AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 

\"\"
\"\"
İyimser Türk olmak zor şey!

Bu sayıyı hazırlamak için tam tekmil dergide olduğumuz bir gündü. Neredeyse gece yarısı olacaktı. Bir anda telefonlar, televizyonlarda "son dakika" uyarılı haberlerGenelkurmay Başkanlığı'nın malum sert açıklaması. Açıklama değil uyarı, hatta muhtıraVe iş yerindeki 27'nci saatimizde Tayyip Erdoğan, Kızılay Genel Kurulu'nda konuşuyor. Konu doğal afetlerden açılmışken, afetlerin her zaman doğal olmadığını söyleyip "Milletimiz kendisini felakete sürükleyecek fırsatçılara fırsat vermez" diyor, istikrara vurgu yapıyorİyimser bir yaklaşım!
Aradan birkaç saat daha geçiyor, bu kez Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek "sert" kabul edilen Hükümet açıklamasını yapıyorSon durum; herkes Başbakan'ın ulusa sesleneceği konuşmayı ve Anayasa Mahkemesi'nin "367 meselesi"nde herkesi kurtaracak kararı vermesini bekliyor!
Aklımızdaysa bu olaylar yaşanmadan önce bir okurumuzun önerdiği bir proje var. Okurumuz İlker Balcıoğlu şöyle diyordu: "Aktüel dergisi neden okurlarından 'iyi şeyler' muhabiri olmalarını istemiyor? Hayatta güzel şeyler de oluyor ama bunları görmüyoruz basında" Biz de piyasada en çok satılan kitapların "iyimserlik ve mutluluğu aramak" üzerine olduğunu tespit etmiş, bu konuda hazırladığımız dosya ile birlikte okurumuzun önerisini değerlendirmeye hazırlanıyorduk. Bu ülkede belki basit ama iyi şeyler de olduğunu, okurlarımızın bunları gördükleri yerde bize yazmalarını söyleyecektik. Artık her hafta "iyi şeyler" kontenjanından bir haber kullanma sözü bile verecektik. Yine de yapacağızİyimser bir yaklaşımla
Basında son yorumlar seçim talebini dile getiriyor. İyimser içeriği itibarıyla Ergun Babahan'ın yazısından alıntılıyoruz: "Türkiye kaçınılmaz olarak bir erken seçime gidiyor. Bu seçime nasıl gittiği tarihten daha önemli. Bence iktidar partisinin yapması gereken, AB'yi, demokratikleşme sürecini destekleyen muhalif siyasi partilerle biraraya gelmek ve ortak yeni bir reform paketi açmaktır. Bu pakette adil bir baraj oranından, siyasi partiler reformuna, 301'den kadın haklarına kadar herkesin üzerinde hemfikir olduğu veya olması gereken tüm unsurlar yer almalıdır"
Ama iyimser Türk olmak zor şey. Uzmanlara göre de öyle. Burcu Arman ve Hesna Onbaşı'nın haberinde psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan "Türk usulü iyimserliğin temelinde itaat kültürünün getirdiği, sorumluluktan kaçma psikolojisi var" diyor: "En küçük toplum yapısında bile (geçmişten gelen) bir bilene danışma yaklaşımı var bizde. Fakat bu durum kafa yormayan, riske girmeyen, sorumluluğu bir başkasına havale edip sıyrılmaya meyilli bir kişilik yapısı ortaya çıkartıyor." Tarhan'a göre bu insanlara yapay bir rahatlık ve dolayısıyla yapay bir iyimserlik veriyor. Bu yaklaşımı üretken, amaçları olan bir yapıya çevirmek gerekiyor
Nitekim yazar Fatma K. Barbarosoğlu ile yapılan, Semin Gümüşel imzalı, içeriği kötümser ama iyi bir röportaj okuyacaksınız bu sayıda. Şöyle diyor "tesettürlü yazar" olarak anılmak istemediğinin altını çizen Barbarosoğlu: "Biz aynı tarihi ikinci defa yaşıyoruz. Marx der ya 'Tarih önce trajedi olarak yaşanır, ikincisinde komedi!' Ortadoğu'da tarih daima trajedi olarak tekrarlanıyor (Siyaset tıkandı. Hiç kimsenin hiçbir projesi yok. Postmodern dönemde, sündürülmüş bir şimdiki zamanın içinde hapis kaldık hepimiz. Geleceğe dair kimsenin bir vizyonu yok (İnsanların projelerinin olmasını istiyorum. Hangi parti olduğu beni ilgilendirmiyor"
Velhasıl "gerçek iyimserlik" için önce gerçekçi olmak lazım. Basındaki "iyimser" yaklaşımlarla, muhalefetin askeri bir müdahaleye "karşı" fikir beyan ettiği cımbızlanarak aktarılsa da, tank izinden yürüdükleri ortada! Çünkü siyaset yapmıyor, çözüm üreterek mücadele etmiyorlar. Kamu meselelerine siyasi çözüm üretmeyi de bu hazırcılık içinde unutmuş durumdalar aslında.
Bir de Bülent Arınç gibi "siyasetçiler" varHükümetleri de zorda bırakan, muhtıralara bahane davranışları bir yana; "bir uzlaşma işi" olan siyasetle aralarının iyi olmadığı aşikârHer daim hazır krizci onlar da. Değişen bir şey yok yani
İyimser tarafı tüm tarafların önceden haberi varmış gibi görünmesi olan Genelkurmay açıklamasına gelinceSiyasete, Anayasa Mahkemesi'ne etkisi bir yana; amacıyla da çelişen bir açıklama! Genelkurmay, herkes "Ne mutlu Türküm diyene" desin istiyor; biz öyle anlıyoruz. Ama çizgiyi böyle çekince bu iş nasıl olacak?

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 95. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital