AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Ben De Life-style Yazmak İstiyorum

\"\"
\"\"
Ben De Life-style Yazmak İstiyorum

Roma'da, Goethe'nin kahve yudumladığı 240 yıllık kafede oturup üstadı yad ederken, bu şehre ruh katan şeyin yaşama zevkinin verdiği canlılık olduğunu düşünüyorum. Yaşayan ve soluk alıp veren bir şehir. Tarih bugünle beraber kardeşçe yaşıyor. O yüzden hep kıpır kıpır, o yüzden canlı, o yüzden unutulmaz, o yüzden gelinesi. Sözün özü, müsait bir life-style yazar adayıyım. Keşfedilmeyi bekliyorum.

Evet, ben de tatlı bir hayatım olsun isterdim. Mesela bir life-style yazarı olabilir ve yediğimi, içtiğimi, sevdiğimi ve sevmediğimi yazabilirdim. Çok ağır adamım da o yüzden bu yazarlık biçimine itibar etmiyorum sanılmasın. Oldum olası yazı denen bu işi gereğinden fazla ciddiye almış ve bu konuda ciddiyet kasılmasından mustarip bir adamım. Aslında günlük hayatın içinde arada bir eğlendiğim ve eğlendirdiğim de olur. Yani o kadar sıkıcı bir adam olmadığımı söylemeye çalışıyorum. Çocukluğumuz büyük klasikleri okuyarak ve büyük davalara talip olarak geçtiği için, yazı da önünde sonunda misyon yüklü bir şey olageldi. Her yazıyla önce kendi nefsime sonra başka nefislere bir şifa aradım, kıblesini kaybetmiş bir dünyada, yazıyla kendime bir yön bulmaya gayret ettim. Gördüğümüz gibi kendimi mühim bir adam zannediyorum.
Gerçekten mühim adamlar, egoyla savaşı kazanmış adamlardır oysa. "Ne varlığa sevinirim / Ne yokluğa yerinirim" diyen kalendermeşrep ruhlar. Azıcık gazete köşelerinde görünen, televizyon programlarına abone olan zevat, mübarek ülkemizde kendilerini önemli saymaya meyleder. Bu ülkede karın tokluğuna yaşadığı halde büyük eserler vermiş ve adlarını koca ülkede hepi topu 5 bin kişinin bildiği ne kıymetli hocalar, ne mütebahhir söz ve gönül ehli, ilim ve edep erkânı ne kimseler vardır. Onlar maddi hayatın zevklerinden ictinap etmiş, şöhreti afet bilerek, titrek bir ışığın aydınlığına râm olmuş soylu ruhlardır. Yaptıkları iş, kaleme aldıkları bir kitap veya şiirle sermesttir onlar, alkışa da ihtiyaçları yoktur, övgüye de. Ben öyle güzel insanlara, gönül ehline, güzel söz söyleyenlere, halktan veya devletten mükâfat ummayanlara, söyledikleri sözü sadece Hak için söyleyenlere meftunum. Böyle insanların hayranıyım, bendesiyim. Bu mübarek memleket sanki böyle adamlar ve böyle kadınlar yüzü suyuna hâlâ ayaktadır gibime geliyor.
Lafı yediğime içtiğime getireceğim de yine dolaştırıyorum. Geçen haftayı ailecek İtalya'da gezip dolaşarak geçirdik. Roma'da kaldıysak da ataklarla Napoli, Capri, Pompei, Floransa ve Siena'yı dolaştık, iyi ettik. Bütün bir haftanın özeti nedir derseniz, derim ki: Kifaf-ı nefs etmek için oturduğumuz, lakin bize bir lokantanın pek ötesinde lezzetler bahşeden Napoli Ciro lokantası unutulmazdı. Yüz yıllık nezih bir lokanta, her biri 60'lı yaşlarında emektar garsonlar ve onların hal ve davranışlarından yayılan insan sıcaklığı, yemeklere bambaşka bir anlam katıyordu. Ben nicedir memleket görmeye değil, insan görmeye gidiyorum. İnsanların doğal ortamlarındaki halleri, konuşma ve ilişki kurma biçimleri, mesela bir tren kompartımanında teklifsizce kurulan dostluk, turistik manzaralardan daha fazla ilgimi celbediyor. Siena ve Floransa'ya bundan neredeyse 20 yıl önce gitmiştim. Bu gidişimde Siena hâlâ büyüleyici ve güzeldi, öte tarafta Floransa çağdaş kapitalizm tarafından kirletilmiş, adeta ırzına geçilmiş bir şehir olarak göründü gözüme.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 195. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital