AKTÜELHepoku    
Her Hafta width=3 Türkiye width=3 Dünya width=3 Toplum width=3 Kültür Sanat width=3
 
   
 
İslam ve ekoloji

\"\"
\"\"
İslam ve ekoloji

Özellikle bu yıl yaşadığımız kuraklık ve sel felaketleri, tabiata ve onu zorlayan küresel ısınma gibi sorunlara karşı daha hassas yaklaşmamıza neden oldu. Küresel ısınmanın nedeniniyse biliyorsunuz: İnsanoğlu, dünyanın tüm nimetlerini tek başına tüketmek istiyor. Bunu da, epey karikatürize edilmiş biçimde ifade edeyim; dünyayı terk edebilecek düzeyde bir teknolojiye ulaşmak için yapıyor. Dünyayı terk edip yeni bir dünya aramayı mecbur kılacak ortamı da bu yolla ve hızla hazırlıyor. Bu gidişat karşısında bir bölümümüz de gerek çevreci gerek hayırsever gerekse doğa dostu gibi sıfatlarla mücadele veriyor.
Ağaç dikenler, petrol taşıyan tankerlerin yolunu kesenler, yakaladıkları hayvanlara numaralar ve mikroçipler takanlarTehlikenin biricik olmasına karşın herkes kendi açısından bir mücadele veriyor, yahut verdiğini sanıyor. Dolayısıyla bir arpa boyu yol alınamıyor. Aylar önce bu köşede dile getirdiğim bir soruyu, iki haftadır her boş vaktimde izlediğim bir belgesel vesilesiyle yine yazmak istiyorum. Çevreyi tahrip eden de, korumaya çalışan da muhatabıdır bu sorunun: İnsan kendini ne sanıyor?
BBC tarafından yıllar süren çalışmalar sonucu hazırlanan Planet Earth (Yeryüzü) adlı belgesel, kısa süre önce NTV tarafından yayınlandı. Kaçıranlara DVD olarak satılan bu belgeseli almalarını şiddetle tavsiye ederim. Çünkü bu çalışma, insana kendini ne sandığını ve aslında ne olduğunu açıkça gösteriyor.
50 yıldır yağmur almayan çöllerde sadece kendisini değil çevresindeki böcekleri, kuşları ve daha birçok canlıyı sulayacak yetenekler geliştiren bitkiler; eksi 60 derecede haftalarca yumurtalarını sıcak tutmayı başarabilen hayvanlar; yaşamak için güneşe gereksinimi olmayan canlılar arasında belki de en zayıf halka insanlar. Ve şimdi dünyaya ne yapıyorlarsa aslında kendilerine yapıyorlar. Hayatlarını sürdürmek için de bir arada, kolektif olarak yaşamak zorundalar. Buna rağmen de geçinemiyorlar! Aynı insanlar bir yandan doğal çevrenin dengesini bozacak işler yaparken öte yandan bozulanı düzeltebileceklerini sanıyorlar. Çok güç! Neden? Tabii çevreyi tahrip ettikten sonra yerine parklar bahçeler yapmak, ağaç dikmek asla doğal olanın yerini tutamayacak da ondan. Doğanın dengesi falan da bozulmuyor aslında. Çünkü tabiat değişen koşullara göre her an yeni bir denge noktası buluyor. Ama bu yeni denge noktasında aşırı sıcaklar, seller, kasırgalar, kısacası türlü iklim felaketleri de meydana gelebiliyor. Doğru soru işte bu noktada kendini gösteriyor: Bu yeni denge noktasının koşulları bizim yaşamamıza el verir mi?
Bu hafta kapağımızı çevreye ayırdık. Ama bambaşka bir açıdan yaklaşarak:
İslam ve ekoloji! Harvard Üniversitesi Dünya Dinlerini Araştırma Merkezi'nin hazırladığı, geçen ay Oğlak Yayınları tarafından Türkçe'de de yayımlanan "İslam ve Ekoloji /Bahşedilmiş bir Emanet" adlı ilginç kitap, Gökçen Beyinli Dinç'in haberine vesile oldu.

Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz!



   
 
Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın  
width=10
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital