![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
Yeni Aktüel, Aktütün Karakolu'nda Şehit Düşen Eyüp Dağtekin İçin, Çoğunluğu Dtp'li Olan Köyünde Kurulan Taziye Evindeydi "Asker De Dağdaki De Kardeş…"
Şanlıurfa Ceylanpınar İlçesi Yukarı Doruklu Köyü'nde karmaşık duygular hâkim. Aktütün'de şehit düşen altı askerden biri olan Eyüp Dağtekin'in yine aynı karakolda asker olan ve çatışmadan sağ kurtulan kuzeni, olayın üstünden bir hafta geçmesine rağmen şokta! Anneler Günü'nde oğlunu şehit veren anne Halise hanımın, baba İbrahim beyin ve kardeşinin ölümünü aynı gece rüyasında birebir gördüğünü söyleyen ağabey Murat Dağtekin'in dilinde ise hep aynı cümle var: "Ölen de öldüren de bu ülkenin insanı. Akan kan artık dursun…" Çatışmanın ortasındaydı. Silah sesleri, ateş her yanını sarmıştı. Kanlar içindeydi. Ölmüştü! Sabah uyandığımda ilk yaptığım iş, ailemi aramak oldu. 'Eyüp'ten haber alıyor musunuz' diye sordum. Babam, bir gün önce konuştuğunu, iyi olduğunu söyledi. Ama inanmadım, biliyordum bir şeyler olduğunu, ilk otobüse atlayıp köye doğru yola çıktım. Yolda telefon geldi: Başınız sağ olsun" 9 Mayıs gecesi 200 kadar PKK'lı tarafından basılan, Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'ne bağlı sınır karakolu Aktütün'de şehit düşen kardeşi Eyüp Dağtekin'in ölümünü, çatışmanın yaşandığı gece rüyasında gören Murat Dağtekin (29), sabah erkenden kalkıp memleketi Şanlıurfa'ya doğru yola koyulmuş. Çok değil, yedi ay önce, beraber çalıştığı kardeşini asker ocağına elleriyle teslim ettiğini düşünerekKasım 2007'de İstanbul Küçükçekmece Askerlik Şubesi'ne birlikte giderek tamamlamışlar kardeşi Eyüp'ün askerlik işlemlerini. Daha sonra Eyüp, ailesi ve akrabalarıyla da helalleşmek için doğduğu yere, Şanlıurfa'nın Ceylanpınar İlçesi'ne bağlı Yukarı Doruklu Köyü'ne gitmiş. Bilecik'teki birliğinde geçirdiği acemilik günlerinin ardından, Ankara Güvercinlik'e gönderilmiş istihkâmcı olarakBir sonraki ve son durağı, 12 Nisan'da birliğiyle gittiği Şemdinli Aktütün Karakolu olmuş. O gece o karakolda askerlerle PKK'lılar arasındaki çatışmalar, tanıkların anlattığına göre saatlerce sürdü ve altı asker şehit düştü. Ancak Eyüp'ü, PKK baskınına birlikte karşı koyduğu diğer beş silah arkadaşından farklı kılan bir yönü vardı: Kürt'tü, Demokratik Toplum Partili (DTP) bir başkanın yeğeniydi ve artık şehitti! Belki, "Güneydoğu'da öyle aileler var ki; kimi evlatları dağda, kimi evlatları askerde" sözünün en kanlı canlı örneklerindendiBelki de, PKK'nın, yine Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'ndeki Dağlıca sınır karakoluna yaptığı ve 12 askerin şehit düştüğü, sekiz askerin ise örgüt tarafından kaçırıldığı baskından sonra, kaçırılan askerlerden Mardinli er Ramazan Yüce nezdinde hem Yüce'nin hem de Güneydoğu'da askerlik yapan Kürt kökenli gençlerin vatana sadakatini sorgulama hakkını kendinde bulanlara yanıttı cansız bedeniYüce'nin babası hakkında "PKK'lıydı" haberleri yapılmıştı; Şanlıurfa'da ise İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Zafer Topsakal şehit asker Eyüp Dağtekin'in babası İbrahim Dağtekin'in elini öperek başsağlığı diledi. Komutan elini öperken baba Dağtekin'in ağzından şu cümleler döküldü: "Bu gidenler de evlatlarımız, karşı taraftakiler deSonu ne olacak? Devlet bir çözüm bulsun." DTP'li köyde şehit ailesinin taziye evi Eyüp Dağtekin'in cenazesi 11 Mayıs tarihinde Şanlıurfa'ya getirildiğinde devlet hastanesi bahçesinde yapılan resmi cenaze törenine babası, ağabeyi, askeri yetkililer ve resmi erkân katılmış; oğullarını şehir merkezindeki şehitlik yerine köyde toprağa vermeyi tercih eden Dağtekin ailesi "Kardeş kanının akması son bulsun" diyerek köyde resmi tören yapılmasını istememişti. Cenaze, Yukarı Doruklu Köyü'ne getirilerek, resmi tören yapılmadan, geleneklere uygun şekilde toprağa verilmişti. Dağtekin ailesiyle görüşmek için Yukarı Doruklu Köyü'ne vardığımızda, devasa iki taziye çadırıyla karşılaşıyoruz. Çadırlardan biri kadınlara, diğeri erkeklere tahsis edilmiş. Şanlıurfa Alay Komutanı Fahri Cici ve eşinin de taziye ziyaretine tanıklık ediyoruz. Her iki çadır her gün yüzlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Şimdiye kadar taziye evine başsağlığı ziyaretine gelenler arasında Şanlıurfa, Ceylanpınar, Viranşehir'den askeri yetkililer, Ceylanpınar Kaymakamı Şevket Atlı, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Mazlum-Der yöneticileri, sendikacılar, DTP'liler ve bazı politikacılar var. Taziye evindeki Albay'a yaşlı bir amca soruyor: "Bu kan ne zaman duracak, bunu durdurun." Albay'ın verdiği cevap ise "Hepimizin talebi bu" oluyor. Taziye çadırındakilerle konuştuğumuzda, hepsi, akan kanın artık durması gerektiğinden, kardeşin kardeşi öldürmesini anlayamadıklarından bahsediyor. Şehit er Eyüp Dağtekin'in babası İbrahim, annesi Halise, amcası DTP Ceylanpınar İlçe Başkanı Ahmet Dağtekin ve akrabaları tepkili. "Ama tepkimiz bayrağa, askere, yerel yöneticilere değil; AKP hükümetine" diyorlar. Yukarı Doruklu Köyü, Ceylanpınar'a 13 kilometre uzaklıkta. Köylülerin siyasi tercihleri çoğunlukla DTP. Eyüp Dağtekin'in amcası DTP Ceylanpınar İlçe Başkanı Ahmet Dağtekin de bu köyden. 30, 40 haneli köyde halkın tamamı geçimini çiftçilikle sağlıyor. Çevrede sulu tarım yaygın ancak Yukarı Doruklu Köyü'nün su dalgıçları tam yedi aydır bozuk. Köylülerin Devlet Su İşleri'ne müracaatına rağmen, dalgıçlar halen onarılmamış. Taziyeye gelen misafirlerin ihtiyacı, dışarıdan tankerlerle köye taşınan su ile karşılanıyor. Şehit erin kuzeni de aynı karakolda asker! Aktütün Karakolu'na yapılan saldırıda ölen Eyüp Dağtekin'in dışında, köyden beş, altı genç daha askerliğini yapmakta ve görev yerleri Bestler-Dereler, Şemdinli, Çukurca gibi sıcak bölgeler. Bu gençlerden biri de şehit er Eyüp'ün kuzeni Ramazan Dağtekin. O da askerliğine Aktütün Karakolu'nda istihkâmcı olarak devam ediyor ve karakola yapılan saldırıda kuzeni Eyüp Dağtekin ile birlikteymiş! Saldırıdan sonra komutanları on günlük izin vermiş. Çatışma anını birebir yaşamış ve olayın üzerinden bir hafta geçmesine karşın şokta. Tek söylediği, ilk silah sesinin ardından komutanının kendisini uyararak nöbetçileri denetlemesini istediği ve ardından askerler karakol bahçesinde bulunan "amfi" denen büyük çadırda toplandıklarında büyük bir patlamanın meydana geldiği... Ramazan ile daha fazla konuşmaya çalışıyoruz, ama başka bir şey hatırlamadığını söylüyor. Anne Halise Dağtekin bir haftadır ancak ilaçlarla ayakta durabiliyormuş. "Anneler Günü'nde oğlumu toprağa verdim. Benim ciğerim yandı, başkasının yanmasın" diyor. Baba İbrahim Dağtekin ise konuşmakta zorluk çekiyor. Oğluyla en son, ölümünden bir gün önce telefonda görüşmüş. "Bana, 'Baba merak etmeyin yerimiz rahattır. Biz istihkâmcıyız. Operasyona çıkmıyoruz. Buraya saldırı olmaz. Çevremizde komando bölükleri var' dedi. Bir saate yakın konuştuk. Yerinden memnundu. Bir gün sonra ise ölüm haberi geldi. Ölen de, öldüren de bizim insanımız. Bu ülke bizim. Devlet yetkilileri akan kanın durması için neden bir şey yapmıyor? Ölenler fakir-fukaranın çocuğu; Türk-Kürt ne fark eder!" diyerek tepkisini dile getiriyor.
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|