Virjin ile vicdan arasında
'Huysuz Virjin, diliyle, jargonuyla şiddet yaratıyordu' denebilir. İyi de, Buzda Dans'ın Sema Çelebi'si daha mı az şiddet yaratıyordu? Huysuz'u yasaklayan mantığın Sema Çelebi'ye 'mutena' bir semtin belediye başkanlığını teklif etmesi nasıl bir adalet?
Bu yazıyı yazmaya durduğum saatlerde Huysuz Virjin'in kendisine ekran yasağı getiren RTÜK'e ve hükümete bir çift sözü vardı: "Türbanlı diye ödülünü alamayan bir genç kız var. Ben o olaya üzüldüm. Orada insan haklarını öne çıkararak 'Bunu yapmaya ne hakkınız var' diyorlar. Peki Türkiye tarafından 40 senedir kabul edilmiş işimi engellemeye ne hakkınız var?" (Hürriyet/ 7.12.2007) Seyfi Dursunoğlu'nun bahsettiği kız, Tevhide Kütük. Hatırlanacağı gibi bir kompozisyon yarışmasında dereceye girmiş ve ödülünü almak için çıktığı sahneden Garnizon Komutanı Binbaşı Hüseyin Çopur, Kaymakam Aydın Tetikoğlu ve Milli Eğitim Müdürü Mutlu Canbolat işbirliğiyle 'indirilmişti' Huysuz Virjin tiplemesinin ekran yasağına uğraması dolayısıyla Seyfi Bey'in uğradığı psikolojik zarar ile daha lise çağında olan bir genç kızın maruz kaldığı tutumun sonuçları nitelik itibariyle çok farklı. Seyfi Bey, bir yerde, ununu görkemle elemiş, duvarda duran eleğinin haşmetiyle zevk alma sularına yelken açmış bir çağdadır; Tevhide'nin başına gelen şey ise geleceğini ipotek altına alacak bir travma etkisi yaratmış olabilir. Gelgelelim, uğranan zarar farklı olsa da Huysuz Virjin'e geçit vermemek ile Tevhide Kütük'e yapılan muamele nitelik itibariyle 'aynı'dır gerçekten. Dindar ve muhafazakâr insanların Huysuz Virjin'den hoşlanmasını beklemem. Ama inanç özgürlüğüne ve insan haklarına ilişkin argümanları kullanırken, bu argümanları sudan sebeplerle bizzat lağvetmenin manası da yok diye düşünmekteyim. Tamam, ben de Türk televizyonlarındaki dejenerasyondan şikâyetçiyim, ben de ekranlara biraz zekâ, biraz adab ve usul gelmesinden yanayım. Ama elimi kalbime koyduğumda vicdan ile Virjin arasında kaldığımı itiraf etmeliyim. Yaz gelecek, prime-time'ı Bodrum Türkbükü haberleri basacak ve pubis bölgesini örtmeye yetmeyen bikinisi eşliğinde 'seviyeli ilişkiler yaşıyorum' kültünü makul göstermeye çalışan ve bu haliyle birçok genç kıza çok janjanlı görünen bir hayat tarzının rol modeli olan bir sürü türediye yol verilecek ama hayatının hiçbir döneminde makul olma iddiası taşımamış, kimselerin rol modeli filan olmamış, bilakis kötülüğün parodisini yapmış Huysuz Virjin'e kapı duvar olunacakBurada yanlış olan bir şey var. Çünkü Huysuz, 'ben iyiyim, ailenizin şeysiyim' iyiliklerine sığınarak kötülük saçan ekran yüzlerinden daha zararlı değil. Tam da bir erkek tarafından canlandırılmasından ileri gelen kurgusallığının altı çokça çizildiği için. Erkeklerin kadın kılığına girmesinin tarihi de, bizde çok çok eski. RTÜK için anahtar sözcük: Zenne. Haa, 'Huysuz Virjin diliyle, jargonuyla şiddet yaratıyordu' denilebilir. Fakat o zaman sormak gerekir: Buzda Dans'ın jüri üyesi Sema Çelebi daha mı az şiddet yaratıyordu? Huysuz'u yasaklayan mantığın Sema Çelebi'ye 'mutena' bir semtin belediye başkanlığını teklif etmesi nasıl bir adalet? Anahtar sözcük 'ıstakoz' mu, size de çok anlamsız gelmiyor mu? RTÜK, ekranları kadın kılığına giren ya da kadınsı davranışlar sergileyen simalardan arındırma yoluna gidiyor diye de bir söylenti var. Milliyet'te Ali Eyüboğlu, Huysuz Virjin'in durumunu anlattığı yazısında "Ortalıkta ne 'Kuşum Aydın' kaldı, ne de gerdan kırıp 'Ayol kızlar' diyen biri... RTÜK, aynı baskıyı Bülent Ersoy için de yaptı" diye yazmış. (2. Kasım. 2007) Eyüboğlu'nun dediği türde bir 'Türk erkeğine etek giydirmem' tavrı hâkim olabilir, gay olmayanların bile gay gibi davranma trendine kapıldığı metropol eğilimlerine sosyal sorumluluk adına el atma girişimini anlarım; ama Bülent Ersoy'a da hâlâ erkek denebiliyorsa, pes demek isterim. Ersoy'un geçirdiği ameliyata İran'da bile fetva veriliyor. İran'dan daha Müslüman olduysak neden devletin televizyonunda ve hatta artık 'mütedeyyin TV kanallarında da' başörtülü spiker, geçtim spikeri sunucuyu; yorumcu, yazar, konuk görünmüyor?
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|