Sandıktan geldik, sandığa gideceğiz
Mitinglerle beraber kusursuz bir paket haline gelmiş olan muhtıra, 'demokrasi'nin müktesebatına ustaca eklemlendi. Fırtına dindiğinde, ağrılarımızı dindirmeye yetecek siyaseti nereden çıkarabileceğimiz meçhul.
Seçim telaşı başladı. Sandıktan ne çıkacak yoluna güdümleniyor merak. Bir gece ansızın gelen ve daha kötülerine gebe olduğunu söyleyen parça tesirli darbenin hoşnutsuzluğu hızlıca sönümlendi. Medya, iğnesiz kesmeyen, kitabına uygun fenni sünnetçi. Uyuşan yer ile daha sonra acıyacak yer aynı. Mitinglerle beraber kusursuz bir paket haline gelmiş olan muhtıra, 'demokrasi'nin müktesebatına ustaca eklemlendi. Fırtına dindiğinde, ağrılarımızı dindirmeye yetecek siyaseti nereden çıkarabileceğimiz meçhul. Meclis cumhurbaşkanı seçmesin, ama halk da seçmesin, yeniden Meclis seçsin. Nasıl yani? Sandıktan gelen bir durumu itibarsızlaştırırken parlamenter sistemi de itibarsızlaştırdığınız yeni mi aklınıza geliyor? Salt 'laiklik' üzerinden siyaset yapılınca böyle oluyor işte. Su ile birlikte bebek de atılmış oluyor. Hakikat duygusu inciniyor en kötüsü; oysa hayat memat davasında söz alabilmek için bile, geride bir parça hakikat bırakmak gerekir, siyasetin sonu gelmesin diye... Oyunun ortasında kural değiştirmeye kadar varan sakil bir süreç, sıranın millete gelmiş olduğundan dem vurarak yanıltıcı bir sükunet sağlıyor. Nokta Dergisi'nin yayımladığı günlükler bir yıl kadar geride kalmış gibi geliyor insana; hakkında hapis cezası istenen Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş'ün şu an ne yaptığını, o davada neler olduğunu merak eden var mı acaba? Bu ülkede gerçek tehdidin kim ve ne olduğunu açık etmişti dergi. Laiklik ekseninde örgütlenmiş reflekslerin mızıkçılık yapıp rol çalmadığı günlerdi hani; hâki renklere tutkun siviller, 'cumhuriyet'in telif haklarına sahip olduklarını vehmedenlerin değirmenine su taşıdıkları için taaccüp ve esefle karşılanabiliyorlardı hâlâ! Moral üstünlük, onların yanına ışınlanmamıştı henüz. Şunun şurasında bir ay olmadı. Ulusun birliği ve bölünmezliği markası altında yürütülen ayrımcı ve ayrıştırmacı kalemlerdi o zaman konumuz. 'Ulus'u, 'millet'in karşısına dikme yolundaki statükocu hesaplardan ne ulusa ne millete ne demokratik topluma hayır geleceği idi kafa yorduğumuz. Şimdi, koskoca kanaat önderleri, damadının yaptığı gafları görmezden gelen kız annelerinden taktik apartmakta. Oysa oturma odasında kocaman bir fil duruyor ve kimsenin gönlü ona bakmaktan yana değil. Görmedim ki; aaa zaten işitmedim kiBir 'şimdi önümüzdeki maçlara bakmamız lazım' mutabakatı ile pişiyor bellek. Ne kadar alışmışız düdük sesi öttü mü hizaya girmeye. Bu memlekette darbe olmasına gerek yok artık; bir şayia yeter, gerisini melez kuvvetler halleder! Sanki hiçbiri olmadı. Rüya içinde rüya görmek gibi: Kötü bir rüyanın daha kötü bir rüyaya, aynı uykuda transferi.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 97. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|