AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Rolü, Her Türlü İkiyüzlülüğü Açığa Çıkarmak…

\"\"
\"\"
Rolü, Her Türlü İkiyüzlülüğü Açığa Çıkarmak…

Politik doğruculuk ona göre değil, o düşündüğünü, içinden geleni pat diye söylüyor. Dolayısıyla her çıkışında hem alkışlanıyor hem lanetleniyor. O farkında değil ama, tavırları, toplumdaki her türlü iki yüzlülüğü açığa çıkaran bir rol oynuyor. Bir tane Bülent Ersoy var, fakat herkesin bir Bülent Ersoy'u var.

Radikal Gazetesi'nin, kuruluşunda epey ses getirmiş "O bir radikal" kampanyası, bu toplumun yetiştirdiği, kendi alanında "radikal" sayılan isimlerin geçit resmi şeklinde tasarlanmıştı. Kampanyada müzik alanının "radikal"i olarak Zeki Müren'i izlemiştik. Adını hatırlamıyorum, bir köşe yazarı o zaman bu tercihe itiraz etmiş, Bülent Ersoy dururken Zeki Müren'in radikalliğiyle işe koyulmanın pek çok şey söylediğini yazmıştı. Yazara göre bu tercih, Radikal'in radikalliğinin hayli sınırlı, hayli cılız kalacağının bir işaretiydi. Konumuz Radikal Gazetesi değil, o nedenle izninizle yazarın tahmininin doğru çıkıp çıkmadığıyla ilgili bir şey söylemeyeyim, fakat Ersoy dururken Müren'in radikalliğinden dem vurmak da hakikaten olacak şey değildi
Radikal yazarı (bakın şimdi!) Hasan Bülent Kahraman, "Kitle Kültürü Kitlelerin Afyonu" adlı kitabında bu kıyaslamayı yapmıştı. Geçenlerde, "Çocuğum olsaydı bu savaşa göndermezdim" dediği için bir kez daha kurtlar sofrasına buyur edilen Bülent Ersoy'la ilgili yazısında kitabının bu bölümünü hatırlatıp şöyle yazmıştı:
"Zeki Müren, müziğin bu eşsiz sesi ve hanendesi, her zaman toplumdaki egemen, iki yüzlü, ortalama ahlakın bir parçası olmayı benimsedi.
Zeki Müren bir eşcinseldi. Bir travestiydi. Ölene kadar kadın kılığında yaşadı. Fakat kendini erkek diye sunmaktan kaçınmadı. (Oysa Bülent Ersoy kendi gerçeğini kabul etmenin ötesinde toplumun önüne serdi. Belki de en önemli 'devrim' olan insanın bedenine müdahalesini en uç noktaya götürdü. Cinsiyetini değiştirdi. Zeki Müren Çankaya'da Kenan Evren'in önünde eğilirken o 12 Eylül'ün askeri rejimiyle didişmekten kaçınmadı."
H. B. Kahraman, Zeki Müren'in tavrındaki ikiyüzlülüğü toplumun da aynen benimsediğini, ölene kadar ona "paşa" diye hitap ettiğini de yazıyor. Tavırları tamamen zıt olsa da, Ersoy da tıpkı Müren gibi tek başına "toplumsal ikiyüzlülükleri açığa çıkarma" kampanyası yürüten bir figür olarak çıkıyor karşımıza. Birincisi kimliğini gizleyerek yapıyor bunu, ikincisi ise haykırarakBu ikiyüzlülüğü en veciz biçimde anlatan bir yorumu (ne yazık ki sahibinin kimliği belirsiz) sizinle paylaşmak isterim:
"Yurdum insanı İstiklal'de veya herhangi başka bir yerde gördüğü travestilere dönüp dönüp bakar, arkalarından küfür eder, 'bunların hepsini sallandırmalı' gibilerinden iç geçirir, televizyonlarda polis tarafından dövüldüklerinde 'oh olsun' der, bir şekilde onlar tarafından dokunulduklarında (çapma vs.) dokunulan yeri sabunlu suyla yıkar. Ancak işler Bülent Ersoy'a geldiğinde değişir. O muhteşem sesli bir 'diva', bakımlı bir kadın, saygılı bir insandır. Bu kadar ikiyüzlülüğün insanı iğrendirmesi değil, kahırdan öldürmesi gerekir."

Politik ikiyüzlülükler?
Burada biraz duralımBaşlıkta, Bülent Ersoy'un rolünü "her türlü ikiyüzlülüğü açığa çıkarmak" diye tanımlamıştım, şimdi sıra onu açmaya geldi.
Türkiye'nin transseksüel divası, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yürüttüğü sınır ötesi harekâtın tam ortasında, hem de televizyonda sarf ettiği savaş karşıtı cümlelerle, Türkiye'deki kahir ekseriyeti "solcu" olan savaş karşıtlarının kalbine yerleşti. Tamam da, bir eşcinselin kendi partilerine üye olup olamayacağını tartışan sosyalistler bu ülkenin sosyalistleri değil miydi? Bugün onu yücelten yığınla solcu düne kadar onu burjuva ahlakının en yoz temsilcilerinden biri olarak görmüyorlar mıydı? Şu habere bakın:
"Kuzey Irak'a yönelik operasyon sürerken Popstar Alaturka'daki 'savaş aleyhtarı' sözlerinin ardından, Güneydoğu'da Bülent Ersoy patlaması yaşanıyor. (Batmanlı müzik market sahipleri Yunus Gülsever ve Yılmaz Binici, 'Bir ay öncesine kadar bir tane bile satmayan Ersoy CD ve kasetlerinden son bir haftada 780 adet sattık' dedi. Batman Kahveciler Odası Başkanı Davut Ağar da, kahvelerde istek üzerine Ersoy'un kasetlerini daha çok çaldıklarını belirtti."
Bülent Ersoy ise her zaman bildiğimiz Bülent Ersoy. Her zaman inandığını korkusuzca dile getiriyor, kimin, hangi kesimlerin kendisini aforoz edeceğine aldırış bile etmiyor. En tipiğinden bir erkeğin dilini kullanırken de ("Ben dünyadaki en delikanlı erkekten daha delikanlı bir kadınım"); etnik aşağılama üslubuna baş vururken de ("Hepimiz Ermeni'yiz sloganını işin içine din karıştırıldığı için doğru bulmuyorum. Ben Hıristiyan değilim. Ölürken de gerçek bir Müslüman kızı olarak can vereceğim"); zalimken de, şefkatliyken de her zaman samimi. "Politik doğruculuk" ona göre değil. Dolayısıyla her çıkışında hem alkışlanıyor hem lanetleniyor. O farkında değil ama, tavırları, toplumdaki her türlü ikiyüzlülüğü açığa çıkaran bir rol oynuyor. Bir tane Bülent Ersoy var, fakat herkesin bir Bülent Ersoy'u var. Vakit'in bile:
- Sizin cinsiyet değiştirmeniz bir zaruretten kaynaklandı bildiğimiz kadarıyla... Ama bir de keyif için cinsiyet değiştirenler var. Bunlara mesajınız ne olacak?
- O kadar ayıp bir şey ki, nasıl bir mesaj verebilirim... Cinsiyetini araç ve amaç için kullananların yaptıklarını doğru bulmuyorum. Sekiz sene yasaklı kaldım... Bu süre içinde ben yanlış yapmadım, zinadan uzak durdum ve daha sonra da gönlümün isteği ile birlikte oldum.

Birbirimizi sayabilmek
Yerim azalıyor, Bülent Ersoy'un pek az dikkat çeken çok önemli bir özelliğine işaret etmeden bitirmek istemiyorum: Sevgiden pek çok, saygıdan pek az söz edilen bir toplumda ikincisini sürekli vurgulayarak "sevgi böceği" hallerimizle arasının hiç iyi olmadığını ima edip duruyor. Bence onunla karşılaşan herkes bunu hissediyor. Ondan bir şekilde korkuluyor ve karşısında ciddi olmak gereği duyuluyor.
Zeki Müren'den pek hoşlanmadığını biliyorsunuzdur, peki şunu hiç duymuş muydunuz:

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 140. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital