AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
İman Ve Depresyon

\"\"
\"\"
İman Ve Depresyon

Modern çağda dine uygun bir yaşam sürebilmek yüksek gerilim hattında yaşamak gibi. Bu noktada psikiyatri, dindarlar için seküler bir seçenek olmaktan ziyade, ontolojik bütünlüğün korunmasına hizmet eden bir disiplin olarak devreye giriyor.

Geçen hafta Yeni Aktüel, dindar insanlar arasında artan antidepresan kullanımını kapağa taşıdı. Dosya, bundan birkaç sene öncesine kadar yaşadığı psikolojik sıkıntılara iman gücüyle dayanan bir kitlenin, sorunlarını Allah'a sığınarak çözmeye çalışan bir sosyal grubun da artık psikiyatrlara gittiğini, ilaç kullanmaktan çekinmediğini anlatıyor ve bunun nedenleri üzerinde duruyordu. Murat Yalnız'ın titiz çalışması kendisine mütedeyyin, dindar ya da muhafazakâr diyen belirli bir grubun hayatındaki tercihleri ortaya koyması bakımından bilgilendirici. Fakat işin doğası gereği, bu türden dosyaların eninde sonunda görmezden gelmek zorunda olduğu bir şey var, o şey, 'toplum nereye, dindar kesim oraya' gerçeği.
Türkiye geçen on yıl içinde pek çok şeyle birlikte "Psikiyatra gitme, deli derler" önyargısını da aştı. Türkiye ile birlikte, dindar kesim deDoğru, dindar kesim de tıpkı toplumun diğer katmanları ve kesimleri gibi, "Kalbini ferah tut" şeklindeki dost tavsiyelerinin rasyonel bazı dinamiklerle desteklenmediği zaman, çok fazla anlam teşkil etmeyeceğini öğrendi. "İçimde bir sıkıntı var" cümlesinin bir önseziden değil, halihazırda var olan bir rahatsızlıktan kaynaklanabileceğini anladı. Türkiye 'Konuşan Türkiye' olmayı öğrenirken, mütedeyyin kesim de o Türkiye'nin içindeydi. Türkiye, haftalık dergilerin 'paylaşın' komutuna itibar ederken de oradaydı. Sorunları doğru kişilerle konuşmadığı zaman, daha fazla kaybolduğunu, meselelerin basit bir 'iç dökme' ihtiyacından daha oylumlu olabileceğini anladı; normal, tipik bir Türkiyeli nasıl anlarsa.
Burada elbette "Ama siz tevekkül ehli değil miydiniz? Dindarlığın sizi tutan bir şey olması gerekmez miydi? Sizin tam da bu nedenle ayrı bir grup kimliğiniz yok muydu" denilebilir. Hatta bu soru modern kültürün dindarları dönüştürdüğü iddiasının kısmen gerçek olan tarafına itinayla iğnelenebilir. Bonibon misali Prozac tüketmek, tüketenin dindar olması ihtimalinde daha 'ilginç' bir durum gibi görünebilir. Ancak mevcut sosyal baskılar düşünüldüğünde bu o kadar şaşırtıcı değildir. Öte yandan dindar birinin modern psikiyatriden destek almasını bir ontolojik kırılma olarak görmüyorum. Bir alegori yumurtlamak istiyorum hatta, "Akıl ya da ruh, imanın atölyesidir, atölyeyi iyi korumak, arada bakım yaptırmak gerekir" diye. Nitekim gözlemlerime göre birçok dindar, sıvası bir şekilde dökülmüş ya da bir yangına maruz kalmış ruh atölyesini, imanı için yeniden elverişli bir hale getirme, bunun için de, işin ehlinden usulünce teknik destek alma amacını güdüyor. Bu bağlamda dindar birinin, çatlamış ve içindeki sıvıyı sızdırmaya başlamış bir kâseyi onarma işini, bakkaldan alacağı bir Japon yapıştırıcısıyla halletmeyi değil, bu işleri iyi yaptığı bilinen birine götürmesi tutarsız görünmüyor. Haa, "Neden daha önce böyle yapmıyordu?" Kâseyi götürdüğü onarımcının "Senin kâseyi zaten içine koyduğun şey çatlatmış azizim" yorumuyla paralize olduğu ve psikiyatra gidip gideceğine bin kere pişman olduğu için.
Bundan yıllar önce psikiyatri; inancı ve inanmayı, kendisine müteal bir varlığın çektiği sınırları kâle almayı akıl sağlığına dadanmış en temel sorun sayıyordu çünkü. İnançla hayati bir bağı olan adamın, hastasını 'iman' faktöründen 'arındırmayı' birincil görevi addeden psikiyatrlarla bir mesafe kaydedemeyeceği aşikârdı. Fakat köprünün altından çok su geçti, Heisenberg'in prensipleri, Kuantum fiziği, postmodernist kuramlar, Karl Gustave Jung, bir ruhsal disiplin olarak 'tasavvuf' vb. etkenler, varoluşçu psikiyatri gibi hasta ile birlikte yürümeyi, terapiyi ikili bir yolculuk deneyimine dönüştüren ekoller, farklı olasılıklara, bu arada evet, Tanrı'nın bu işlerdeki rolüne de açık olabilen, en azından kapıyı açık bırakabilen psikiyatrların artmasını sağladı.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 141. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital