AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Çirkin Bir Çocukluk

\"\"
\"\"
Çirkin Bir Çocukluk

Mekanizma, artık masum olmayan bir çocukluğun reflekslerini ve beklentilerini emzirerek devri daim yapıyor. Sonuç: Çocukluk çağı bitmiyor.

Herkes izliyor mu? Büyümediğimizi, artık gizlenemeyecek kadar ortada olan bu gerçeği, herkes gözlüyor mu?
Kimse kızmasın ergenlik çağındaki kızı ile "Pucca"lı çanta için kavga edip estetik cerrahına 16 yaş-alık bakışı yaptırtmaya çalışan ortayaşlı yeniyetme-anneyeDışlarını ruhlarının ölçülerine doğru çekmek, küçültmek istiyorlar, hepsi bu. Erkekleri hiç tartışmayalım zaten, "insanlar" diye ortak bir parantez açalım, çocuk olmanın neşesini yitirmekle, büyümek arasındaki farkı ayırt edemeyecek kadar çocuk kaldığımızı itiraf edelim sonra.
"Yakar-top"ta nereden yanmışsa, hâlâ oradan acıyor canımız. Tedbir almayı öğrenmiş, ağlamamayı başarır hale gelmişiz. Bir sobelenmeme telaşı; sakil mi sakil
Moda dediğimiz sektör "onda var, bende de olsun" şeklindeki çiğ çocuk dürtülerini alayişlendirerek ayakta duruyor. Bilyeler gitti, erkeklerarası ileri model cep telefonu, otomobil ve notebook müsabakaları var artık.
Küçükken de oyunbozanlık ve mızıkçılık yapardık; şimdi bunu "ben bu ekiple çalışamam", "bunları sorgulamayan bir insanla neyi paylaşabilirim?" adı altında yapıyoruz. Birbirimizi çekiştirmeyi hep sevdik; bir yerlere "Ali Ayşe'yi seviyor" yazıp hem Ali'yi hem de Ayşe'yi zırıl zırıl ağlatmayı. Şimdi buna gazetecilik deniyor; 'youtube' deniyor; çıta giderek yükseliyor. Ömer'in geceleri altını ıslattığı bilgisinin yerini, Ömer'in yükselişinin ardındaki karanlık sebepler ve "kimle, nerede?" takipleri aldı.
Aşk ya da evlilik gibi sahiden karmaşık ve ancak emek/zaman ikilisinin işe koşulmasıyla yaşanılır olabilecek şeyler de bu büyük çocuklar için fazla zor; yavaş yavaş devreden çıkıyorlar. Hayat o kadar masif bir bütünü algılamakta zorlanıyor; "Aşk bir çikolatadır, araya fıstıklar karışabilir" artık. İçerdiği bitimsizlik ve "sonsuza kadar mutlu yaşadılar"a kimsenin tahammülü yok. Yeni karşısında çocuğa özgü merak, yaşanmışlığa verilen kıymetin ya da yetişkine özgü "hatıra"nın hakkından gelebiliyor; o vakit geride kalan cinsellik de büyükler arasında oynanan çocuksu mu çocuksu bir oyunu andırıyor, kimininki biraz daha sportif, ama önünde sonunda, ya "saklambaç"tan ya "elim sende" den ilham almakta. "Bizimkisi ciddi" taltifiyle azıcık daha evcilik-leştirilmiş olanları da mevcuttur. "Uzun soluklu ilişkiler" bile kendisini yap-boz'larla sürekli kılabilmektedir nitekim. Yap-boz; bu ara iyiyiz, bu ara kötüyüz, bu ara iyiyiz, bu ara kötüyüz
Bitmeyen çocukluk çağındayız. Mekanizma, artık masum olmayan bir çocukluğun reflekslerini ve beklentilerini emzirerek devri daim yapıyor. Küçük kalmalısın ki, safi ihtiyaç safi güvenlik vaat eden meme ucundan kesilmeyesin. Büyümemelisin ki, seni emziren çarkı bağımlılığınla döndürebilesin.
Refah oranının arttığı, insanların savaş ve kıtlıkla imtihan olmadığı yerde yegâne terbiye edici, yegâne olgunlaştırıcı, "tekamüle erdirici" olan din de nasibini alıyor bu "çocuksulaştırma"dan. Getirdiği disiplinden arındırılıyor, paşa gönlümüze hoş gelmeyen ibadetlerinden soyutlanıyor, yüklediği sorumluluklardan ayıklanıyor ve "canımızın çekebileceği" bir ihtiyaç gidericiye dönüşüyor. Yeni adı "inanç"tır artık. Neye inanıyorsun? "İşte, bizi gözeten, kollayan bi' şey var, hissediyorum." Kalbi ferahlatan bir nane şekeri. Tanrı, oyuncakları toplayan, emre amade bir dadıdan mülhem, inanmanın dahi bir bedeli olduğunu hatırlatamayacak kadar "hizmetçi" bir tasavvurdan ibaret.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 162. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital