![]() ![]() |
![]() |
|
||||||||||||||
|
|||||||||||||||
![]() |
|
|||||||||
| "Vallahi bir arkadaşa bakıp çıkacaktım!" Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turundan Cumhurbaşkanı değil, 367 tartışması çıktı. O kadarcık mı? Hayır! Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın CHP'li milletvekillerini sobelemesi, CHP Hatay milletvekili İnal Batu'nun ve AKP Amasya milletvekili Hazma Albayrak'ın seçimden bir gün önce yıllardır üyesi oldukları partiyi terk etmesi de cabası. Aylardır, haftalardır muhtelif şekillerde "AKP'nin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak" bazlı kabız tartışmalar, Başbakan Erdoğan'ın son saniyeye kadar keyfini çıkartarak yaptığı o uzun açıklamanın ardından gelen "Kardeşim Abdullah Gül" sözleriyle sona erdi. Ve aslında "çok şükür en azından aday belli oldu" şeklindeki saniyelik rahatlama yerini nur topu gibi yeni bir tartışmaya bıraktı: "367!" Yargıtay Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu'nun verdiği ilhamla muhalefet yolunda tam gaz giden CHP'nin "Anayasa Mahkemeli" itirazına karşı "Yok öyle şey" diyerek karşı çıkan iktidar partisinin "Ne olur, ne olmaz; biz de 367'li bir karşı formül yaratalım" görüşü tabiri caizse kucağımıza düştü. Günler süren görüşmeler, randevular, ikna çabalarıVe gün gelip çattı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu için TBMM'nin kapısından içeriye adım attığımızda her iki tarafın Anayasa kitapçığını ve Meclis İçtüzüğü'nü hatmetmek gerektiren seçim hamleleri yetmezmiş gibi, bir de konjontürel olarak popüler olmanın tadını kana kana çıkaran DYP ve ANAP'ın son saniye stratejileri üstümüze kabus gibi çöküverdi. Ama asıl kabus bizim değil, siyasetin üstüne çökmüştü. Ana muhalefet partisi CHP'den bazı milletvekillerinin Genel Kurul'daki oylama sırasında "Vallahi bir arkadaşa bakıp çıkacaktım" diyerek salona giren ve Meclis Başkanı Bülent Arınç tarafından "ebelenip, kukalanıp, tutanağa 'oturuma katıldılar' diyerek kaydedilmelerini mi anlatalım, gün boyunca liderinin yanında oturan, onun sözlerine başını sallayarak onay verip sonra "birazdan dönerim" diyerek sessizce Genel Kurul'a giren, üstüne üstlük bir de partisini yeren bir konuşma yapan DYP'lileri mi? Oylama anına kadar süren "ikna" görüşmeleri yüzünden yıllar boyunca üyesi olduğu partisinden nedense seçimden sadece bir gün önce yolsuzlukları, anti-demokratik uygulamaları bahane gösterip istifa edenler de cabası. Meclis gerçekten tarihi günlerinden birini yaşadı. Herkes Türkiye'de siyasetin nasıl yapıldığını bir kez daha anladı. Demokrasi, hukuk, iç tüzük, anayasa gibi kelimelerin arkasına nasıl kolay sığınıldığı bir kez daha ortaya çıktı. Bir partiye göre demokratik olanın, diğerine göre nasıl bir siyasi manevra anlamı taşığıdı anlaşıldı. Kimileri "Gül, ilk turda siyasi çoğunluğa ulaşamadı ama en azından muhalefetin antidemokratik tavrını deşifre etti" dedi. Kimileri "İktidarın dayatmacı tavrına en güzel şekilde karşılık verdik. Bu iş mahkemede çözülür" dedi.
|
||||||||||
| Her hafta | Türkiye | Dünya | Toplum | Kültür Sanat | Yazarlar | Künye / İletişim | Bize ulaşın | |||
|