Elmalı İlçesi'ne bağlı Tekke Köyü'nde kurulması planlanan Alevi Enstitüsü'nü himayesine aldığı da basında yer aldı. Bu enstitüde Kur'an, fıkıh gibi derslerin yanında Bektaşi tasavvufunun da okutulacağı, devletten maaş alacak Alevi dedelerinin yetiştirileceği yazıldı. İftar yemeğine Türkiye'deki 298 Alevi kuruluşundan sadece altısının katılması, katılanların, 12 Alevi dedesi tarafından "düşkün" ilan edilmesi ve tarafların hakaret içeren söylemleri tartışmaları doruğa çıkardı. Bu süreci değerlendirmeleri için Yeni Aktüel'in başvurduğu ilk uzman olan, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi ve 'Devletin Bektaşi Hırkası' kitabının yazarı Dr. Ali Murat İrat'a göre Alevi açılımının üç temel başlığı var: Cemevleri'nin ibadethane statüsüne kavuşturulması, din dersleri zorunluluğunun ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılması ya da yeniden düzenlenmeleri. Aslında AKP'nin tek somut projesinin genel müdürlük olduğunu söyleyen İrat, Alevi dede yetiştirme konusunda "Alevi toplumunun dede ihtiyacı yok. Okulda dede yetiştirmek Ortodoks-Sünni bir yaklaşım, ibadethaneyi belli bir mekâna yerleştirme amacı güdüyor" dedi. İrat'a göre "iftar" ifadesi de yanlış. "Sünni Müslümanlık'ta iftar toplu bir paylaşımdır. Oysa Aleviler'de Muharrem orucu boyunca süren yas bireysel yaşanıyor." Alevi açılımının başındaki Alevi kökenli milletvekili Reha Çamuroğlu'nun bir süre önce Aleviler'den uzaklaştığını belirten İrat, Çamuroğlu'nun 1999'da yayımlanan 'İsmail' kitabının bir kırılma olduğunu düşünüyor: "Daha önceki kitaplarında Aleviliğe dair ciddi bir demokratik söylemi vardı. Şah İsmail, Alevi kültüründe mitolojik bir figürdür, yalınkılıç bir cengaverdir. Çamuroğlu efsaneyi gerçeğe dönüştürdü ve Sünni İslam'a uygun zorba bir İsmail yarattı." İrat, Şah İsmail'i böyle görmenin, Alevilikteki "mitolojik" Ali imgesini de yıkarak, Ali'yi tarihsel bir kişiliğe dönüştürdüğünü belirtiyor. İrat'a göre bu yaklaşımla Alevi inancı ve ritüelleri eritilmeye çalışılıyor: "Bugüne kadar zaman, mekân ve şekilden bağımsız bir Alevilik vardı. AKP'nin yaklaşımında zaman, mekân ve şekle uygun bir Alevilik yaratılmak isteniyor. Buna Aleviliği kötürümleştirmek diyorum." "Başbakan'ın adımı, tabanı düşünüldüğünde çok cesur" Akdeniz Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi ve Alevilikle ilgili birçok kitabın yazarı Prof. Dr. Fuat Bozkurt ise, Alevi Enstitüsü hakkında somut bir projenin ellerine ulaşmadığını, ancak kurulması düşünülen yerin bir köy olmasının soru işareti yarattığı düşüncesinde: "Çağdaş bir enstitünün yeri kent olmalı. Ayrıca böyle bir enstitüde dede değil, Aleviliği öğretecek öğretmen yetiştirilmeli. Alevilik okullarımızda ayrı bir din dersi olarak okutulmalı." ODTÜ öğretim üyesi antropolog Doç Dr. Aykan Erdemir'e göre AKP'nin Alevilikle ilgili hamlesinin nedenleri Aleviler'in Türkiye'de ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde süren davaları, AB Komisyonu ile ABD'nin inanç özgürlüğü konusunda yaptığı baskılar ve yaklaşan yerel seçimlerin etkisi ve AKP'nin tabanı düşünüldüğünde çok cesur bir adım. "Ancak AKP bu süreci ders kitaplarına geçecek kadar kötü yönetti. Tüm paydaşlara karşı şeffaf, kapsayıcı ve eşitlikçi olmalıydı, güvene dayalı bir ilişki kurmalıydı" diyen Erdemir, Başbakan'ın elini taşın altına sokmak istemediği için açılımı Çamuroğlu'nun yönettiği izlenimi verildiğini ifade ediyor: "Tabii Çamuroğlu da yanlış adımlar attı. Aslında Başbakan daha yetenekli ve siyasi manevralarda daha başarılı. Böyle süreçlerin yönetimini entelektüellere vermek belki de hata." Erdemir sonuçta büyük bir fırsat kaçtığını ve güven ortamını tamamıyla bitiren bir yaklaşım sergilendiğini belirtiyor: "Tavır, Çamuroğlu'nun girişimiyle yeni Alevi vakıfları kurulması, devlet eliyle alternatif bir Alevi gruplaşması yaratılmaya yönelik görülebilir. Ancak bu tür örgütler uzun ömürlü olamaz." T.C.'nin Alevi sorunu! Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayhan Yalçınkaya'ya göreyse Türkiye'de Alevi sorunu iki başlıkta tanımlanabilir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin Alevi sorunu ve Aleviler'in Alevi sorunu. "İlk sorun Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bugüne getirdiği, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığını nasıl tanımladığıyla ilgili ve gayet politik. İkincisi Aleviler'in modernleşmeyle nasıl yüzleşeceği, inanç ve ritüelleriyle günümüz dünyasına nasıl uyum sağlayacağıyla ilgili ve politik değil." Yalçınkaya, aslında Başbakan'ın Alevi sorununa el atması yerine, Türkiye Cumhuriyeti'nin Alevilik sorununa müdahale etmesi gerektiğine, ancak böyle olmadığına dikkat çekiyor. "Çünkü böyle bir müdahale politik olurdu ve Alevi örgütlerinin tanımladığı sorunlara temas ederdi." Yalçınkaya'ya göre iftar yemeği, genel müdürlük ve enstitü kurma girişimleri, AKP'nin Aleviler'in ritüel dünyasına müdahalesi anlamına geliyor: "Dedeler ritüellerin merkezinde yer alır; bu kuruma dokunarak var olanı yıkıp yerine yenisini inşa etme amacındalar. Alevilik homojenleştirilecek. Devlet kontrolünde, standart eğitim olacak." Yani yeni açılımın Aleviler'in Alevi sorununa müdahale üzerine kurulu olduğunu söylüyor Yalçınkaya. Dahası Türkiye Cumhuriyeti'nin Alevi sorununa yeni ve büyük bir sorun ekliyor; bunun için Alevi örgütlerin sahneden çekilmeleri isteniyor. Yalçınkaya'nın şu sözleri ise AKP'ye ciddi bir eleştiri niteliğinde: "AKP laikliğin bu ülkede katı olmasından şikayet ediyor, mesela başörtüsünün kamusal alana girememesinden. Türkiye'de devlet bugüne kadar Sünni Müslümanlığı kendisi şekillendirdi. Diyanet İşleri bizzat katı laikliğin bir ürünü. Ama Cumhuriyet AKP'yi öyle ehlileştirdi ki, bir zamanlar kendisinin geçtiği çarka şimdi Aleviler'i sokuyor."
|
||||||||||||
|
|||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|