![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
PKK'nın Kürt Sorunundan Bağımsız Olmadığını Söyleyen Prof. Mithat Sancar'dan Üç Aşamalı Toplumsal Barış Önerisi "Eve dönüş fırsatı kaçarsa Ruanda'ya döneriz!"
"Özgür bir tartışma en büyük ihtiyaç!" - Hukuki, sosyal, siyasal anlamda bu proje nasıl olmalı? Bu tür etnik ulusal sorunlarda, eğer şiddete bulaşmışsa, çok fazla kayıp ve acı yaşanmışsa çözüm kolay değildir. Hiç kimsenin, kesinlikle hazır bir reçetesi yoktur. Bu süreç aylarla, yıllarla ölçülmez ama bir yol planı mümkündür. Konuştuğumuz ana hatları da dikkate alan, ciddiye alan özgür bir tartışma en büyük ihtiyacımızdır. -Bu projenin birinci adımı nedir? İlk adım gerçekten adını koymak, yani silahsızlandırmaksa silahsızlandırmak. Hükümet inisiyatif alacaksa, provokasyonlara, örgütte oluşabilecek tepkilere aldırmadan, kamuoyunu arkasına alacak şekilde samimi bir silahsızlandırma projesi sunmalı. Silahlı şiddeti bir yöntem olarak kullanan örgütün bundan hukuksal yollarla vazgeçmesini sağlayacak bir düzenleme gerekir. Bunun adı önemli değil. TCK'nın 221.maddesi üzerinde esnetmeler yapılması halinde söyleyeceğimiz diğer adımlarla birlikte mümkündür. Ne eski pişmanlık yasalarına ne de 221'e takılıp kalmadan, bunların yarattığı tecrübeleri de dikkate alan başka bir düzenleme de mümkündür. Af, pişmanlık demek gerekmiyor, bir terim bulunur, ceza indirimi, cezai takibattan vazgeçme dahil çeşitli tedbirleri kademeli olarak uygulamayı mümkün kılacak bir düzenleme yapılabilir. Yönetici kadroların üçüncü bir ülkeye gönderilmesine yönelik konuşulan proje tartışılabilir. Ara kadroların veya sadece militan olarak rol alanların silahı bırakıp olağan sosyal ve siyasal hayata katılmalarını sağlayacak bir proje bunun bir ayağı olabilir. Kuşkusuz bu sırada ülkede kamuoyunun da desteği önemli olduğu için çeşitli kesimlerin düşünceleri de dikkate alınmalı! Ama tek bir yana, tek bir hamasete, duyguya, tek bir gruba endekslenmeden yapılmalıdır. Bu serbestçe tartışılabilirse, Türkiye buradan kendine uygun bir hukuksal formül çıkarır. Ama bu işin içinde af da, ceza indirimi de, yönetici kadroların üçüncü bir ülkeye nakli de var. Bunlar kaçınılmaz! Siyasallaşma ve reform gibi başka adımlar da var. "Siyasallaşmadan korkmamak gerekiyor" -Siyasallaşmadan kastınız nedir? Aydınlar, çeşitli kesimler defalarca PKK'ya tek taraflı olarak silah bırakma çağrısında bulundu. Ama hiç sonuç alınmadı. PKK'yı bütünüyle Kürt sorununun dışında göremezsiniz. Pek çok kişinin de kabul ettiği gibi PKK'yı doğuran Kürt sorunudur. Bu sorun cumhuriyetin başından beri var! Yani Kürt sorunu ile PKK'nın belli önemli noktalarda iç içe geçtiği görülmeli. Üstelik burada tek hedef şu anki örgüt üyeleri değil, bir de potansiyel taban var. Bir örgüt neden silahlanır ve bu kadar çok sayıda militan toplayabilir? Resmi rakamlara göre, PKK'nın bugüne dek 20 binden fazla kaybı var. Ve hâlâ 5 ile 10 bin arasında militanı olduğu söyleniyor ki potansiyel militanlarını hesaba katmıyoruz. Demek ki burada sırf şiddet uygulamak için dağa çıkmış insanlar söz konusu değil. Bu insanlar, kendi taleplerinin başka türlü gerçekleşeceğine inanmadıkları veya bu yönde inandırıldıkları için silahı, şiddeti, terörü bir yöntem olarak seçmişlerdir. O halde onlara bu talepler için silah dışındaki yöntemlerle, demokratik mekanizmalarda mücadele edilebileceği gösterilmeli. Sadece af yetmez. Onlara bu talepleri can vermek ve can almak dışında savunabilecekleri bir ortam sunmak gerekiyor. Siyasallaşmadan korkmamalı. İlk aşamadan sonra, siyasallaşma yani meşru ortamlarda meşru yollarla bu talepleri savunmak için gerekli şartlar oluşturulursa, sıradan bir siyasal aktöre dönüşecek veya PKK'nın bugün savunduğu fikirler açık bir şekilde başka bir siyasi yapı tarafından savunulacaktır.
|
||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||
|
|||||||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|