![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
|
|||||||||
| Türban: Tehdit Mi, Tedbir Mi? 'En sık tartışılan konu', türban ya da başörtüsü, genel olarak tesettür hakkında 'en sık sorulan sorular'a kısaca ve kendimce gayet net olduğunu düşündüğüm cevaplar… Allah şu konuları son kez tartışıyor olmayı nasip etsin. Fakat gündem dönüp dolaşıp yine 'türban'a bağlandı, en azından şu satırları bilgisayarın klavyesine tercüme ettiğim gün ve saatte (19.01.2008, saat sabahın 04.00'ı) durum hâlâ böyle. İnsanların tuttuğu yerden tanımlamaya çalıştığı bir fil olup çıktı bu türban. Bu mazur görülebilirdi, o 'bazı' kimselerin gözleri kör ya da bir bağla kapatılmış olsaydı. Yine de hali hazırda yanıtların ne olduğunu merak edebilecek kimseler olduğunu düşünerek, bu soruların bir kısmına kısaca ve kendimce gayet net olduğunu düşündüğüm bazı cevaplar vermek istiyorum. Türban siyasi sembol müdür? 'Siyasi'den kasıt siyasi bir parti taraftarlığı ise, hayır. Öyle olsa parti amblemi kullanmak yeterli olurdu. Herhangi bir siyasi görüşün sembolü olabilir mi peki? Hayır. Çünkü başörtüsü-türban takanlar arasında, anti emperyalist de var, anti komünist de; anti feminist de var, feminist de; Batı karşıtı olanı da var, AB'ye mutlaka girmeliyiz diyeni deVe her biri, taşıdıkları politik görüşleri ifade edebilecek bir sembolün icat edildiğini biliyor. Başörtüsü ya da türban, eğer dini inancı yaşamanın araçlarından biri olmasaydı, üzerine hilal, tuğra, Che, Gandhi ya da Nasrallah fotoğrafı bastırılmış tişörtler işimizi görürdü. Türban ya da başörtüsü Cumhuriyet'in kazanımlarına direnmenin sembolü müdür? Hayır. Başörtülü kadınların Cumhuriyet'in kadınlara kazandırdığı hakları kullanmaya talip oldukları ve tam da bu talep nedeniyle engellendikleri düşünülürse, bu sorunun manasızlığı ortaya çıkar kanaatindeyim. Taliban rejimi olsun, kadınlar eve dönsün ve tüm işlevleri çocuk doğurmak ile sınırlı olsun fikrinde-zikrinde olsalardı, okul okumak için, çalışma hayatına katılabilmek, anlamlı bir hizmet verirken aynı zamanda emeğinin karşılığını alabilmek gibi hedefler için o kadar uğraş vermezlerdi. Türban kadını erkeğin taarruz alanı olarak tasvir etmenin bir sembolü müdür? Hayır. Türban ya da başörtüsü, arkasında ille de bir işlev aranacaksa, buyruğun, toplumsal hayata katılması son derece doğal olan kadını, hem kendi içindeki 'beğenilme' dürtüsünün aşırılıklarından, hem de karşı cinsin muhtemel istismarlarından koruma amacını taşıdığı söylenebilir. Buradan bütün erkeklerin kadına 'et' olarak baktığı ve kadınların hayatları boyunca erkek korkusuyla yaşayacakları sonucu çıkmaz. Erkekler arasında kadına et olarak bakma eğiliminde olanlar olabileceği, hatta bundan hiç mi hiç utanmayabilecekleri ve kadınlar bunu bilirse kendileri için daha iyi olacağı sonucu çıkar. İkisi arasındaki fark, tehditle teklif arasındaki fark kadar açıktır. İslam, kadın bedeni konusunda modern hayat stratejileri gibi iki yüzlü davranmaz. Kadın bedeni tarafsız, ilgisiz ve kayıtsız kalınabilmesi mümkün bir alan-mış gibi yapmaz. Din, fizik ve statü açısından 'genellikle' kadından daha güçlü bir durumda olan erkeğin, güzel bulduğu, çekici bulduğu bir şeyi alma, kendine ait kılma ve hatta kafesleyip hapsetme eğiliminde olduğu gerçeğinden hareket ederek, kadını bu eğilimi kötü niyetle eyleme çevirebilecek olanların bulunabileceği ihtimaline karşı uyarır. Nitekim, toplumda herkese hırsız gözüyle bakmayız, soyguna uğrama fikriyle yatıp kalkmayız, ödümüz de patlamaz ama yine de kapımızı kapamayı ya da kilitlemeyi ihmal etmeyiz. Kapıyı üzerinize kilitleyip giden bir erkek varsa o başka bir durumdur; burada kadınların kendi iradesiyle yaptıkları seçimden bahsetmekteyiz.
|
||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|