Bir kontrast abidesi olarak Nip/Tuck
Biliyoruz ki sakınılmamış günahların fütursuz birikiminden ancak şu 'iyi' şeyler çıkıyor: 1) Timsah gözyaşı ile marine edilmiş özeleştiri soslu dost muhabbetleri, 2) Dizi filmler.
O kadar disiplinsiz biriyimdir ki dizi film bile izleyemem. Kısa bir süre Ally McBeal izlemişliğim var; o da her gün olduğu için. Manalı bulduğum tavrımı, sevgili kotamı delen Cnbce'de yayınlanan Cold Case oldu. Derken Dizimax'te yayınlanan CSI: Miami'yi keşfettim; kendileri kamu düzenini sağlama işinin kutsiyetine yaslanan otoriter havasıyla başlı başına yazı konusu. Fakat bunların içinde en başarılısı, bütün kimin eli kimin neresinde belli değil hallerinin itici olay örgüsüne rağmen sıkı bir hayran kitlesi edinmiş olan Nip/Tuck. "Güzellik işi bazen çok çirkin olabilir" sloganından da anlaşılabileceği gibi, gücünü kullandığı kontrastlardan alan bir dizi bu. Özetle şu: Güzellik satarak bir yalana hizmet eden iki estetik cerrahın yüzleşmek zorunda kaldıkları gerçekler. Bedenleri düzenleme ve onları onaylanmış standartlara eriştirme başarısında bu kadar ileri giden cerrahlarımızın; ruhlarına çeki düzen vermede sürekli geriye düşmeleri.
|