![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
|
|||||||||
| Siyasette "silahsızlanma" dönemi Kapaktan şöyle bir ilan vermiştik 10-16 Mayıs 2007 tarihli 96. sayımızda: "ACELE MUHALEFET LİDERİ ARANIYOR" Velhasıl o haberde özelliklerini sıraladığımız muhalefet liderini 22 Temmuz'da göremedik. Seçmense "merkez" tartışmalarına son vererek, merkez sağ ve civarında, AKP dışındaki partileri de, liderlerini de dışladı. Başka kimi dışladı? İyi, kötü proje üretmeye çalışan, gerçekçi gibi duran, geleceğe ilişkin hedefler ortaya koyan ya da öyle görünmeyi seçen bir parti karşısında 367'den şeriata soyut meselelerle gündemi meşgul edenleriBaşka? Kavgacıları, savaşçıları Üstelik yüzde 80'lik bir katılım ve yüzde 87'lik bir temsil oranıyla yaptı bunu. Öte yandan seçmen Türk - Kürt karşıtlığı üzerinden siyaset yapanları da Meclis'e taşıyarak muhatapların sorunlara orada çözüm bulmasını istedi ve bir arada yaşamak isteğini gösterdi. Yani DTP'nin de PKK ile arasına artık mesafe koyması gerekiyor. Siyasete demokratik olmayan müdahalelere de karşı olduğunu net biçimde ortaya koydu seçmen. İşte tüm bunların özeti şu: Seçmen böylece Türk siyasetinde yeni bir yapılanma, uzlaşma, bir tür "silahsızlanma" dönemi için zemin hazırladı; huzur ve istikrar aradığını koydu ortaya. Nitekim bu sayımızda seçimle ilgili yorumlarını okuyacağınız emekli paşalar da halkın tercihi karşısında genelde müspet bir yaklaşım ortaya koyuyor. Sonuç olarak iktidar partisinin elinde şimdi daha geniş ve merkeze yakın bir kadro var; Meclis'teyse MHP'nin de katılımıyla daha dengeli bir ortam. Ama artık iktidarın işi daha zor. Onlara oy veren insanlar zenginleşmeyi, işsizse iş sahibi olmayı, seçmen iradesinin göz ardı edilmemesini, (Ümit ederiz!) dünya ile daha iç içe geçmeyi, demokrasiye ve özgürlüğe dönük reformların devamını, AB yolunda hızla yürümeyi, yeni bir anayasa hazırlanmasını, toplumdaki bölünme ve çatışmaların ortadan kalkmasını bekliyor. Üstelik yeni Demokrat Parti olarak benimsediği AK Parti'nin "haksızlığa uğrayan parti" konumundan çıkaran seçmen için artık hesap sorulacak parti konumundalar. Ama bu konuda bir dezavantajları var! Siyaset müzakereyle, tartışmayla, uzlaşmayla zenginleşir ve işlevsel hale gelir. Bu da doğru dürüst muhalefetle olur. İşte seçmen aslında böyle bir muhalefetin oluşması için zemini de hazırladı 22 Temmuz'da; bazı muhalefet liderlerini istifaya davet etti. Yine 96. sayımızdaki o haberde Türkiye'nin asıl eksiğinin iktidar değil muhalefet olduğunu söylemiştik. 23 Temmuz tarihli köşe yazısında Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan da aynı nokta üzerinde duruyordu: "Türkiye'de bugün eksikliği olan iktidar değil, muhalefettir." İktidarın projelerini irdeleyen; mesela ekonomiyle ilgili yansıtılan çok olumlu havanın doğru olup olmadığını tartışan ve kendi önerilerini ortaya koyan bir muhalefete acilen ihtiyaç var. Oysa özellikle merkez solda bunu yapacak lider ve parti yok. CHP gibi köklü bir partide fikir üretimi durmuş, insan kaynağı kurutulmuş vaziyette. Seçim öncesi de durum aynıydı ve orduyla fazlaca içli dışlı görünen bu partinin alacağı sonuç, yalnızca eski seçimlere bakılsa bile hesaplanabilirdi. Yanlış strateji! Durum kara mizahlık yani: Zira CHP'deki tek seslilik ve Deniz Baykal faktörü değişmedikçe (şu ana kadar bir değişiklik yok) kurtarıcı gözüyle bakılan parti giderek eriyip yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Demek muhtıranın hedefi iktidardan çok CHP olmalıymış! Şu ana kadar CHP'den gelen tepkilerse hâlâ sonucun kavranmadığını gösterir nitelikte. Çünkü "halkın yanlış partiye oy verdiği" yönünde, tuhaf bir halkla didişme halini sürdürüyorlar. Öte yandan seçimde başarılı sayılabilecek MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli de seçim sonucu için yaptığı yorumda "Hayret bir şey" ifadesini kullanmış. Seçimden birkaç gün önce Hürriyet Gazetesi yazarlarının ve muhabirlerinin Türkiye'nin dört yanına dağılarak edindikleri, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün "Kefil olmam" değdiği izlenimler ise tam anlamıyla fiyasko oldu. Benim açımdan da işte bunlar hayret verici şeyler! Çoğu siyasetçi ve gazetecinin toplumun tutum ve davranışlarına bu derece uzak olmasıSiyaseti ve basını yıpratan, inandırıcılıktan uzaklaştıran, ülkeyi muhalefetsiz bırakan şey de işte böyle hayal dünyasında yaşama hali. İyi haftalar... Seçim sonuçlarıyla ilgili geniş dosyamızı birkaç sayfa sonra Semin Gümüşel ve Metin Under'in kaleminden okuyacaksınız. Ama Perihan Özcan'ın Güneydoğu'dan bir haberi var: Siverekli Türkan aşireti tarihi bir kararla berdele, başlığa, çağdışı geleneklere savaş açtı ve bizce ilk feminist aşiret olarak tarihe geçti. Garo Miloşyan'ın habere eşlik eden fotoğraflarıysa nefis. Aşiretin kadınlarının birlikte yer aldıkları bir kare var ki, kraliyet ailesi poz verir gibi. Gururlu ve ümitli oldukları her hallerinden belli. O gurur ise yukarıda fotoğrafını gördüğünüz bu küçük kızın geleceği için bir şeyler yapıyor olmaktan dolayı |
||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|