AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 



Alevilik'teki Düşkünlük Yahudi Aforozu Gibi

Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Ali Murat İrat, son günlerde "Engizisyon bu; 21. yüzyılda aforoz müessesesi" gibi eleştirilere uğrayan Alevilik'teki "düşkünlük kavramı" hakkında şu bilgiyi verdi:
"Düşkünlük, yani cemaat dışı bırakılma Hıristiyanlık'ta ve Yahudilik'teki 'aforoz', Müslümanlık'taki 'tekfir' kavramlarına benziyor. Ancak mesela Müslümanlık'ta 'tekfir' kararı verilmiş kişi namazını kılmaya, camiye gitmeye devam edebilir. Her ikisinin de kapalı toplumlar olması açısından Alevilik'teki 'düşkünlük' daha çok Yahudilik'teki aforoza benziyor ve ciddi bir yaptırımı var. Alevilik'te 12 büyük ocak bulunuyor. Senede bir yapılan 'görgü cemi'nde, hakkında düşkünlük kararı verilecek kişi bağlı olduğu ocağın cemine gidiyor ve ocağın dedesinin karşısında 'darda durarak' bekliyor. Dede ceme katılanlara 'Bu candan hoşnut olmayan var mı' diye soruyor ve herkes şikayetlerini dile getiriyor. Suçlanan kişi kendini savunuyor. Belirli düşkünlük kalıpları var. Mesela zina, adam öldürme ya da Alevi öğretisi olan 'yol'un dışında bir şey yapmanın cezası kesinlikle düşkünlük. Düşkün ilan edilen kişi Alevi toplumundan tamamen dışlanıyor, selam verilmiyor ve selamı alınmıyor; sadece cenazesi kaldırılıyor. Köyden kente göç sırasında düşkünlük kararının işleyiş mekanizması, şekli ve niteliği değişti. Alevi iftarı öncesi 12 dedenin 'düşkün' ilan etmesi, aslında daha çok siyasi bir girişim. Çünkü zaten bu kişileri ancak bağlı bulundukları ocakların dedeleri 'düşkün' ilan edebilir. Ancak Alevilik siyasi gelenekle iç içe geçmiştir. 'Düşkünlük' kavramı da aslında Aleviler'e Osmanlı'dan kalma. Aleviler dışarıdaki yargıya, yani kadılara güvenmedikleri için kendi iç yargılama süreçlerini yaratmış. Daha önce de böyle bir karar verildi. 1966'da kurulan ilk Alevi partisi olan Birlik Partisi'ne mensup Hacı Bektaş Veli'nin günümüzdeki temsilcileri olan Ulusoylar ailesinden beş millletvekili, Aleviler'in aksi yöndeki kararına rağmen bütçe görüşmeleri sırasında Demirel Hükümeti'ne 'evet' oyu vermişti. Alevi dedeleri kendilerini 'düşkün' ilan etti, ancak tabii ki bu kişiler kent yaşamında hayatlarına devam etti. Son olayda CEM Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan her istenenin 'düşkün' ilan edilemeyeceğini belirtti. Ancak iftara katılanların durumu, politik bir karar olsa da artık 'düşkünlük' olmuştur."

 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital