AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Yazmak Kaç Kişiliktir?

\"\"
\"\"
Yazmak Kaç Kişiliktir?

Yazmak, diğer işlere oranla, işteşlik aradığını gizleyen bir fiil. En kendine yazarmış gibi görünen yazarın bile, nihayetinde, başka bir muhayyileye nakşolmak.

İnsan ne için yazar? Belki meydan okumak için. Hayatın ne olduğunu kavrayabilmek, ne olması gerektiğine ilişkin güçlü varsayımlarını sınamak için. İnsanlığa verilmiş bir vaadi kelime kelime açabilmek için. Bir başkasının tasavvurunda yansıyabilmek, başkalarının tasavvurunu içine alabilmek için.
Yazarlar birbirinden ayrı zihin dünyaları arasında bir koridor da olabilirler, bir labirent de. Anlamak sahici bir merak duygusu ister; merak, saygı ile dengelenmek ister. Saygının hakikati örselediği yerde, gerçeğin önündeki perdeleri kaldırmak da gerekir öte yandan. Gerçek bir anlama ve anlatma çabası, hakiki bir iletişim, bazen varolan, daha doğrusu varmış gibi davranılan köprülere saldırmaktan geçer. Çünkü aslında çok az insanın geçtiği, diğerlerinin ise geçiyormuş gibi yaptığı köprülerdir onlar. Yazar, yapmak için yıkar, sonra kamuya açar. Mefhumların insan hayatında nereye işlediğini, hangi dinamikleri harekete geçirdiğini, hangilerini yok ettiğini gerek kendisinin gerekse bir insan tekinin deneyimleri üzerinden kurgulayarak tutarlı bir metne ulaşandır o.
İyi de, bunları niye yapar; hiçbir habislik yok mudur bu işte? Sahi, yazmak için kaç kişi gerekir?
Bir adaya düşsen ve yanına alacağın üç şeyden ikisi defter ve kalem olsa. Bir adaya düşsen ve artık yolun sonu olduğunu söylemiş olsalar, medeniyete dönmeyeceğini, hiçbir hemcinsinle karşılaşmayacağını biliyor olsan sonra. Cennetten bir köşe gibi ada, kütüphanen, kahven, yiyeceğin el altında. Fakat ne seninle ne senden sonra, senden arta kalanları merak etme babında, artık, kimse olmasa. "Beni okur musun" diye sorabileceğin kimse olmadığında, yine de yazabilir misin? Delirmemek için tutulacak günlüklerden, kitap sayfalarının kenarlarına iliştirilecek notlardan bahsetmiyorum. Hayatımızı oluşturan bileşenleri dilin ve düşüncenin imkanlarıyla tanıma ve anlamlı bir kurguyla kelimelerin dünyasına tercüme edebilme gayretinden bahsediyorum; bir 'yazan'ın, kimilerinin dediği gibi 'yazıcı'nın ya da en sık kullanıldığı şekliyle 'yazar'ın yaptığı işten.
Yazmak, diğer işlere oranla, işteşlik aradığını gizleyen bir fiil. En kendine yazarmış gibi görünen yazarın, en muhatabı önündeki kağıttan başka bir şey değilmiş gibi yazanın bile, önünde sonunda istediği, başka bir muhayyileye nakşolmak. 'Anlaşılmak'. Yazmak, "Gel anlaşalım" demek; "Gel demokraside anlaşalım, gel vatanın satılmakta olduğu fikrinde anlaşalım, hadi gel insanın bir hiç olduğunda anlaşalım, gel insanın zübde-i alem olduğunda anlaşalım" Ya da şu: "Gel, bana kayıtsız kalamadığın gerçeğinde anlaşalım."
Yazar, eğer anlaşılırsa, daha çok sevileceğini; o da değil, 'istediği şekilde' sevileceğini zanneden bir zavallıdan başka bir şey değil. En derinlerde bir arzusu daha var: Bir kanaati militanca savunurken, tüylerini yalayarak temizlenen bir kediden anlam apartırken, hatta her şeyin üzerinde olan, müteal varlığı bilmek ve bilebildiğini kelimelerin aynasına arzetmek isterken bile"Ben varım yahut vardım, aranızdaydım. Şimdi öyle geçip gidiyor da olsam, oradaydım; bildiniz ya da bileceksiniz. İşte kelimelerim, işte cümlelerim, işte delilim. Ben öldükten, çok sonra bile"
Düşüne düşüne zihin, kendini görür hale gelir yine de. O zaman üzerine bir tevazu çökebilir kelimelerin, borçluluk duygusuyla diğerkâm bir kuş gibi uçabilir kalem. Yazarlık, insanın sınırlı varlığına tanık arama çabaları arasındaki en faydalı, en bereketli tür herhalde.
Belki de bu nedenle insanlar akın akın yazar okullarına koşuyor. Atölye çalışması adı verilen çalışma grupları oluşturuluyor, seminerler ve sohbetler tertip ediliyor, basın ve yayın dünyasından tanınan simalar çağrılıyor ve "Nasıl yazar olunur"un formülü öğrenilmeye çalışılıyor. Bir yazar arkadaşım, "Öncelikle iyi bir okur olmak lazım, yeterince okuyor musunuz" diye yanıtlamış soruyu. Hanımın biri terslemiş onu, "Ben okur olmak istemiyorum, yazar olmak istiyorum ve siz, yazar olamayalım diye lafı dolaştırıyorsunuz!"

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 137. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital