![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
|
|||||||||
| "Hissediyorum, Mehmet Ağar bu ülkeye başbakan olacak" Doğru Yol Partisi'nin başını çektiği 'sağda birlik' hazırlıkları sürerken partinin genel başkanı Mehmet Ağar'ın 33 yıllık hayat arkadaşı Emel Ağar ile biraraya geldik. Emel Ağar siyasete mesafeli duran bir lider eşi olsa da, eşler üzerinden siyasetin yürütüldüğü bir dönemde siyaset dışı kalması pek mümkün değil. O da hem bir eş olarak, hem de çok güvendiği hislerine dayanarak iddialı konuşuyor: "Mehmet Ağar bu ülkeye başbakan olacak." Bu dönem liderlerin eşleri üzerinden siyaset yapılan bir dönem oldu. Biliyorum siz siyasi konulardan hep uzak duruyorsunuz ama bize bir lider eşi olmanın zorluklarını anlatır mısınız? Lider eşi olmakla, sade bir eş olmak... İkisini harmanladığınız zaman o zoru başarıyorsunuz. Sevgi ve saygı varsa bu sizi rahatlığa itiyor. Eşimle son derece mutlu bir hayat paylaştık, zaman zaman acıları da paylaştık ve inandık... Ben her zaman bir eş olarak onun yanında ve arkasında çok sağlam durduğuma inanıyorum, çünkü kendisi de bunu bana sözleriyle hissettiriyor. O bakımdan evin içinde eşimin her zaman rahat bir hayatı oldu, bizim rahat bir hayatımız var. Yani bir anne çocuklarına nasıl bakarsa, ki ben de çocuklarıma karşı öyleydim, benim eşim de benim için öyledir. Yani eve geldiği zamandan evden çıkana kadar her şeyini dakikası dakikasına programlarım. Gömleğini, kravatını, elbisesini, hepsini günlük olarak hazırlarım, ayrı ayrı poşetlere günlük kıyafetlerini koyarım. O bir yere gittiği zaman onu açar ve giyer. Hangi kravatı takacağım diye düşünmezHiç sıkıntıya düşmez. Başarının sırrı burada. - Sade bir ev hanımı olmakla, bir lider eşi olmanın mutlaka farklılıkları vardır ama siz o farklılıkları hissettirmemeye özen gösteriyorsunuz sanırım. Örneğin yemekleri kendiniz mi pişiriyorsunuz? Evet kendim pişiririm. Alışverişimi kendim yaparım. Her şeyin iyisini almaya çalışırım. Çok titiz çalışırım. Gerçi seyahatlerimizde ve ayrı olduğumuz zamanlarda bunun ne kadarını yapabiliyoruz orası tartışma konusu. İlk zamanlarımızda ben şok oluyordum. Seyahate gittiğimiz zamanlarda bir sabah kahvaltısıyla otelden ayrılırdık. Suyun haricinde hiçbir şey bulamadığımız günler olurdu. Köy yollarında verilen bir bazlama, bir ayranla günü tamamladığımız oldu. Ben yerel seçimler zamanında sabah çıkıp, gece yarısında yemek yediğimizi bilirim. Hatta annem bana çok acırdı, bir şeyler hazırlardı yememiz için ama onu da yiyemezdik, çünkü o kadar kalabalık olurdu ki onu paylaşamazdık. Ama zamanla her şeye alışıyorsunuz ve bu alışmak da yapmak istediklerinizle size dönüyor. İlk başta zorlukları oldu ama seneler geçtikçe, bu işin size olan dönüşünü gördükçe işin keyfine varmaya başlıyorsunuz ve daha hızlı yol almaya çalışıyorsunuz. Bir eş olarak "ne yapabilirim" diye düşünmeye başlıyorsunuz. Çünkü maalesef bu durumda arkanızda bir güç yoksa her şey kursağınızda kalıyor.. - Sizin siyasetle doğrudan bir ilginiz yok eşinizin dışında... Sayın Mehmet Ağar da "bir evden bir kişi yeter" diyor. Evet, siyasetle doğrudan bir ilgim yok. Bir evden bir kişi yeter, hatta çok bile. Çok zor bir meslek ve çok zor bir iş bu. - Siz uzak dursanız da bence eşlerin siyasette ciddi bir rolü var. Hal ve durum, giyiniş, tavır ve davranış da eşinizin bir parçası oluyor. Gayet tabii. Ben hiçbir zaman zorluktan kaçmadım ve kaçmayacağım. Çünkü bu ülkenin böyle insanlara çok ihtiyacı var. O yüzden bana düşen eşimin yanında olmaksa, eşimin yanında olacağım. Ama öne çıkmayı da seven bir kadın değilim ve göstermelik bir şekilde eşimin yanında olmayı da doğru bulmuyorum.. İlle de öne çıkıp "ben her şeyi yaparım" demekle de bir şey olmuyor. Geride ve yanında bana düşen her şey için yanındayım. Seneler önce bir aile büyüğümüz bana "o artık senin eşin olmaktan çıktı ve milletin malı oldu" dedi. Ben de öyle görüyorum. Ona yapabildiğim her şeyi millete yapmış gibi görüyorum. Bütün partililerimiz bana her zaman "Genel başkanımıza iyi bakın" diyorlar. - Partililer size nasıl hitap ediyor? Bana senelerdir eşimin hizmetleri dolayısıyla, emniyet görevi ve kaymakamlık dönemlerinde, çok genç yaşta olmama rağmen, "anne" diye hitap ederlerdi ve elimi öperlerdi. Bazen babam yaşımdaki insanlar elimi öperlerken utanırdım ama artık o kadar kanıksadım ki, bu yaşla alâkalı değil, yaptıklarımızın karşılığı bize öyle dönüyor. Ben de çok mutluyum. Benden çok büyük bir hanımın bana "Anne, abla, Emel abla" demesi beni hiçbir zaman rahatsız etmedi. - Eşler siyaset yaparken, eşler üzerinden siyaset yapılması sizi bir kadın olarak nasıl etkiliyor? Eşinizde bir kabiliyet yoksa konu hanımlara gelene kadar... Ama eşinizde bir potansiyel varsa ki, Mehmet Ağar'da bu var, o zaman gözler arkadaki insana, eşe de çevriliyor. Ben bunu 32 senedir çok güzel taşıdığıma inanıyorum. Öne çıkmak her zaman başarılı olmak demek değildir, arkada da durarak başarılı olabilirsiniz ama yeri gelir, onun yanında da yer alırsınız. Bunu sadece siyasette değil, bürokratik hayatımızda da her zaman yaptım. Her zaman her şeyi paylaştık. Buna sadece siyaset olarak bakmıyorum. Erkekle-kadın arasındaki paylaşma olarak görüyorum. Ama bende ve kocamda bir cevher olmasa zaten bu durumda olamazdık, diye düşünüyorum. Yani bu konu pek rahatsız etmiyor, çünkü benim kendime olan saygım ve inancım fazla. - Hislerinize güvenir misiniz? Hisleriniz kuvvetli midir? Evet hislerim çok çıkar ve bazen yalvarırım "Allahım bu hissi bana verdin, lütfen benden geri al" derim. Çok rahatsız ediyor. Mesela kızımın rahatsızlığında birtakım hislerim beni inanılmaz rahatsız etti. Kızımı, Yasemin'i Amerika'ya götürürken doktoruyla bazı konuşmalarım olmuştu ve bazı hislerim olmuştu. Daha sonra doktor bana "Emel Hanım bu nasıl bir şey, ben sizden korktum, bu nasıl bir annelik hissi" dedi. Yani olabilecek sıkıntıyı gerçekten hissediyorum, göğüs kafesim sanki patlayacak gibi oluyor, bütün ailemi arıyorum ve iyi olup olmadıklarını soruyorum; sonra rahatlıyorum.
|
||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|