Yeni Bir Eğitim Dalı: Aile Şirketleri
Üniversitelerde aile şirketleri bölümü gittikçe yaygınlaşıyor çünkü sorunlar ve çözümler, konu bir bakkal dükkânı da, devasa bir şirket de olsa benzer.
Dünyanın en büyük 250 aile şirketi Family Business Dergisi aracılığıyla belirlendi. Her birinin yıllık cirosu en az 1.2 milyar dolar olan şirketlerin 28 tanesi uluslararası, diğerleri Amerikan. Bu şirketlerden çoğu yerel ekonomide hâkim, bazıları ise sınır ötesi güce sahip. Walmart, Ford, Fiat, Carrefour, Ikea gibi dünya devleri arasında Türkiye'den de Sabancı, Doğuş ve Koç grubu yeralıyor. Söz konusu aile şirketi olunca başarının ölçüsü de biraz değişiyor, başarıyı nasıl ölçeceksiniz? Kârla mı, ciroyla mı, bulunduğu bölgede veya dünyadaki etkinliğiyle mi, nesilden nesile aktarılan prestij ve itibarla mı? Bugünün dev şirketi Enron yarın likitleşip yok olabiliyor, bu da gösteriyor ki bir aile işletmesinde başarı ancak kalıcılıkla ölçülüyor. Kurulan şirketlerin çoğunluğunun 20 yıl içerisinde kapandığı gözönüne alınırsa, bir aile şirketini nesilden nesile aktarabilmiş olmak çok büyük bir başarı. Aile şirketlerinin yüzde 30'u ikinci nesile geçebilirken, ancak yüzde 10'u üçüncü nesile kadar sağlam kalabiliyor; dördüncü nesile devrolan aile şirketlerinin oranı ise sadece yüzde dört. Tarihi çok eskilere uzansa da aile şirketlerinin konu veya bölüm olarak okullarda okutulmaya başlamaları 90'lı yılları buldu. Çoğu ülkenin ekonomisinde aile şirketlerinin baskınlığını gören eğitimciler müfredatlarına aile şirketlerini de kattılar. Bugün, işletme okullarının çoğu, özellikle MBA programlarında, aile işletmelerine yer veriyor, ayrıca lisans seviyesinde birçok işletme okulunda da konuya ait dersler bulmak mümkün. Sonuçta AB ülkelerindeki şirketlerin yarısı aile şirketi, Almanya'da özellikle II.Dünya Savaşı'ndan sonra artan aile işletmelerinde 20 milyon kişi çalışıyor, Avustralya'da aile şirketleri özel sektörün üçte ikisini oluşturuyor, istihdamın yarısını yaratıyor ve 4.3 trilyon Avustralya Doları'nı bulan bir kaynak oluşturuyor. Amerika'da ise aile şirketleri istihdamın yüzde 60'ını yaratıyor.
Akraba akbaba olmasın Aile şirketlerinde yönetim artık padişahlık gibi babadan oğula geçmiyor. Bu geçişin planlı ve mümkün olabildiğince bilimsel olabilmesi için dersler tasarlanıyor, bu derslerde şirketlerin yapıları, aile bireylerinin iş tanımları, bir sonraki nesle devri zorlaştırabilecek ego sorunları bile inceleniyor. Hissedarlar arasında rolleri karıştırmaktan doğabilecek kardeş kavgaları, şirket kurucusunun evlatlarına evde eşit, işte üstlendikleri sorumluluklar dolayısıyla farklı davranması gerekliliği, ailede uyum işte çatışmanın nasıl beraber yürümesi gerektiği, birlikte çalışan evli çiftlerin karşılaştığı sorunlar, daha kıdemli hissedarların hızla değişen zamana ayak uydurabilmesi, emekli anne veya babasının işvereni olan genç girişimcilerin rol değişimine uyumu, aile değerlerinin nesilden nesile iş kanalıyla aktarılabilmesi, fiilen çalışmayan aile bireylerinin kâr payları gibi bir işletmenin aile işletmesi olmasından dolayı yaşanabilecek tüm sorunlar bu derslerde okutulan konular arasında. Bu derslerde; mutfak masasında yapılan görüşmelerin yerini yönetim kurulu odasındaki kurumsal toplantılara terk etmesi, ilişkilerin duygusal boyuttan iş boyutuna dönüştürülebilmesi, tek kişiye ait bilginin bilgi havuzuna aktarılarak bilgiye bağlı sermayeye dönüştürülebilmesi, aileden olmayan yöneticilerin rolleri gibi birçok kriter öğretiliyor.
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 141. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|