Başörtüsü çözülemez… Çünkü
Başörtüsü fobisi, düz bir mantık çizgisi üzerinde ileriye doğru kımıldatılamaz, iki santim daha ilerletilemez bir zihin faaliyetidir.
Aşk hakkında konuşmakla ne hakkında konuşmuş oluruz?" Karşılaştığım en ilginç kitap başlıklarından biridir bu. Peki, uyarlayalım: "Başörtüsü hakkında konuşmakla ne hakkında konuşmuş oluruz?" Fikrim şu: Bir "düşük akıl tutarlılığını" konuşmuş oluruz. Düşük; çünkü birinci sınıf bir zihinsel faaliyetin sonucu değil. Zira sadece görünüş ile ilgili ve ondan ibaret bir sorunsal. "Bu onların (Avrosantrik dünyanın) giysilerine benzemiyor." Bu! Hepsi bu! Bir çocuğun, minik parmağıyla gösterip ürkeceği, bizi güldürecek benzetmelerinden, akıl yürütmelerinden biri. Düz bir mantık çizgisi üzerinde ileriye doğru kımıldatılamaz, iki santim daha ilerletilemez bir zihin faaliyeti. Geriye, çaresiz, fantastik öyküler, fantastik insanlık durumları kalıyor. Onlardan birini paylaşıyorum sizinle. "Maymun-adamların (Apemenler) yağma ettiği bölgede Mlch'ler yaşar... Sıtma ateşi ve maymun-adamların sürekli baskıları onları kırıp geçirir. Aralarında yalnızca birkaçının adı vardır. Birbirlerini çağırmak için çamur atarlar. Arkadaşımın dikkatini çekebilmek için yatıp yerde yuvarlanan Yahoolar bile gördüm. Meyve, kökler ve sürüngenlerle beslenirler. Kedi ve yarasa sütü içerler ve elle balık avlarlar. Yemek yerken ya saklanırlar ya da gözlerini sıkı sıkıya yumarlar; geri kalan her şeyi kinik filozofları gibi herkesin gözü önünde yaparlar. Erdemlerini ele geçirebilmek amacıyla kralları ve büyücüleri parçalayıp yutarlar. Sonra da erdemlerini iyice sindirebilmek için ağızlarını ve karınlarını sıvazlarlar. Çıplak yaşarlar. Giysi ve dövme sanatı onlara yabancıdır. Savaşlarda taş ve büyülü lanetler kullanırlar. Dikkate değer bir olgu, saf su kaynaklarının ve gölge saçan ağaçların bulunduğu geniş çayırlı düzlüklere sahip olmalarına karşın, ekvator güneşinin çekilmezliğine katlanmaktan ve pislik içinde yüzmekten zevk alırmışçasına, yerleşim yerini çevreleyen balçık çukurlarına sığışmayı seçmiş olmalarıdır. Yeni doğan bir çocuk, çok titiz bir araştırmaya tabi tutulur; eğer (bana açıklanmayan) bazı işaretleri taşıyorsa kralın makamına götürülür ve hemen sakat edilir. Gözleri yakılır, elleri ve ayakları kesilir, böylece dış dünyayla bağlantısı engellenir ki bilgelikten uzaklaşması önlenebilsin. Qzr diye anılan bir mağarada kapalı yaşar. Savaş patlak verirse büyücüler onu mağaradan çıkarır, kabileyi yüreklendirmek için sergilerler ve savaşın en şiddetli zamanında, sancak veya nazarlık yerine omuzlarda taşınır... Yanımda bir saat ve bir İncil vardı; Yahoolar bu eşyalara baktılar, elle tarttılar ve nereden bulduğumu öğrenmek istediler. Çoğu kez bıçağımı keskin yerinden tutuyorlardı. Hepsi de kızıl sakalıma hayrandı. Uzun uzun okşuyorlardı. Acıya ve hazza, çiğ ve kokmuş eti saymazsak, tamamen duyarsızdılar ve hayal güçleri olmadığı için acımasızdılar. (Burayı vurgulamadan edemedim- S.Y). Büyücüler dört taneydi. Bu sayı aritmetiklerinin eriştiği en yüksek noktadır. Parmaklarıyla bir, iki, üç, dört, çok diye sayarlar; sonsuz, başparmakta başlar. Dört, kullandıkları son rakam da olsa, ticaret yaptıkları Araplar onları hiç dolandırmaz. Çünkü tüccarlar takas ettikleri her şeyi bir, iki, üç ve dörtlü paylara bölerek üst üste yığarlar. Alışveriş yavaştır ama yanılgı ve hile kaldırmaz. Bütün Yahoo halkı içinde yalnızca büyücüler ilgimi uyandırdı. Halk onlara, karıncaya, kaplumbağaya veya istedikleri varlığa dönüşme becerisini mal eder. Kuşku duyduğumu fark eden biri bana bir karınca yuvası gösterdi; sanki bu ispatmış gibi. Yahoolar hafızadan ya tamamen yoksundur; ya da hafızaları çok zayıftır. Leopar akınlarının sebep olduğu yıkımları anlatırlar, ama bu olayları kendilerinin mi; yoksa atalarının mı yaşadığını, hatta bir düş mü olduğunu bilmezler. Büyücülerin ise hafızaları vardır ama çok zayıftır. Sabahki olayları günün akşamında anımsayabilirler. Geleceği kestirme yetenekleri de vardır; mesela sakin ve güvenle bildirirler: 'Bir sinek ensemi sıyırıp geçecek' veya 'çok geçmeden bir kuşun ötüşünü duyacağız'..." (J. Luis Borges - Yahoolar hikâyesinden
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|