AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
Anayasa ve futbol

\"\"
\"\"
Anayasa ve futbol

Bir yandan editör yazısını yazarken göz ucuyla televizyondaki Bayern Münih - Shalke 04 maçını izliyorum. Bayern'in stadı Allianz - Arena'da zeminden tribünlere her şey mükemmel. Dahası yaklaşık 70 bin kişilik stat tamamen dolu. Dahası maçı 174 ülkeden televizyonlar yayınlıyorNefis bir futbol, ne yaptığını bilen insanlar, birbirine ve rakibine saygılı sporcular. Bu liste uzayıp gider. Bu arada Ankaraspor - Beşiktaş karşılaşmasına dönerseniz bir mahalle maçıyla karşılaşıverirsiniz. Peki bunun anayasa ile ilgisi nedir? Bu ilgiyi kurmak için epey uğraşmamız gerekir. O nedenler anayasa ve futbolu ayrı ayrı ele alalım. Sonunda belki bağlarız
Geçen hafta iki konu epeyce tartışıldı. Bunlardan biri medyaya sızan ve aslı olup olmadığından emin olamadığımız yeni anayasa taslağı. Diğeri de Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim ve milli futbolcu Emre Belözoğlu'nun sözleri ve hareketleri. Her ikisine ilişkin yazı ve haberleri derginin ilerleyen sayfalarında okuyacaksınız. Biz önce Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi'nin tereddütlerinden yola çıkarak anayasa konusuna değinelim. "Bir tarafın 'sivil' kavramında diğer tarafın da 'devletin kuruluş ideolojisi'nde meşruluk aradığı anayasa tartışmalarının, bu iki taraf arasındaki gerilime indirgenmesi oldukça hatalı." Sadece anayasa tartışmaları değil, Türkiye'deki tüm tartışmalar benzer taraflar arasında, taraf olmayanları da taraftarlığa zorlayarak sürüyor. Mesela futbol! Bu tartışmaları bir çizgide tutacak, yanlış anlamalara mani olacak bir insan kaynağı da ortalarda görünmüyor. Oysa anayasa bir uzlaşılmış prensipler bütünü, toplumsal yaşamın ana yollarının tesisi meselesi. Ama anlamlı bir çoğunluk olaya taraftar gibi yaklaştığında hem anayasanın yazılması ve tartışması, hem de uygulanması zorlaşıyor. İnsan kaynağı problemi hâkimler, savcılar, avukatlar ve diğer ilgililer açısından da geçerli olunca, akla hemen evrensel hukukun şu mottosu geliyor: "Kanunlar yazıldığı gibi değil, okunduğu gibidir." Öyleyse değişen bir şey olmayacak kuşkusu da zihni kaplayıveriyor. Ama Dr. Solmaz Zelyüt Hünler'in "Rawls ve Maclntyre, İki Adalet Arasında" adlı kitapta belirttiği gibi, zaman karşılıklı veya karşılıksız bir meydan okumalar zamanıBu arada en çok meydan okunan, her şeyin ötesinde bir amaç olarak altı çizilen "ilerleme"nin kendisi. Çünkü ilerlemenin manası kişiselleşmeye başladığında, bazı insanlar "ilerleme" uğruna çevrelerindeki her şeyi zedelemeye başlıyor. Buna da aslında ilerleme denmiyor. Dolayısıyla ilerleme için uzlaşma eskisi kadar kolay değil bugünün dünyasında. Bu nedenle toplumsal bir tartışmanın hararetle sürdüğü bir ortamda önündeki problemi vahiy yoluyla çözen, meramını esin yoluyla anlatan insanlar türemeye başlıyor. İçerikler sözcükleri aşıyor, her şeyden farklı bir mana çıkarılabiliyor. Mesela ülke futbolu seyircisiyle, televizyonuyla, basınıyla bütünlük içinde tasarlanamıyor; bir teknik direktörün tekeline, bir futbolcunun çocukça öfkelerine terk edilebiliyor. Sonuçta eleştirmeye izin vermeyen, seyretmeye takat bırakmayan bir şeyler boş tribünlere oynanıyorİşte anayasa bütün bu bireysel ilerleme girişimlerini olabildiğince kolektif hale getirmekle yükümlü. Peki öyle mi oluyor? Sanmıyorumİşte anayasanın futbolla alakası burada. Anayasa öyle olmalı ki, futbola yol göstermeli

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 115. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital