AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Aldatmak: İstisnadan 'olgu'ya dönüşen süreç

\"\"
\"\"
Aldatmak: İstisnadan 'olgu'ya dönüşen süreç

Nedir bu 'aldatma' ve 'ahlaksız teklif' haberlerindeki yoğun heyecan ve dahi 'genelleme' arzusu? Yoksa "Uyum yasalarına uyamadık, bari değerler sistemimizin çöktüğünü anıtlayalım" gibi bir AB ile 'kültürel' benzerlik ihdas etme telaşı mı söz konusu?

'Aldatma' birkaç yıldan beri, ulusal basınımızın kontenjan ayırdığı bir konu. Erkeğin aldatması zaten rasyonalize edilebilen bir şeydi; üstelik meseleye gereken 'kadın onayı' da elde edilmişti hatırlarsanız: Hülya Avşar'ın 'Kaya yaparsa usturuplu yapar' meşrulaştırması ve daha bir yığın 'akıllı kadın görmezden gelir' saptamaları ile...
Gelgelelim erkeklerin aldatmasında artık hiç 'erotik' bir yan yoktu. Aldatma hikâyelerinin en iştahlı versiyonuna gelmişti sıra: Kadın da aldatırdı. Hatta -da eki fazlaydı. Bilumum basın yayın organı, ekleri ve özellikle üçüncü sayfa haberleri ile 'Türk kadını aldatır' temasını işlemeye soyundu. Bunlardan bir kısmı diğer kısmına oranla daha çarpıcı detaylar içeriyordu. Posta Gazetesi'ne 80 bin artı tiraj getiren 'Aldatan Kadınlar Anlatıyor' adlı yazı dizisini kitaplaştıran 'Aşk doktoru' lakaplı Mehmet Coşkundeniz, kendisiyle yapılan bir röportajda kadınların neden aldattığına ilişkin hayret verici bir tespit yapıyordu: "...Demek ki Türkiye'de kadınlar 'ben de varım' demenin bir yolunu buldu... Bu yayın, Türk kadınlarının aldatabildiğine dair en somut yazılı kanıt oldu." (Milliyet-Cumartesi/ 11.11.2006)
Yani bizim "Efendiler, kadının aldatabileceğini Tolstoy'un Anna Karenina'sından beri bilmiyor muyuz" dememiz mühim değil. Bir kere o bir edebiyat eseri, 'somut kanıt sayılmaz.' İkincisi, ister püriten olsun isterse halim selim bir anne, Anna'cık eninde sonunda Rus. Oysa burada aldatan kadının 'Türk' olması gerekiyor ki mevzuu şahlansın, tadından yenmez olsun.
Mesele elbette şimdiye kadar namusu ve evlilik dışı cinsel ilişkiye aldığı mesafesi ile kodlanmış olan Türk kadınının açılıp dağılmasının erkek dünyası tarafından bir hayli 'erotik' bulunması. "Binbir Gece" adlı dizi ile start alan 'ahlaksız teklif itirafları' furyası bile bunu kanıtlamaya yeter. Fakat bunun 'sosyal bir olgu' olarak 'irdelenmesi' de gerekiyor ki, 'alt metin' tamam olsun. Kimse "Aldatmak hayvanlara mahsustur" demediği halde ısrarla aldatmanın 'insanilik' ile ilişkisi kurulsun, hatta aldatan kadının aldatmakla insan olduğunu tescil ettiği ileri sürülsün. (Akşam/ Ersan Özer 'Meğer kadınlar da insanmış!-24.02.2003) Kadınla erkek arasındaki 'genel' hatların ve beklenti farklılıklarının silikleşmesinden kimin kârlı çıkacağı belli. Kadınların cinsel kabahat sicili de erkekler kadar kabarık olursa, onların yuva kurma, çocuk yapma gibi kadim isteklerinin önü alınabilir! "Ama hayatım, sen de sütten çıkmış ak kaşık değildin" diyebilme imkânının ortalama bir Türk erkeği için ne büyük lüks, ortalama bir Türk kadını için ise ne büyük bir zillet olduğunu kestiremeyen var mı? İnsan olan her yerde 'kötü şeyler' olur, tamam. Ama bu durum 'kötü şeyler'in kadınlar üzerinden 'insanileştirilmesine' cicilenip bicilenmesine, "Ben de varım" gibi, neredeyse direnişçi bir argümana dönüştürülmesine olanak tanıyabilir mi?

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 83. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital