AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

\"\"
\"\"
Yorgun siyaset

Toplumlar hayatın getirdiği yeni şartlara uyum sağlamaya çalışırken değişim ve istikrar arasında sürgit bir gerilim yaşanır. Geçmiş ve gelecek, bellek ve ümit göğüs göğüse çarpışır. Böyle zamanlarda ümidi ayakta tutan liderler kazanır.

Bütün dünyada politikanın yorulduğu, fazlasıyla kişiselleştiği, insanlara paylaşılan bir ümit sunamadığı günlerden geçiyoruz. Toplumsal protestolar bile neye inandığımızdan çok nasıl hissettiğimizle ilgili. Politik tercihlerimizi inançlarımız değil liderlerin kişisel özellikleri belirliyor. Değişik politik felsefelerin daha iyi bir toplum tasarımı ortaya koymak konusunda birbiriyle yarıştığı günler geride kaldı. İnsanların kimlikleri nadiren politik duruşları tarafından belirleniyor. Ümit ve idealizm, yine nadiren politik değişime inanç şeklinde tecelli ediyor. Küresel çağda politika güçten düşmüş ve tabir caizse erken emekli olmuş görünüyor. Pek az insan politikanın bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyor, sorunların insan müdahalesinin dışında dolayısıyla politik alanın da dışında yer aldığı, ne yapsak, hangi politik duruşu kuşansak da durumun değişmeyeceği düşüncesi adeta zımni bir kabul görüyor. Bu düşünceye göre dünya kontrolden çıkmıştır ve insanların bu gidişi durduracak gücü yoktur. Alternatiflerin olmadığı bu 'mikropolitika' çağında liderlerin kişilik özellikleri ve bireysel davranışları önem kazanıyor. Türkiye'de seçim kampanyasının liderlerin kişilikleri üzerinden yürüdüğüne, komik vaatler dışında çoğu zaman gelecekle ilgili tutarlı bir vizyon ve inanç sunulamadığına tanık olduk. Tutkuyu bir zamanlar ideolojik farklar ateşliyordu, bugün ise liderlerin kabahatleri ve kişilik çatışmaları. Sözün özü, cumhurbaşkanlığı tartışmaları da olmasaydı, bu seçimde rasyonel anlamda niçin ve nereye oy kullanmamız gerektiğini bilemeyecektik.
Siyasetin temel meselesinin tutarlı bir gelecek vizyonu ortaya koymak olduğunu sanıyorum. Siyaset insanları ortak bir ümit etrafında kenetleyebildiği sürece başarılı sayılır. Bütün varlıklar içinde sadece insan, geleceği hayal edip bekler. Ümit hissi bize işlerin gelecekte daha iyi gidebileceğini fısıldar, özlenen hedefe ulaşabileceğimizi telkin eder. Etrafımızda olup biten olaylardan sıyrılarak gelecekle ilgili düşler kurarız. Gelecek yönelimli bireyler muhtemel eylemlerin beklenen sonuçları üzerine odaklanır, değişik eylemlerle ortaya çıkabilecek alternatif senaryoları gözden geçirir, kazanç ve bedelleri tartar. İnsanın gelecek yönelimini geliştirmek için evvel emirde başkalarına güven duymayı öğrenmesi gerekir. İnsanların ve doğanın tahmin edilebilir davranışları olduğunu düşündüğümüzde, olayları daha kolay denetim altına alabileceğimize inanırız. Böylece şimdinin sınırlarını aşar ve davranışımızı gelecekle ilgili ümitler üzerine inşa ederiz.
Bir kültür ne zaman ki katı ve esnemez bir yapıya bürünür, yeni şartlara cevap veremez hale gelir, o zaman çözülmeye başlar. Böylece yeninin yolu açılır, geçmişin 'radikal'i gün gelir ortak aklın sesi oluverir. Toplumlar hayatın getirdiği yeni şartlara uyum sağlamaya çalışırken değişim ve istikrar arasında sürgit bir gerilim yaşanır. Geçmiş ve gelecek, bellek ve ümit göğüs göğüse çarpışır. Böyle zamanlarda ümidi ayakta tutan liderler kazanır. Bu yazıyı seçimden üç gün önce yazdığımı hatırlatmama izin verin. Olumsuzluk üzerine odaklanarak siyaset üretmeye çalışanlarla gerçekçi bir ümide yaslanarak siyaset üretenler arasında nasıl bir tercih gerçekleşecek, birlikte göreceğiz.
Bir milleti yurttaşlarının ortaklaşa umutları ayakta tutar. Yurttaşlarını ortak bir ülkü etrafında birleştiremeyen, bunu sağlayacak ortak umutlar sağlayamayan milletler buhran içindedir. Dünya, endüstri sonrası çağda büyük bir boşluk duygusu içinde çünkü o büyük anlatılar yapıçözümüne uğrarken yerlerine yeni bir öykü de konulamadı. O halde varsa yoksa lider ve onun kişiliği. Çünkü başarılı bir lider grubunun moralini yükseltir ve üyelerini hedeflere ulaşmak konusunda özendirir. Liderin en önemli görevlerinden birisi izleyicilerinin ümit ve arzularını cisimleştiren, inanılır bir gelecek vizyonu ortaya koyabilmesidir. Liderin eylem planı üyelerin inanç ve beklentileriyle uyum içinde olmalıdır ki onların güven ve işbirliğini kazanabilsin. Morali yüksek, bir ülkü, bir anlam, bir ümit etrafında kenetlenebilen grupların üyeleri kolaylıkla kişisel fedakarlıkta bulunur. Ortak iyilik için çalışma arzusu, herkes ona inandığı sürece vardır.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 107. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital