| |
|
 |
DTP'ye Yüklenmek, Tek Sığınak Olarak Pkk'yı Bırakıyor!
-DTP'nin durumunu nasıl görüyorsunuz; bu süreci bekliyor muydu? DTP'nin kendi başına bir hazırlığı projesi, bir politikası olduğunu düşünmüyorum. DTP'nin, PKK'nın işaretlerinden, tavırlarından ve hareketlerinin yol açtığı gelişmelerden bağımsız bir politikası yok. Bir emir komuta zincirinden bahsetmiyorum ama, DTP'nin şu anda siyaseten etkili olması da çok zor. Bir yandan Türkiye'de çeşitli aktörlerin, başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere Hükümet ve muhalefet partilerinin DTP'ye bu kadar ağır yüklenmeleri, partiye tek referans ve sığınak olarak PKK'yı ya da o çevreyi bırakıyor. AKP'nin DTP'ye sert yüklenmesi, DTP'nin belli konularda bu projede oynayabileceği olumlu, yapıcı rolü de heba ediyor. AKP'nin öncelikle DTP'lilerle bu konuyu çok daha fazla ve serbest konuşması gerekiyor. DTP ile de konuşmadığınızda tek muhatap PKK kalıyor. Eğer AKP'nin açılıma niyeti varsa, bu kadar dışlama son derece yanlıştır. PKK da DTP'nin bağımsız ya da özerk bir inisiyatif geliştirmesini engelliyor. Ancak bu arada DTP'liler siyaseten daha samimi adımlar attılar. PKK ile aralarındaki fikri akrabalığı açıkladılar. Bu, bir avantaj olabilir. Bir fikri silahla savunmak başka bir şey, sözle savunmak başka bir şeydir. Bir diğer konu, DTP demokratik özerklik diye bir kavram ortaya attı. Kimse tartışmıyor. Oysa biraz tartışılsa - buradan bölünme, federasyon da çıkmıyor - incelediğim kadarıyla önceki Cumhurbaşkanı Sezer'in veto ettiği Kamu Yönetimi Reformu Yasası'nın biraz daha ileri şekli, veya Türkiye Barolar Birliği'nin 2001 Anayasa Taslağı'nda önerilenin neredeyse aynısı.
|
 |
|