AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Dünyevileşmenin kefareti, kültürden feragat!

\"\"
\"\"
Dünyevileşmenin kefareti, kültürden feragat!

İslamcı burjuvazinin Papermoon'da görünmüyor olması benim nezdimde artı puan hanesine yazılacak bir durum. Fakat "Mısır'lı yönetmen Yusuf Şahin, İbn-i Rüşd üzerine film yapar, bizdeki mebzul miktar 'bu topraklar edebiyatı' neden bir Şahin olsun çıkaramaz" gibi sorulara gelindiğinde, dörder dörder azalacaktır skala.

Geçen hafta da yazdım: Mütedeyyin kitle kendi mahremiyet algısıyla çelişen ve giderek varoluş algısına korsan sinyaller gönderen Batılı hayat tarzı normlarını içkin filmlere / gösterilere / etkinliklere karşı tabii olarak çekinik ve bunun saygıya değer bir yanı var; hatta referansları böyle çerçeveleyici bir şekilde yorumlayan mütedeyyinin işbu daireden çıkmaya yeltendiğinde 'ne adına' sorusu üzerinde bir süre düşünmesinde fayda var. Doğrusu ben, kitabın emrettiğini geçmişte yaşanan birçok pratiğin ve din adamlarının getirdiği yorumların üzerinden okuyan ve bütün hayatını bu okumaların belirlediği sınırlar içinde yaşayan ehl-i dinin 'sinema' ile ya da 'çağdaş sanat' ile alâkadar olmalarını zaten beklemiyorum. O meşhur, 'Bediüzzaman'ın öğrencisiyle film izleme' kıssası sanırım genelleştirilemez ama sinemayı şeytan tuzağı sayacak kadar ileri gitmenin önüne bir bent germesi bakımından anlamlıdır.
Öte yandan, bu topraklarda vaktiyle sanatın icra ettiği rolü üstlenen manevi dinamiklerin bir modern sanat yöntemi olarak sinemaya aktarılamıyor olmasından elbette müştekiyim. Yüzlerce yıl boyunca zevk-i selim dahil olmak üzere hem etik hem de estetik değerlere irtifa temin eden tasavvuf edebiyatının daha ne kadar öylece velûd ama bakir kalacağını bilememek elbette üzücü. Mesnevi'nin, Amak-ı Hayal'in, Mantıku't- Tayr'ın içerdiği sinematografik unsurlar dinleyicinin / okuyucunun hakikat alımında tetikleyici bir rol oynamışsa, belki de bu, anlatıcı ve yazıcıların sinema ve diğer modern anlatılara hakim olan Apollon'cu ve Dionysios'cu ilkelerin çatışmasıyla kirlenmemiş olmalarındandır. Fakat gönül bu ister, Mısır'lı yönetmen Yusuf Şahin, İbn-i Rüşd üzerine film yapar, bizdeki mebzul miktar 'bu topraklar edebiyatı' neden bir Şahin olsun çıkaramaz, hazindir.
Zira elbette mütedeyyin kitle, püriten bir adapla yetişen başörtülü - başörtüsüz kızlarımızdan ve dinsel referansları ile biteviye uyum içinde yaşayanlardan ibaret değil. Her ne kadar kültür ile para arasında direkt bir ilgi kurmuyor da olsam, -ki İstanbul Film Festivali'ni bugüne taşıyan festival için aylar öncesinden para biriktirmeye başlayan kitlelerdi, işadamları ya da yuppieler değil-, İslami kesimin kapitalizmin acımasız piyasa koşulları ile son derece barışık kısımlarının 'kültürel küntlüğü' elbette merak edilesi bir durumdur. Zira incinmekten endişe edercesine sığındıkları bir maslahatlar limanında değillerdir ki, çekingenliklerinin ve kayıtsızlıklarının saygıya değer bir yanı bulunsun. Öyle ya, dünyevilik ile ilgili en temel eşik aşılmış iken dünyeviliğin en nahif paketini filtrelemek niye?
Audi'den, Volvo'dan aşağısına binmeyen, Vakko'dan giyinen, dizüstü ve cep dünyasının son model / markalarını hemence ediniveren, evine İtalyan mutfak yaptıran, zeytinyağının iyisini bulmak, kaburga dolmasının iyisini yiyebilmek için kilometrelerce yol tepebilen insanlardan 'dişiyle tırnağıyla kazıyarak zengin olan adamların hayatını mükemmelen anlatması' babından John Ford filmleriyle özdeşlik kurabilmesini, 'meselesi olan kovboy' filmleri çekmiş bir Sergio Leone ile ünsiyet yeşertebilmesini, bekleriz. Ama öyle olmaz.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 94. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital