Diplomasi sanatı ince iş
Televizyonlarda görmüşsünüzdür. Bir ülkenin yeni büyükelçisi şık bir törenle cumhurbaşkanına itimatnamesini takdim eder, sonra da yeni görevine başlar. Oysa 16. yüzyılda karşılıklı büyükelçi değiş tokuşu adeta bir sinir savaşı gibiydi. Karşılıklı atanacak elçi heyetleri sınır çizgisine belli bir mesafede kamp kurarlar, her gün çizgiye sadece birkaç metre yaklaşırlardı. Burada amaç, sınıra ilk gelen ve karşı tarafa ilk geçen ülke elçisi olmamaktı. Bu, bir tür aşağılanma olarak kabul ediliyor, ne yapıp edip iki elçi sınırın karşı tarafına aynı anda geçiyordu. Bu taktik mücadele bazen bir haftayı bulmaktaydı. Osmanlı'nın görkemli dönemlerinde yabancı ülke elçilerinin Topkapı Sarayı'nın Arz Odası'nda padişah tarafından kabul edilmesi de bir başka âlemdi. Izbandut gibi iki Enderunlu görevli iki koluna girip elçiyi sürüklercesine tahtın önüne getiriyorlar, orada onu iyice öne doğru eğerek padişahı iki büklüm selamlamasını sağlıyorlardı. Bu da Osmanlı'nın ne denli yüce, kralından itimat mektubunu getiren elçinin ülkesi hangisi olursa olsun, yüce Osmanlı ülkesinin yanında ne kadar önemsiz olduğunu simgeliyordu.
|