AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Öss-2

\"\"
\"\"
Öss-2

2006-1997arasında dershaneye giden öğrenci sayısı ise yüzde 198 arttı.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın anketlerine göre, liselilerin yüzde 8.8'i okullardaki eğitimi kaliteli buluyor, yüzde 45.3'üyse "dershane eğitimini daha kaliteli" buluyor. Öğrencilerin yüzde 69.3'ü "okuldaki eğitimin ÖSS'yi kazanmak için yetersiz olduğunu" savunuyor. Yine 28 lisede, 840 öğrenciyle "ÖSS'yi nasıl algıladıklarına" dair yapılan bir araştırmada; öğrencilerin yüzde 75'inin dershaneye gittiği ve yüzde 64'ünün de kendisine ait bir odası olduğu tespit edilmiş. Yüzde 43.5'i dershaneye gitmeden sınavı kazanmanın mümkün olduğunu belirtirken yüzde 42.5'i "çok zor", yüzde 14'ü "mümkün değil" diyor. "Dershaneye gitme nedenleri" sorulduğunda öğrencilerin yüzde 69.3'ü "okuldaki eğitimin ÖSS'yi kazanmada yetersiz olması", yüzde 10.6'sı "okulda farklı ve rahat ortam sağlanamaması", yüzde 4.2'si "herkesin dershaneye gidiyor olması" ve yüzde 6.4'ü "ailesinin isteğiyle" olduğunu belirtiyor.
Dershane sayısı da hızla büyüyor. Türk Eğitim Derneği'nin araştırmalarına göre 2006-1997arasında Türkiye'deki dershane sayısı yüzde 154, dershaneye giden öğrenci sayısı ise yüzde 198 arttı.
Orta Öğretim Kurumları Sınavları'na hazırlanan öğrenciler bile, erken dönemlerde dershanelere gitmeye başladılar. Artan dershaneler ve öğrencilerin üniversite kapılarında yığılmasını protesto için "Hayat eşittir 195 dakika mı?" sloganıyla kampanya başlatan TED'in hazırladığı araştırma raporu, ülkede derinleşen dershane problemini gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre üniversite kapısına gelene kadar kişibaşı ÖSS harcaması 4 bin 708 dolar. Öğrencilerin ortalama 2.1 yılı dershanelerde geçiyor. Geçen yıl 2 bin 984 dershanede 784 bin 565 öğrenci öğretim görürken, bu yıl 3 bin 650 dershanede 925 bin 299 öğrenci eğitim alıyor. Dershanelerin bu denli eğitimi ele geçirdiği ve okul eğitiminin içinin boşaltıldığı bir ülkede, standart bir eğitimden söz etmek giderek mümkünsüz bir hale geliyor.
Bunun sonucu olarak da öğrenciler, giderek sınavı bir ölüm-kalım savaşı olarak algılıyor. Eğitim-Sen'in anketine göre, ÖSS hazırlığında olan 1078 lise son sınıf öğrencisinin yüzde 60.2'si, "hayatında üniversiteye giriş sınavından daha önemli bir şey olmadığını" söylüyor. Lise son öğrencilerinin yüzde 55'i "ikinci dönemde rapor alarak" sınava hazırlanmak istiyor. Öğrencilerin yüzde 57.8'i de "okuldaki eğitimin üniversiteye giriş sınavını kazanmada yetersiz kaldığını" düşünüyor. Öğrencilerin yüzde 43.7'si "dershanede eğitim her bakımdan kaliteli" görüşüne katılıyor. Yaklaşık yüzde 50'siyse okul yöneticilerinin dershaneye gitmeleri için kendilerine telkinde bulunduğunu belirtiyor. Öte yandan Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer; iş, ücret güvencesi ve istihdam koşulları açısından en olumsuz etkilenen eğitim çalışanlarının dershane öğretmenleri olduğunu belirtiyor.
Yani dershane öğretmenleri de mutsuzlar. "Mesleki ve duygusal tükenmişlik düzeyleri" kadrolu öğretmenlere göre daha yüksek. Bir kâr sektörü olarak dershanecilik öğretmen işsizliğinin de önemli bir parçası haline geliyor. Orta ve uzun vadede eğitim sisteminde yapılacak reformlarla "dershanecilik sektörüne son verilmesi ve dershaneciliğin eğitim sisteminin bir yan kolu olmaktan" çıkarılması gerekiyor. Ancak müdahaleler geciktikçe, bu durumun çözümü giderek daha da zor bir hal alıyor.
Bir başka netameli konu ise dershane yurtları. Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, özellikle özel yurtların tarikatların eline geçtiğini savunuyor: "Tarikatlar tarafından üniversite öğrencileri için kurulmuş ucuz yurtlar var. Öğrencilerin, maddi olanaklarına göre yurtlara gittiğini ve Yurtkur'a ait yurtlarda yer olmaması ve özel yurtların pahalı bulunması nedeniyle; ucuza, güzel olanaklar sunan tarikat yurtlarında kalmak zorunda olduğunu" söylüyor ve "Yurtkur'un yurt sayısını artırması gerekiyor" diyor.
Tabii bütün eğitim kurumları için de böylesine olumsuz şartlar geçerli değil. Örneğin, yine dershanelere özel olsa da, bazılarında dersler bilgisayar ve sinevizyon desteğiyle anlatılıyor. Öğrenci, kurumun web sitesinden ders takibi yapabiliyor. Sunum ve deneyler yaparak, e-öğrenme yöntemiyle öğrenilen bilgilerin yüzde 90'ı kalıcı hale getirilebiliyor. Görerek ve verimli öğrenme gerekçeleriyle interaktif eğitim sistemi, daha pek çok kurumun ilgisini çekecek gibi duruyor.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 137. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital