Kim terhis oldu ki?
Cumhurbaşkanlığı seçimini 550 milletvekili arasında sonuca bağlayamadık. Halihazırda Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Ahmet Necdet Sezer de görev süresi uzayınca ilginç bir değerlendirme yaptı: "Emeklilik günlerine hazırlanıyordum. Süre uzadı. Kendimi terhis olamamış asker gibi hissettim." Bir şey söyleyeyim mi; aslında Sayın Cumhurbaşkanı geciken terhis konusunda yalnız değil... Ve sorun da burada. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçim süreci krize dönüşürken, aynı dönemde sandık başına giden Fransa cumhurbaşkanını seçti. Nicolas Sarkozy, son tura kalan sosyalist aday SegolRoyal ile çetin bir yarışın ardından, yarı başkanlık sistemiyle yönetilen Fransa'nın 23. Cumhurbaşkanı oldu. Sarkozy için birçok eleştiriye de tanık olduk: Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu bilmeyen yok. Ülkede göçmenlere ve dolayısıyla Türkler'e zorluk çıkaracağı, ırkçılığı körükleyeceği de yazıldı. Ama şimdi değinmek istediğim bunlar değil. Sarkozy'nin seçimi nasıl kazandığına bakmak ve Türkiye'deki siyasi ortamla Fransa'yı kıyaslamak bende daha büyük merak uyandırıyor doğrusu. Böyle engin bir konuya böyle küçücük bir köşede girişmekse, mütevazı bir yol gerektiriyor. Ve en çabuk ulaşılabilecek bilgi iki Fransız adayın resmi internet sitelerinde. Her iki adayın net'teki kampanyalarında ilk göze çarpan seçmene karşı müthiş bir interaktivite havası. Göze çarpan ikinci noktaysa seçim vaatlerinin Türkiye'deki "sanal" tartışmalara göre göre çok daha hayata ilişkin, gerçek ve detaylı olması. Bir defa iki aday da netten seçmenlerin sorularına yanıt vermek için adeta yarışıyor. Sürekli geleceğe vurgu yapılıyor. Sorular web sayfalarında soranların görüntüleriyle yer alırken, adaylar da her birine görüntülü, teferruatlı yanıtlar veriyorBu seçmenle aralarında mimiklerle süslü, sıcak, yakın bir temasa olanak sağlıyor. Genel seçimler yaklaşırken bu yöntem bizim siyasilere nefis bir örnek ve fikir sunuyor aslında. Örnekleri de kazandan verelim. Bir seçmen Nicolas Sarkozy'ye şöyle bir soru yöneltmiş: "Merhaba Sayın Bakan. Daha çok kazanmak için daha çok çalışmak gerektiğini söylüyorsunuz. Bu konuda neler yapacaksınız?" Sarkozy'nin yanıtı: "Öncelikle Fransa'nın ekonomide sorununun satın alma gücü olduğunu düşünüyorum. Fransa'da maaşlar çok düşük. Bunun ekonomiyi yakıtsız bıraktığı kanaatindeyim. Bu nedenle son 10 yılda dinamik ekonomilere kıyasla daha az büyüdük. Çalışmadan daha çok kazanacaksınız demiyorum. Bu demagoji olur. Daha fazla kazanmak isteyenlerin daha fazla çalışmasına izin verilmesini istiyorum (Fransa'da haftalık çalışma süresi 35 saat ile sınırlı). Her şey fazla mesaiyi sınırlandırmak üzerine. Bense fazla mesai ücretlerini vergiden muaf tutmak istiyorum"
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 97. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|