AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Tek İşçili İşletme: Aile

\"\"
\"\"
Tek İşçili İşletme: Aile

Emine Erdoğan, AKP'li milletvekili eşlerine "mutlu evliliğin sırları"nı "ifşa" etmek üzere bir toplantı düzenledi. "Aile içi iletişim uzmanı" Canten Kaya toplantıdaki konuşmasında şöyle dedi: "Kadınlar günlük 25 bin kelime konuşurlar, erkekler ise 12 bin kelime. (…) Kadınlar, eşleri (işten) gelene kadar sadece 5 binini kullanırlar. Geri kalan 20 bin kelime için eşlerini beklerler. Çatışma buradan çıkar. Yapacağınız, eşiniz eve geldiğinde 15-20 dakika rahat bırakmaktır."

Avrupa dillerine Endülüs (Andalusya, İspanya) Arapçası'ndan geçen kelimelerden biri de 'almanak'tır. Arapça'daki el-manak ise, İslamiyet'in ilk yüzyıllarında bütün Ortadoğu'nun üst kültür dili olan Süryanice'deki ma'dan (hem zaman birimi hem de gök cismi olarak ay) gelmektedir. Batı dillerinin kullandığı kelime Ortadoğu kökenli olmakla birlikte, olgu Eski Yunan kaynaklıdır. M.Ö. 8. yüzyılda yaşamış olan Eski Yunan şairi Hesiodos'un 'Günler ve İşler' adlı eseri (Türk Tarih Kurumu tarafından Türkçe yayınlanmıştır) ilk almanak sayılmaktadır.
Çok çeşitli almanaklar bulunmakla beraber, böylesine bir eser esas olarak takvim bilgilerine dayanmakta, ama bunun yanı sıra yemek tariflerinden rüya tabirlerine, çocuk bakımına, halk tıbbından gündelik yaşama ilişkin tavsiyelere kadar çok sayıda geleneksel "bilgi" içermektedir. Almanak konusunda Türkiye'deki en iyi örnek Saatli Maarif Takvimi'dir.
Almanak, düzenleyenin bilgi ile yetişmişlik düzeyine ve kaynaklarına göre bilimsel bilgiler de içeriyor olabilir, ama esas olarak kanıtlamaya gerek duyulmadan doğru kabul edilen halk inanışlarının bilgi olarak aktarılmasıdır. Ve zaten 20. yüzyılın eğitim devrimine kadar dünyanın her ülkesinde geniş kesimler bilgilerini bu cins kaynaklardan edinmişlerdir. Nitekim birçok almanak, halkın büyük çoğunluğunun okuma bilmemesi nedeniyle bol resim içermiştir. Öte yandan almanakların toplantı yerlerinde insanlara okunması da yaygın bir adet olmuştur.
Almanaklar, bir bakıma muhafazakârlığın da kaleleridir. Çünkü özellikle 19. yüzyıldan itibaren hızlanan bilimsel gelişmenin her şeyi yanlışladığı süreç içinde eski bilgilerin bir sığınma alanı olarak ortaya çıkmıştır. Bu açıdan bakıldığında, doğruların bir kerede ebediyete kadar verili olduğuna iman eden muhafazakârlığın, bilimsel alemin her şeyi alt üst etmesi karşısında almanaklara ve benzerlerine sığınmaktan başka çaresi de kalmamıştır.
Devlet hiyerarşisine göre ikinci, parti hiyerarşisine göre birinci first lady'miz Emine Erdoğan, AKP'li milletvekili eşlerine "mutlu evliliğin sırları"nı "ifşa" etmek üzere bir toplantı düzenledi. "Aile içi iletişim uzmanı" Canten Kaya toplantıdaki konuşmasında şöyle dedi: "Kadınlar günlük 25 bin kelime konuşurlar, erkekler ise 12 bin kelime. Erkekler bu kelimelerin tamamını akşam evlerine gelene kadar iş hayatında tükettiklerinden evde konuşma ihtiyacı duymazlar. Kadınlar, eşleri gelene kadar sadece 5 binini kullanırlar. Geri kalan 20 bin kelime için eşlerini beklerler. Çatışma buradan çıkar. Yapacağınız, eşiniz eve geldiğinde 15-20 dakika rahat bırakmaktır."
Almanak bilgilerine dayalı tam bir muhafazakâr açıklama. Muhafazakâr, çünkü bu söylemde, erkeğin dışarıda çalıştığı, kadının da evi beklediği eski toplum modeli, olan ve olması gereken olarak sunuluyor. Almanak bilgisi, çünkü erkek ve kadının gündelik olarak kullandıkları kelime sayısı konusu hayal ürünü. Bir kere mesleklerin son derece çeşitlendiği bir ortamda, "Erkekler günde 12 bin kelime ederler" demenin hiçbir anlamı yoktur, çünkü günde sekiz saat ders veren bir öğretmenle tek başına bir çobanın aynı sayıda kelime sarf ettiklerini düşünmek olanaksızdır. Ayrıca bu kadar çeşitlenmiş meslek dalının ve farklı insan karakterlerinin olduğu bir dünyada ortalama da alınamaz ve zaten ortalama almanın yöntemi de yoktur.
Gelelim daha türdeş sayılabilecek "evde oturup boşalmak için kocalarını bekleyen" kadınlara. Türkçe'yi hızlı konuşan biri, tamamen vurgusuz düz bir konuşma halinde dakikada 150 kelimeye çıkabilir. Ama gerçekte olduğu üzere, vurgulu ve duraklamalı bir konuşmada dakikada 60-90 kelime edilebilir. Çok hızlı konuşan birinin 20 bin kelimeyi tüketmesi için 133 dakika veya 2 saat 13 dakika konuşması gerekir. Eğer herkes gibi konuşulursa, bu süre, hiç ara vermeksizin 333 dakika (5 saat 33 dakika) ile 222 dakika (3 saat 42 dakika) arasında bir zaman gerektirir.
Ortaya çıkan manzara şöyle: Erkek eve gelir, saat 19.00. Kadın konuşmaya başlar, ne sofra kurar, ne kaldırır, ne bulaşık yıkar, ne dizi seyreder. Hızına göre, irat ettiği nutuk gece yarısını 33 geçe veya gece yarısına bir saat 18 dakika kala biter. Yatılır. Sabah erkek işe gider ve akşama gene aynı terane!
Diğer bir nokta, ortalama bir Türk, konuşmalarında en fazla 300 ayrı kelime kullanabilir. Bu durumda ev kadınlarının ortalama her kelimeyi 7 kere tekrar etmesi gerekiyor. Ama daha önemlisi, evden çıkmayan kadının 20 bin kelimeyle anlatacağı neyinin olabileceği! Ayrıca bu hesaplamalarda erkek hiç konuşmuyor. Ama bir de "çatışma bundan çıkar" sözü var. Çatışma, yani erkeğin de konuşması. O zaman muhafazakâr Türk aileleri hiç uyumuyorlar.
Muhafazakâr anlayışın kadın modeli böyle. Evde oturacak, hemen evlenecek, çocuk yapacak, dırdır etmeyecek. Aksaray'ın Gülağaç İlçesi'nde 12 yaşında bir kız çocuğu evlendirilmekten son anda öğretmenleri tarafından kurtarıldı. Sonradan ortaya çıktığına göre, ablası da 12 yaşında evlendirilmiş. Malatya'nın Arapgir İlçesi'nde sancılanarak hastaneye kaldırılan 12 yaşındaki kız çocuğunun bir yıl önce imam nikâhıyla evlendirildiği ve sancılarının da gebe olmasından kaynaklandığı anlaşıldı.
Yeni Şafak'ta Fatma Barbarosoğlu şöyle yazıyor: "Türk erkeğinin gönlünün bir tarafında hep modern hanımlar yaşayagelmiştir, ama onlar çoğunlukla geleneksel hanımları tercih etmişlerdir. Çünkü geleneksel hanımlar çok daha az 'maliyetlidir'!"
Bu arada bir fuhuş çetesinin lideri, Rus bir kadına tecavüzden beraat etti. Karar gerekçesinde, "Yabancı uyruklu kadınların Türkiye'ye ne amaçla geldikleri bilinen bir gerçektir" ifadesi yer aldı. Bu kararın çıktığı sıralarda, Osman Yağmurdereli'nin eşi, "Mayoya izin vermedi, ama saçıma hiç karışmadı" dedi.
Her şey uyuşuyor. Muhafazakâr ideolojinin ürettiği ve Türkiye'nin tamamına dayatmak istediği kadın, çalış(a)maz. TÜRKONFED'in "İş Dünyasında Kadın" raporuna göre, iş arayan kadınların ancak dörtte biri iş bulabiliyor. Kadınlar erkeklerden yüzde 42 daha düşük ücret alıyor. Türkiye'de kadınların iş gücüne katıl(abilme)ma oranı dünyanın en düşüklerinden biri, sadece yüzde 24. Bu kadın, kocasının emir ve tercihleri doğrultusunda davranır. Bir maliyet unsurudur (kaşık düşmanı), belki de kocanın işveren olduğu bir firmanın çok düşük ücretli servis elemanıdır.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 133. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital