İnsanı Çağırdığınızda Size Deli Diyorlarsa, Bilin Ki Usludan Yeğdir Delimiz.
Kimi insanlar hayatı bir tamamlanmamışlık hissi olarak tecrübe ediyor. Kundera'nın bir roman ismiyle söylersek, onlar için "hayat başka yerde". Daimi bir gurbet duygusu ruhlarını yokluyor, yaşanan anın gerçekliğini gölgeliyor. Varılan hiçbir sahil ruha itminan vermiyor. Başka yerler, başka gökler arıyor. Bu durum dünyanın geçiciliğini, hayatın kırılganlığını hissetmekten çok farklı. Bir yer var ve ben oraya ayağımı değdirdiğimde ruhun dertleri şifa bulacak. Bir gök var ve ben onun altında durduğumda sağanak halinde huzur yağacak. Bu durum, varoluşun "dünyada evinde olamamak"la gelen ruh sızısından farklı. Dünyada bir ev arayanların ruh hali bu. Yaralı ruh, bir yer, bir yurt bulabileceğinden emin. Dünyanın kendisine tekin bir yurt olması gerektiğini düşünüyor. Ama olmuyor. Kalbin ve zihnin med cezirleri her sahilde ay ışığıyla birlikte kabarıyor. Yok, aradığım yer burası da değil diyor, altında ısınacağım güneş bu değil, serinleyeceğim ağaç gölgesi burası olamaz. Bu "yaralı bilinç" kendisini kaderin bir kurbanı olarak görüyor. İradesiyle hayatı değiştirebileceğinden hiç emin değil. Ne yaparsa yapsın onu bir iç sızısı karşılayacak. Bu insanları birleştiren ortak bir öykü var. Onları dinlediğimde pek çoğunun atayurtlarından kovulmuş çocuklar olduklarını görüyorum. İnsanın başı sıkıştığında, çocukluğuna iltica edemiyor ve o güneş altında ısınamıyorsa, bundan özge bir gurbet olabilir mi? Çocukluğumuzda içimize çektiğimiz emniyet hissi, hayatımızın ileriki evrelerinde kuvvetli bir aidiyet ve itminan duygusuna tercüme oluyor. Daha çocukken anne babalarının gurbetinde yaşayan insanlar, bu hissi bütün bir ömür içlerinde taşıyor ve sürekli, varacakları esenlik kıyısını özlüyor. Depresif ruh, evini, atayurdunu kaybetmiş olan ruhtur. Artık evin dilini konuşamamaktadır ve bütün arazlarıyla eve dönmenin ihtiyacını haykırmaktadır. Çocukluğun güneşinde ısınmakla ayaklarımızın altında sağlam bir zemin olduğunu hissederiz. Hayatı sürdürecek bir beslenme kaynağıdır çocukluk.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 150. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|