AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3 vimjo alışveriş
 
   
 
Hatırlamamak suçtur

\"\"
\"\"
Hatırlamamak suçtur

Malatya'daki korkunç cinayetlerden sonra Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, "Dini, ırkı, dili ne olursa olsun cinayet en büyük günahtır. Elbette bir din mensubu kendi dininin kitabını alacak, satacak, dağıtacak" dedi. Ama Diyanet'in resmi sitesinde yer alan bir TV programının metninde, aynı Bardakoğlu, bir yıl önce misyonerliği "toplumu tehdit eden faaliyetler"den sayıyor…

Türkiye medyası kendini, geniş kitlesi itibariyle bilgilendirme, aydınlatma kesiminde değil de, eğlendirme sektöründe görüyor. Çoğu medya mensubu açısından basının birinci görevi halkı eğlendirmek. Bir cins vur patlasın, çal oynasın! Pekala, bari bunu düzgün bir şekilde yapabilseler!
Cumartesi Akşam'da Elif Aktuğ, "Okuyucu tarafından yollanan; 'aynı Engin Ardıç'a benziyorsunancak ben üstada benzetilmeyi klonlanmış yazarlara benzetilmeye tercih ederim; takdiriniz veçile (aynen)" buyurmuş.
Batı'da okullarda ilk öğretilen doğru yazımdır. Bizde ise bu önemsiz sayılıyor ve anadil her gün biraz daha kaybediliyor. "Veçile" ne demek? Arapça'nın "vech" kelimesi, çok sayıdaki anlamı arasında, bu bağlamda, neden, ilişki, aracı demektir. Türkçe'de "vechi ile" yani ilişkisi nedeniyle anlamında kullanılan "vechile" sözcüğüne hayat vermiş. Ama böyle yazılsa bile, anlam hâlâ yanlıştır. Böyle bir kullanım olmaz. Koskoca gazetenin editörleri, yayın yönetmenleri nerede?
Elif Aktuğ'un "ona benzetildiğini" söylediği Engin Ardıç, hırçın üslubuna rağmen Türk basınının okuyan, düşünen, araştıran, o yüzden de yazabilen üç beş kişisinden biridir. Ama kadere bakın, Aktuğ'la aynı gün yazısına şöyle başlamış: "Türkiye'de aristokrat olmadığı için şato da yoktur. Amerika'da da yoktur ona bakarsanız. İsviçre'de de yoktur."
Aristokrat, aristokrasiye mensup olan demektir. Aristokrasi ise, Eski Yunanca'nın "aristos" (en iyi) ve "kratos" (yönetim) kelimelerinden gelir, en iyilerin yönetimi demektir. Aslında iktidarı elinde tutan sınıfı ifade eder. Bu açıdan aristokrasi başka bir şeydir, şato başka bir şey. Şato, Batı Avrupa'da feodalitenin simgesidir. Yani merkezi iktidarın darmadağın olduğu ve atomize olarak yerel güçlülerin eline geçtiği feodalitede, bu yerel iktidarların odağı şato olmuştur. Oysa aristokrasi ancak merkezi iktidarın sürdüğü sistemlerde olabilir.
Evet Amerika'da şato yoktur, ama İsviçre'de tam 819 tane vardır (bugün hâlâ duranlar) ve bunlardan 191 tanesi, feodalitenin en yoğun yaşandığı, Fransa'ya komşu Vaud kantonunda yer almaktadır. Zaten bu bile, tek başına, şatonun aristokrasiyle hiçbir bağlantısı olmadığını, doğrudan feodaliteyle ilgili olduğunu gösterir.
Medyamız sadece "köşeler"de değil, haberlerde de büyük bir dil ve bilgi vurdumduymazlığı içinde. Hürriyet'in Kelebek eki "iftiharla" başlık atıyor: "Huzurlarınızda milenyum polisi". Pazar Vatan ise, "Milenyum jenerasyonu dünyayı değiştirecek" diyorMilenyum, Latince'nin millenarius kelimesinden gelerek, Fransızca'da millenaire, İngilizce'de de millenium halini almış, binyıl demek. Tıpkı yüzyıl (asır) gibi zamanı kesitlere bölmek için kullanılan itibari bir ölçü. İsa'nın doğumundan öncesi MÖ milenyumlar, sonrası MS milenyumlar biçiminde ifade edilir. Örneğin tarımın ortaya çıkması MÖ 8.-6. milenyumlar arasındadır. Hıristiyanlık ile İslamiyet MS 1. milenyumda zuhur etmişlerdir, Amerika 2. milenyumda bulunmuştur vb. Biz şu anda MS 3. milenyumdayız. Ama bizim medya bu işi çözemedi, çözme zahmetine katlanmadı ve 2000 yılından itibaren içine girilen dönemi, yalnızca bu dönemi "milenyum" sanıyor.
Medya cehaleti saymakla bitmez. Vatan Gazetesi Royal ile Sarkozy için harika bir başlık bulmuş: "John Wayne mi, Jean d'Arc mı?" Madem özel ad yazılıyor, o halde Jeanne d'Arc olacak. Ama bizim medya, büyük kesimi itibariyle zahmete giremez ve "hafızasına" güvenir.
Bu hafıza genelde kırık bir İngilizce bilgisine dayalıdır. Her yabancı kelime, hangi dilden olursa olsun, İngilizce'ye göre okunur. Nitekim Sabah'ın kitap eki, "Erkeklerin 'Top 20' kitabı" başlıklı bir liste yayınlarken aynı ruh hali içinde. Listedeki 20 kitabın adlarının yanında İngilizceleri var. Bu listeye bakan biri, bunların orijinallerinin İngilizce olduğunu sanabilir. Oysa bu kitapların beş tanesinin orijinal dili İngilizce değil, ikisi Fransızca, biri Rusça, biri Çekçe, biri İspanyolca. Bu listenin içeriğini ise tartışmıyorum bile, çok saçma.
Bunlar belki masum hatalar olarak kabul edilebilir, ama bu ülke insanlarının yazılı olan hiçbir şeye itibar etmedikleri bilgisine dayalı olduğu için, her türlü inkârı destekleyen zihinsel bir iklimin oluşmasına katkıda bulundukları da açık.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 95. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2010 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital