Ölümlülerin yazgısı
Arthur Schopenhauer, ölümlülerin yazgılarındaki farkları üç başlık altında toplamış: Bir kimsenin ne olduğu, yani en geniş anlamda kişiliği; bir kimsenin neye sahip olduğu, yani her anlamda malı mülkü; bir kimsenin neyi temsil ettiği, yani o kimsenin başkalarının düşüncesinde ne olduğu ve nasıl tasarlandığı Geçenlerde bir haber gördüm; mutat! Dünyanın en prestijli 500 üniversitesi içinde Türk okulu yokmuş. Yazarımız Mehmet Ali Kılıçbay'ın Merkez Kitaplar'ca yayımlanan "Şu Benim Ülkem" adlı çalışmasında başka bir bilgiye rastladım. GMI şirketi 25 ülkede ulusal marka anketi yapmış. Türkiye sonuncu! Türkiye diye bir marka olmadığı sonucu çıkmış. Bu sayıda okuyacaklarınız alttan alta bu durumun tahlili aslındaGazeteci ve yazarlara musallat olan 301 ya da Kerinçsiz paranoyası; AB ile bilhassa Ermeni meselesi yedeğinde bugün gelinen ve "beraber yaşamda birtakım güvenilir standartlara sahip Türkiye projesine" hem içeride hem dışarıda karşı olan ölümlüleri sevindiren tabloMedyada konuşulanlar genelde şu Nobel'in de tadına varamamış olmamız üzerine. Genelde sahibine çakarken Nobel'i sahiplenmeyi de ihmal etmiyor kimse. Bu tada varmak için son 30 yıldır neler yapıldığını da okuyacaksınız tabii sayfalarımızda. Mesela Orhan Pamuk'a Nobel Ödülü verilmesinin gerekçeli kararında epey atıfta bulunulan, ama vaktiyle ancak ilan vererek yayımlatabildiği ilk romanının öyküsünüBu tat kursakta kalmasın diye ne yatırımlar yapıldı meselaOna, onun ülkesinde nasip olan yumurtalar mı? Yoksa kitaba ve yazıya verdiğimiz dikkate değer alaka mı? Her insan gibi dünya kadar kızılacak tarafı var Orhan Pamuk'un. Doğru, dünya medyasında konuyla ilgili haberlerde hep politik ifadelerin yer alması da cabası. Ama bu yazarın 2005'ten beri en çok alıntılanan Ermeniler'le ilgili sözleri sarf etmeden önce de aldığı dünya kadar edebiyat ödülü var. Peki onlar ne ki? Nobel'i sahiplenmenin de bir bedeli yok mu? Türkiye'nin yüzde kaçı okumuştur sizce Orhan Pamuk'u? İlle de sevmek için değil, düpedüz dövmek için bile olsa. Yüzde 3 - 4 kadar; kendi ülkesinde! İsveç'te yapılan ve aynı ülke gazetelerinde duyurulan bir ankete göre İsveçliler'in yaklaşık yüzde 14'ü okumuş Pamuk'un en az bir kitabını. Bu rakamın ortaya çıkması için yazarın 2005'te Ermeni meselesiyle ilgili sarf ettiği sözlerden bugüne geçen zaman yeter mi peki? Sanmam. Nobel kararı gerçekten politikse, sahibine çakarken ödülünü sahiplenen insanların hiç mi günahı yok bu politikleşme sürecinde? Mesela Ermeni meselesiyle ilgili sorularla karşılaştığında verebileceği objektif, doyurucu bir yanıt için çabaladık mı?
| Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 67. sayısında bulabilirsiniz! |  |
|