AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Dediğini yap, yaptığını yapma

\"\"
\"\"
Dediğini yap, yaptığını yapma

İlk anda öyle görünmüyor ama, samimiyetle itiraf ettiği gibi hakikatte egosu "gönül almayı" deneyemeyecek kadar şişik. Bunu yapabilse nasıl bir iç huzuruyla tanışacağını hissediyor ama yapamıyor. Huzursuzluğunun kaynağı şu: Yazdıklarını yapamıyor…

Eski Marksistlerin siyasi analiz yaparken sık sık başvurdukları kavramlardan biri de "esas halka"ydı. Kabaca, bir siyasi problemin en hayati noktasını tanımlamak için kullanılırdı "esas halka" kavramı; öyle bir noktaydı ki bu, onu doğru tespit ettiğinizde, problemin tamamını tanımlamak ve sonra da çözebilmek için yolun hiç değilse yarısını kat ettiğiniz varsayılırdı.
Hakkı Devrim'i anlamayı bir problem olarak koysak önümüze, onun hangi dönemini "esas halka" olarak almamız gerekir ki Hakkı Devrim gerçeğine olabildiği kadar yaklaşabilelim?
Bence bu dönem, onun Televizyon Makinası dönemidir. Çok sayıda seveninin oradaki varlığına bir türlü anlam veremediğini biliyoruz. O dönemde internet sözlüklerinde, bloglarında şu türden bolca değerlendirme vardı:
"İlk Televizyon Makinası'nda sağa sola verdiği ayarlarla yükselttiği karizmasını her hafta 'konuk' olmaya devam ederek gitgide düşüren insan"
"Son dönemde fazlaca göz önünde olmasının getirdiği bir 'sıkma' ve 'sıkılma' hali gözlemlenebilecek muhterem kişi. Bir süre görünmesin, sesini dinlendirsin, dinleyebilmek için kulaklarımızı tırmalamayalım."
"Tıpkı 'bir yazıdaki herhangi bir kelimeyi çıkardığınızda o yazının anlamı bozulmazsa o kelime fazladır' teorisinde olduğu gibi Hakkı Devrim olmadığında Televizyon Makinası (burada televizyon makinası çift manada kullanılmıştır gayrı) ne kaybeder biri anlatsın bana."
"İtinalı saygı?"
Hakkı Devrim "televizyon makinaları"ndan çıkarsa bu "makinalar"ın ne kaybedeceğine dair fazla bir şey yazılmadı o dönemde. Belli ki bu bap'ta anlatacak fazla bir şey yoktu. İstisnalar tabii ki vardı ve bunlardan birinde karşıma çıkan şu cümle, "makina"da sıkan ve sıkılan Hakkı Devrim'in neden orada kalmaya devam ettiğine dair çok değerli bir ipucu içeriyordu: "(Okan'ın kendisine olan itinalı saygısı da ayrıca çok hoşuma gitmektedir."
Bence, o "itinalı saygı" Hakkı Devrim'in de çok hoşuna gidiyordu ve orada her şeye rağmen kalmasının asıl nedeni de buydu. O dönemde aklının ona "bırak bu programı" dediğine neredeyse eminim, ama bunu yapamadı, çünkü "itinalı bir saygı"ya olan ihtiyacı son yıllarda bir kartopu gibi büyümüştü.
Eski, çok eski gazeteci Hakkı Devrim, uzun yıllar boyunca gazetecilerin dünyasından uzakta, kavgasız, gürültüsüz bir hayat yaşamıştı. Perihan Mağden, onu yakından tanıyıp, ev hallerini görüp, çocuklarla muhabbetine şahit olup da onu sevmemenin çok zor olduğunu yazdı geçenlerde. O uzun yıllar boyunca yakın çevresinde hem çok sevildi hem de "itinalı bir saygı" gördü. Fakat bir medya kişiliği olarak yeniden sahalara dönünce bu sevgi ve saygı bloğu parçalandı. Bu, çok zor geldi kendisine, dikenlerini çıkardı.
Bu yazdıklarım bir "tahlil" sayılmasın, aslında ben onun kendi kendisi hakkında yaptığı şu tahlili başka sözlerle söylemiş oluyorum:
"(Yeniden yazmaya başladığımda bir yazısının başlığında 'Hakkı Devrim de kim?' diye soran şair-yazar ile Türkçe notlarıma laf atarak benden 'imla puantörü' diye söz eden akademisyen-yazar. 'Aaa! Bakın Hakkı dönmüş' diye bir 'hoşâmedmi bekliyordum, nedir... Bu sevgisiz ifadeler bana ağır geldi, o zaman."
Siz bu satırları okuyup da sahibine şefkat duymaya hazırlanırken, arkasından gelen satırlar, bir mazlumla karşı karşıya olmadığınızı hatırlatır size:
"Hak ettikleri cevabı aldılar diyordum amma, sonradan yaptığımı beğenmedim. 'Sen kavga da edemeyecek yaşa mı geldin?' diye kendimi sorgulamaya kalktım. Hayır, bu da değildi beni rahatsız eden. O iki yazarı fazla küçük görme zaafına düşmüştüm. Yaşıma başıma bunu yakıştıramadım galiba.
"- Gönül almayı deneseydin!
"- O kadar uzun boylu değil!"
Yedi yıllık nefret nöbeti
İlk anda öyle görünmüyor ama, samimiyetle itiraf ettiği gibi hakikatte egosu "gönül almayı" deneyemeyecek kadar şişik. Bunu yapabilse nasıl bir iç huzuruyla tanışacağını hissediyor ama yapamıyor.
Nur Çintay'ın, bir yazısında onun ve onun yaş grubundan insanlar için kullandığı "dinozorlarAllah dinoları başımızdan eksik etmeyecek galiba" sözleri, tam yedi yıllık bir nefret nöbetine yol açtı bünyesinde. O da ona "amip" dedi ve her fırsatta tekrarladı bunu. Nihayet geçen ay bir dergiye verdiği mülakatta saldırısını tekrarlayınca mesele patladı ve olanlar oldu. Hakkı Devrim, Çintay'ın uzun "yedi yıl" özetine gene "amip"li bir cevap yazıp yayımlamak istedi. Gazetenin genel yayın yönetmeni iki yazarının arasına girdi, yüzünü Devrim'e dönüp, "o kelimeyi çıkarmasını" rica etti. Hakkı Devrim, bunu yaptı ama yayın yönetmenine hitaben "bunlar aynı bir neslin insanlarıdır" diyerek yaptıOkuduğumda gözlerime inanamamıştım; bu bana, "yedi yıllık nefret"ten de zehirli bir duygunun tezahürü gibi gelmişti. (Şunu da söylemek zorunda hissediyorum: Çintay, uzun yazısında "işte yazdığım bu, ne var bunda"yı hem de birkaç kez vurgulamıştı. Bence o kadar basit değil. Evet, olgun bir "dinozor" gülüp geçebilirdi ama o sözlerin tümüyle masum olduğunu iddia etmek de bana fazla geliyor.)
Hakkı Devrim, onun benzetmesiyle söylersek, sadece kendisine yumruk geldiğinde karşısındakine yumruk sallayan biri değil. Bunun en taze örneğini, kendisine komşu gelen yeni bir Radikal yazarına gönderdiği "hoşâmed"de gördük:
"Ve dünkü Radikal'de, sizlerle buluşma köşemiz Cihannüma'nın bitişiğinde, H. Gökhan Özgün imzalı yazı. Bir süredir komşum oldu, ama kimdir bir fikrim yok. (Şimdi şu satırlara bir göz atın: 'Avrupa kendine yeni bir aday bulmuştur. Hem de bir külkedisi. Doğuştan prenses Türkân, o güne kadar hiç yüzüne bakmadığı külkedisi'ne, Hayrunnisa'ya ikrah dolu bir bakış fırlatacaktır. Türkân yerine Hayrunnisa. Bu Avrupa neyin peşindedir?' İçimden suç işlemek geliyor, beni anlar mısınız?
Bu yaştan sonra."

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital