![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
İstihbarat Karşılığı 50 Ytl İle Yetinen Öğrenciler De Var, Küçük Bir 'Servet' Alan İşadamları Da… İşte 'muhbir' borsası!
Dünyada ücretlendirilmesi en zor iş muhbirlik. 500 YTL alan kapıcılar da, yüz binlerce dolar alan işadamları da var… Muhbir ölürse, ailesine belli bir maaş bile bağlanıyor. İstihbarat piyasası bol iniş-çıkışlı bir borsayı andırırken, Türkiye'de "milli güdüler" paranın önüne geçebiliyor. İran-Irak savaşının en sıcak dönemlerinde Bağdat'ın 30 kilometre güneyindeki Taci silah fabrikasına girip çıkan Rus görevliler, bölgede etkin gizli servislerin dikkatini çekmişti. Bir Arap ülkesinde beyaz tenli, sarışın, renkli gözlü adamların, Saddam Hüseyin'in roket ve füzelerinin kaynağı olan bir mekâna siyah bond çantalarla girip çıkması fark edilmeyecek gibi değildi. Çok geçmeden, çantalarda çeşitli silahlı eğitim dokümanlarının bulunduğu anlaşıldı. Ruslar, Irak askerlerine Rus yapımı özel silahların kullanımı hakkında bilgi veriyordu ve haliyle Irak'ın askeri gücü konusunda da önemli bilgiler edinmişlerdi. Taci fabrikasında ne tür silahların bulunduğu, bir Rus görevlinin büyük bir meblağ karşılığında verdiği bilgiler sayesinde elde edildi! Rus görevli, Türk gizli servisinden yüklü miktarda dolar almıştı! Günümüzde uydu görüntüleri sayesinde internetten bile kolaylıkla elde edilen tesis planları, o zaman parayla ölçülemeyecek kadar değerliydi Dünyanın bütün gizli servisleri, bu tür özel bilgileri elde edebilmek için bütçelerinden büyük paralar ayırıyor. Teknoloji ne kadar gelişse de, insan hâlâ istihbaratın temel unsuru ve para da insanı motive eden unsurların başında geliyor. Ülkelerin ajan ve muhbirlere ödedikleri paralar ekonomik güçleri ve güvenliğe ayırdıkları bütçelerle doğru orantılı. Türkiye'de ajan ve muhbirler daha çok "milli güdülerle" devlete bilgi sağlıyor. Ücretlendirme işiyse biraz karışık. Muhbirler, sosyal statüsüne ve verdiği bilginin değerine göre ücretlendiriliyor. Rakam aralığı 50 YTL ile yüz binlerce, hatta milyonlarca dolar arasında değişebiliyor ve ödemeler makbuz karşılığı yapılıyor. Hrant Dink suikastını Trabzon Emniyeti'ne önceden defalarca bildirdiği ortaya çıkan Erhan Tuncel, devletin güvenlik örgütlerinin kullandığı muhbirlere yakın geçmişteki örneklerdendi. Tuncel, Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi'nin elemanı olarak 50 ile 150 YTL arası para alıyordu. McDonalds bombacısı Yasin Hayal'in, Agos Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'i öldürmeyi planladığı bilgisi karşılığında ise Tuncel'e 250 YTL para ödendiği basına yansıdı. Öcalan'a suikast karşılığı 500 dolar maaş! 1996'da Türk gizli servisinin PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik suikast girişimiyle ilgili bir belgede yer alan bilgiler, muhbirlerin ya da elemanların çok da yüksek paralarla iş yapmadığını gösteriyor. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) dönemin müsteşarı Sönmez Köksal tarafından onaylanmış 19 Ekim 1995 tarihli bir yazısına göre, Öcalan'a yönelik suikast için o zamanlar E/A koduyla ve Metin Atmaca adıyla MİT'e çalışan "Yeşil" lakaplı Mahmut Yıldırım'a, Kasım 1995'ten itibaren 500 ABD doları aylık bağlanmış. Bunun, Öcalan'a yönelik tehlikeli bir suikast girişimi için küçük bir meblağ olduğu söylenebilir. Ancak elemanlar, paradan çok "milli duygularla" bu tür tehlikeli operasyonlarda yer almayı kabul ediyorlar. Genelde verdikleri bilgi ya da kullanıldıkları operasyon başına para alan muhbir ve elemanlar, belirli dönemler için veya uzun seneler boyunca her ay düzenli meblağlarla faaliyet yürütebiliyor. Adının açıklanmaması kaydıyla, muhbirlerden nasıl faydalanıldığı ve muhbirlerin verdiği bilgilerin nasıl kıymetlendirildiği konusunda açıklamalarda bulunan eski bir istihbarat yetkilisi, işin püf noktasının, kaynak olarak kullanılacak kişinin konumuna ve karakterine göre bir plan belirlemek olduğunu söylüyor. İstihbaratçılar, işe öncelikle, faydalanmayı düşündükleri Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) adayının aile çevresi ve kişiliği hakkında bilgi toplamakla başlıyor. Gizli bilgiyi alıp müşterisine, yani resmi kurumuna ileten herkes için hizmeti karşılığında ödenen bir bedel var. Ancak bu bedelin niteliği, eleman hakkında önceden toplanan bilgilere bağlı. Kişiyi muhbirlik ya da kaynaklık yapmaya iten temel neden milli güdüler ise, yapılan hizmetin parasal karşılığı ikinci plana itiliyor. Küçük bir meblağ yahut bir hediye, muhbir ya da ajan için yeterli olabiliyor. Bazen başka birine duyulan kin ve nefretin bile bilgi toplamada etkili olarak kullanılabileceğini belirtiyor bu eski istihbaratçı. Milli hisler, daha çok başka ülkelerde istihbarat toplamak ve silahlı örgütler içinden bilgi aktarmakla görevlendirilen muhbir ve ajanları harekete geçiren bir güdü. Güven sağlasın diye suç işlettiriliyor Şayet örgüt ya da sözgelimi bir uyuşturucu şebekesi içine yerleştirilecek ajan daha önce herhangi bir suç işlememişse, öncelikle ona suç işlettiriliyor. Bu yolla, kaynağın, gireceği grup içinde güven sağlaması amaçlanıyor. Şayet içerden bir kaynak bulunacaksa, sızılacak örgüt belirlendikten sonra örgüt içindeki insanların biyografileri, ailelerinin durumu ve zaafları tespit edilmeye çalışılıyor. Bunun için de örgütteki bir başka kaynak aracılığıyla, aklı çelinmeye en müsait kişiler hakkında bilgi toplanmaya çalışılıyor. Elde edilen bilgiler doğrultusunda kaynak olmaya en müsait kişi "hedef" olarak belirleniyor. Daha sonra bu hedefin ve ailesinin maddi koşulları araştırılıyor. Hedefe yaklaşmanın en iyi yolunun para olduğuna karar verilirse, hayat koşullarını çok değiştirmeyecek paralar karşılığında kişi göreve razı edilmeye çalışılıyor. Muhbir ya da ajanlara yaşam standardının çok üzerinde bir para verilirse deşifre olma riskleri artacağı için büyük paralar ödenmiyor. Koşullara göre, ajanlık ya da muhbirlik, bir seferde 50 YTL'den başlayıp yüzbinlerce, hatta milyonlarca dolar kazandıran bir iş. Ancak "çok para kazanma" nadiren görülen bir durum. Askeri sır içeren belgeleri sızdırma, aranan terör örgütü liderlerinin yerini ihbar etme gibi önemli istihbaratların maddi karşılığıysa epey yüksek. Miktar belirlenirken muhbirin mesleği, bir anlamda toplumca bilinen işinden kazandığı paranın miktarı da göz önüne alınıyor. Mesela bir büyükelçinin oturduğu apartmanın kapıcısına, sözgelimi apartmana gelip giden ziyaretçileri bildirdiği için 500-1500 YTL arası; lüks bir restoranda önemli kimselerin konuşmaları ya da kimin kiminle görüştüğü hakkında bilgi veren bir garsona 1000-3000 YTL arası ödeme yapılabiliyor. Eğer bilgi çok kıymetliyse rakam 5 bin hatta 10 bin YTL'ye kadar çıkabiliyor. Örneğin bir işadamı önemli bir "güvenlik hizmeti"nde bulunduysa, karşılığında -şayet kabul ederse- yüklü miktarda para alabiliyor. Öğrencilerin istihbarat hizmeti karşılığında aldığı para ise 50 YTL'den en fazla 1000 YTL'ye kadar değişebiliyor. Muhbirlere fazla para ödenmemesinin tek sebebi sadece hayat standardının değişmesini ve kim olduğunun anlaşılmasını önlemek değil. İstihbarat teşkilatları, muhbirlik işi sadece para için yapılmasın diye ideolojik güdüleri kullanmayı tercih ediyor. Ölen muhbirin ailesine asgari ücret Emniyet, MİT ve Jandarma İstihbaratı'nın eleman angaje etme ve kullanma yöntemleri de birbirinden biraz farklı. MİT'te eleman kullanımında devamlılık esas. MİT muhbir veya ajanları uzun bir güvenlik soruşturmasından geçiyor ve Kürtçülük, irtica, espiyonaj ve kontr-espiyonaj konularında faaliyet gösteriyor. Hizmet süreleri, deşifre olmaz, ölmez ve öldürülmezlerse 20-30 yıla kadar çıkabiliyor. Ölen muhbirin ailesine asgari ücret veya biraz üzerinde aylık bağlanıyor. Emniyet ve Jandarma muhbirlerinin çalışma süreleriyse daha kısa. Muhbir ve kaynak kullanma yöntemleri istihbarat teşkilatlarının yapısına göre de değişebiliyor. Mesela milli güvenlik istihbaratı yapan MİT ile daha çok suç istihbaratı üzerinde yoğunlaşan Emniyet ve Jandarma'nın ajan kullanma yöntemleri epey farklı. Çalışma saha ve yöntemleri farklı olsa da, zaman zaman bu teşkilatlar mesleki rekabet duygusuyla birbirlerinin elemanlarını çelmeye çalışabiliyor. Emniyet muhbiri Erhan Tuncel'in biraz daha yüksek primler karşılığında aynı zamanda Jandarma istihbaratına da çalıştığı bilgisi bunun bir göstergesi. Mart 1995'te kaçırılan ve öldürüldüğüne kesin gözüyle bakılan Tarık Ümit de aynı anda hem MİT hem de Emniyet tarafından kullanılan bir muhbirdi. Daha çok uyuşturucu kaçakçılığı ve terör konularında her iki kuruma da bilgi sağlayan Tarık Ümit muhbir sınıfına girse de sıradan muhbirlerden farklı olarak uzun yıllar istikrarlı bir şekilde devlete istihbarat sağlamış bir eleman. Bunun yanı sıra her üç teşkilat, aynı elemanı kullandıklarını fark ettikleri anda elemanla ilişkiyi kesmeyi tercih ediyor.
|
||||||||||||
|
|||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|