AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

Tbmm Başkanı Köksal Toptan İle Gündeme Dair, Yeni Aktüel'e Özel

"Meclis'teki DTP'lilerin Uyumundan Memnunum"
Selçuk Tepeli / Murat Yalnız 



Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan gibi DEP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılıp TBMM'den polis zoruyla götürüldüğü 1994 yılında, iktidardaki DYP saflarındaydınız. Bugün de DTP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması gündemde ve TBMM BaşkanısınızO gün DEP'lilere yapılan doğru muydu ve bugün benzer bir durumla DTP'nin karşı karşıya kalma ihtimali belirirse tutumunuz ne olur?
1994'teki o görüntüleri Türkiye bir daha yaşamamalı. O görüntülerin Türkiye'ye kazandırdığı hiçbir şey olmadı. Bu konuda, şu ana dek hissettiğim bir baskı yok ama olursa da hukuk devletiyiz, demokrasimizi geliştiriyoruz, gelişen demokrasiye ters düşecek bir şey yapamayız. Diğer milletvekili arkadaşlarımızı nasıl koruyup kolluyorsak, DTP'li arkadaşları da aynı şekilde koruyup kolluyoruz. Bu konuda bir ayrım kesinlikle söz konusu olmaz. Türkiye bu konuları çok aştı. TBMM'ye dokunulmazlık fezlekesi geldiğinde, herhangi bir milletvekili için nasıl işlem yapılıyorsa DTP'li vekiller için de öyle yapılıyor. Ama şu var: Bazılarının milletvekili seçilmeden önce haklarında açılmış davalar var. Anayasaya göre, devletin bölünmez bütünlüğü için açılmış davalarda ilgili mahkeme TBMM'ye sadece bilgi veriyor. Yani TBMM'nin, dokunulmazlık kaldırıp kaldırmama gibi bir durumu olmuyor. Seçimden sonraki suçlar için dokunulmazlığı kaldırıp kaldırmamak devreye giriyor. Anayasa değişmediği müddetçe de bu konuda yapılabilecek başka bir şey yok.
DTP dışında, şiddeti reddeden yeni bir Kürt partisi kurulacağı konuşuluyor. Böyle bir oluşumun TBMM'de yer almasına ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?
DTP dışında birtakım parti kurma hevesleri olduğunu biliyoruz. Ama etnik ayrımcılığa dayanan siyasi hareketler zordur, riskleri var. Ayrıca etnik ayrımcılığa dayalı siyasi hareketlerin destek bulacağını da sanmıyorum. 22 Temmuz seçimleri bunu gösterdi. Ama kim olursa olsun, devletin bölünmez bütünlüğünü, Cumhuriyet'in temel niteliklerini koruma yemini ediyoruz ve bu yemin herkesi bağlar. Bu sınırlar içinde kalmak kaydıyla, herkes istediği kadar siyasi partiyle bu parlamentoda temsil edilebilir, etnik çizgide siyaset yapan partilerin fazlalığı da sorun oluşturmaz.
Dağlıca olayında soru işaretleri ortalıkta uçuşuyor. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Şırnak Beşağaç köyünde bir minibüse yapılan saldırıyı gidip bölgede incelemişti. TBMM, Dağlıca olayına bir yerinden dahil olmayı düşünüyor mu?
Görev alanlarımızı iyi ayırmalıyız. Kuvvetler ayrılığı ilkesi var. Yasama ve denetim organıyız, yargı değil. Ama insan hakları ihlali söz konusuysa Zafer Üskül başkanlığındaki İnsan Hakları Komisyonu şikayetin olduğu yere kadar gidip incelemelerini yapıyor. Gerek görürlerse rapor tanzim edip bize veriyorlar. İkincisi; yeterli sayıda imza ve talep geldiğinde birtakım konuları TBMM araştırabilir ama her iki halde de yasama organı olduğumuzu unutamayız ve kendimizi yargı erki gibi göremeyiz. İnsan Hakları Komisyonu'muza, Dağlıca olayının araştırılması yönünde bir talep şu ana kadar gelmedi.
"Komisyon, gerek görürse bize rapor veriyor" diyorsunuz ama TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu ve İnsan Hakları Araştırma Komisyonu'nun eski başkanı Mehmet Elkatmış, Yeni Aktüel'e verdiği bir röportajda insan hakları ihlallerini kapsayan raporların veya Şemdinli gibi Türkiye'yi sarsan olayların raporlarının çoğunun Meclis'te görüşülemediğini ya da gereğinin yapılmadığını söyledi. Neden görüşülemiyor bu raporlar?
Sayın Elkatmış neye dayanıyor bilemiyorum ama raporların icra yeri yargıdır. Araştırma komisyonlarımız, inceledikleri olaylarda suç eylemi tespit ederse Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunmakla yükümlü. Bunun için Başkanlık makamının ayrıca bir karar almasına gerek yok. Burada şu önemli: Anayasa'nın 138'inci maddesi, yargılama süreci devam ederken, yargıyı etkileyecek demeç ve davranışları yasaklıyor. O raporların etkisiz kalması bu maddeyle mi ilgilidir bilmiyorum. Yok eğer sayın Elkatmış birtakım çevrelerin o raporların TBMM'de görüşülmesini engellediğine inanıyorduysa, bulgularını savcılığa bildirebilirdi.

Anayasa yapmak için ayrı bir Meclis!
Daha önce, belli maddelerin değiştirilmesiyle 1982 Anayasası'nın ruhunun değiştirilmesinin kolay olmadığını ifade ettiniz. Nasıl kurtulacak o zaman Türkiye 82 Anayasası'nın ruhundan?

Yeni bir "anayasa yapımcısı Meclis" kurulması ve Türkiye'nin ilk sivil anayasasını o Meclis'in yapması yönünde önerimi dile getirmiştim. 150 kişilik bir anayasa yapımcısı Meclis oluşturulur, bunun 100 üyesi seçim yoluyla gelir, 50 tanesi de çeşitli sivil ve kamu kuruluşlarını temsil eder. Bir, iki sene süre verilir ve yepyeni bir anayasa yaparlar. Bu da temel ilkeleri ihtiva eden kısa bir anayasa olur. 140-150 maddelik bir anayasa çok uzun. "Anayasa yapımcısı Meclis", TBMM onayına da tabi olmaz, yapacağı anayasayı referanduma götürür. Anayasayı bitirince de o Meclis ortadan kalkar. Ama bu fikrime itibar eden olmadı.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 133. sayısında bulabilirsiniz!


spacer
 
1  2  
 
spacer
1   2  
 
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital